Birine güvenmek, bazen uzun yılların, bazen bir bakışın, bazen de bir hissin sonucudur. Ama her halükârda içinde umut taşır. "Sana güveniyorum" demek, sadece karşındakine değil, aslında kendine de söylediğin bir cümledir: "Yanılmayacağım. Bu defa olmayacak."

Ancak her geçen yıl, her yeni tanışma, her küçük kırılma, insanın içindeki o güven hissini biraz daha yontuyor. Bugün güvenmek; cesaret, emek ve çoğu zaman göze alamadığımız bir risk.

 

ZAMANA YENİLEN DUYGU: GÜVEN

Eskiden insanlar birbirine daha çok güvenirdi deriz. Kapılar kilitlenmeden uyunur, çocuklar sokakta tanımadıkları amcalardan şeker alır, komşular birbirlerinin evine anahtarla girerdi.

Şimdi o günlere masal gibi bakıyoruz. Çünkü artık güven, anlatılan bir nostaljiye dönüştü.

 

PEKİ NE OLDU DA DEĞİŞTİK?

Kime sorsan, “İnsanlar değişti” der. Ama sadece insanlar mı?

Yoksa bizi değiştiren sistem, hayat koşulları, hız, hırs ve dijitalleşen sahte yakınlıklar mı?

 

HAYAL KIRIKLIKLARI ZİNCİRİ

Güvenin bu kadar zor hale gelmesinin en temel nedeni, ardı ardına yaşanan hayal kırıklıkları zinciri.

Bazen bir arkadaş sırrımızı başkasına anlatıyor.

Bazen ailemiz dediğimiz bir insan sırtımızdan vuruyor.

Bazen yöneticiler, siyasiler ya da kurumlar, adalet ve doğruluk beklentimizi boşa çıkarıyor.

Zamanla, insanlar birer hayal kırıklığı dosyası haline geliyor zihnimizde.

Birileri gelirken bile, “Nasıl gidecek?” endişesiyle karşılıyoruz.

Ve işte o zaman başlıyor savunma duvarları yükselmeye.

Güvenmek Yüzleşmeyi de Gerekli Kılar

Gerçek anlamda birine güvenmek, onun sizi üzmeyeceğini değil, üzse bile bu güveni suistimal etmeyeceğini düşünmektir.

Bu yüzden güven, sadece karşındakine dair değil, kendinle yüzleşmeyi de gerektirir.

Güvenmek demek, bazen geçmişte yaşadıklarını unutmak demek değildir;

onlarla yaşamayı öğrenmek ve her insana yeni bir sayfa açabilmek demektir.

Ama bunu yapmak, yorgun bir kalbin yeniden cesaret etmesini beklemektir.

Dijital Çağda Güven Yitimi

Bugünün dünyasında, her şey “görünürlük” ve “etkileşim” üzerinden ölçülüyor.

Gerçek yüzler yerine, filtrelenmiş hayatlara tanıklık ediyoruz.

Yüz yüze ilişkiler yerini mesajlara, ses tonları emojilere, göz göze gelmeler algoritmalara bırakıyor.

İnsanlar artık daha hızlı tanışıyor ama daha yüzeysel bağlar kuruyor.

Güven, bu hızda gelişmiyor. Oysa güven, zaman ve sabır ister.

Birinin yanında ne zaman sessiz kalabileceğini ne zaman gözlerine bakıp bir şey söylemeden anlaşabileceğini fark edebilmek için bir süre birlikte yürümek gerekir.

Ama biz artık birkaç fotoğraf ve birkaç cümleyle "tanımış" oluyoruz karşımızdakini.

Ve tam bu yüzden, birkaç kelimeyle de güven yıkılabiliyor.

Toplumda Sistematik Güvensizlik

Bugün sadece bireysel değil, toplumsal ölçekte bir güven bunalımı yaşıyoruz.

Vatandaş adalete güvenmiyor.

Gençler eğitim sistemine, mezunlar iş hayatına güvenmiyor.

Emekli geleceğe, çalışan maaşına, öğrenci hayaline güvenemiyor.

Seçmen, seçtiğine güvenemiyor.

Güvensizlik öyle bir hal aldı ki, insanlar artık birinin iyi niyetine bile kuşkuyla bakar oldu.

“Bir çıkarı vardır”, “Bir şey istiyor olmalı” gibi düşünceler, içten gelen basit bir iyiliğin bile önünü kesiyor.

Güvenmek Cesarettir Ama Aynı Zamanda Bir İhtiyaçtır

Güvenmeden yaşanmaz. İnsan güvenmediği bir ortamda ne büyüyebilir ne sevebilir ne de iyileşebilir.

Her insanın, sırtını dayayabileceği en az bir kişiye ihtiyacı vardır.

Yoksa dünya çok gürültülü, çok kaotik bir yere dönüşür.

Güvenmek cesurca bir karardır.

Evet, kandırılabilirsiniz.

Evet, aldatılabilirsiniz.

Ama her kırılma, bir daha kimseye güvenmemek için değil; daha sağlam bir iç pusula oluşturmak içindir.

Kendine Güvenle Başlar Her Şey

Belki de önce güvenmeyi yanlış kişilere öğrettiğimiz için kırıldık.

Belki de kendimize yeterince güvenmediğimiz için başkalarının onayına ihtiyaç duyduk.

Ama güven, önce kendine inanmakla başlar.

 

Kendine güvenen insan; hata yapsa da toparlar, kırılırsa da iyileşir.

Ve kendine güvenen biri, başkalarına da güvenmeyi yeniden deneyebilir.

Çünkü bilir ki, güvensizlik bir tür esarettir;

insanı yalnızlaştırır, yorar, tüketir.

Son Söz: Kırılmış Olsak da Denemeye Değer

Güvenmek, bir insanın başka bir insana en büyük armağanıdır.

Karşılıksız, beklentisiz, içten gelen bir “eminim” duygusudur.

Bugün güvenmek zor olabilir.

Ama her zor şey gibi, en çok da güven duygusu güzeldir.

Bir gün, birine kalbinizle güveneceksiniz.

Ve o gün, tüm bu şüphe dolu günlere rağmen,

“İyi ki pes etmemişim” diyeceksiniz.