Malatya’da tarımı konuşuyoruz. Kayısıyla, bağlarıyla, tarlalarıyla övündüğümüz bu topraklarda bugün en büyük mesele su. Çat Barajı alarm veriyor. Yetkililerin ifadesiyle “neredeyse kuruma noktasına geldi.” Bu, sadece bir barajın su seviyesi değil; binlerce çiftçinin alın terinin, yüzbinlerce ağacın geleceğinin alarmıdır.

Yıllardır bu topraklarda “su varsa hayat var” denildi. Ancak bugün geldiğimiz noktada suyun yokluğu, sadece çiftçiyi değil, kentin ekonomisini de köşeye sıkıştırıyor. Tarımda üretim zinciri öyle bir şeydir ki, bahçede kuruyan kayısı ağacının faturası yalnızca üreticiye değil; ihracatçıya, tüccara, esnafa, hatta soframızdaki meyveye kadar uzanır.

KURAKLIK VE YÖNETİM SORUNU

Son yıllarda iklim değişikliğinin etkisiyle yağışlar azaldı, kuraklık arttı. Fakat sorun yalnızca doğanın insafına bırakılacak bir mesele değil. Sulama kanallarındaki tahribat, kayıpları artırıyor. DSİ ile sulama birlikleri arasındaki koordinasyonsuzluk ve plansızlık da tabloyu ağırlaştırıyor. Bir yandan barajdan bırakılan su boşa akıyor, diğer yandan bahçesine bir damla ulaşamayan üretici çaresizlik içinde kalıyor.

Bugün Malatya’nın birçok köyünde çiftçi sabaha kadar kuyuların başında bekliyor, bahçesini kurtarmak için çırpınıyor. Traktörlerle su taşıyan üreticilerin görüntüleri artık sıradanlaştı. Bu durum sürdürülebilir mi? Elbette hayır.

ÇİFTÇİNİN İKİNCİ DARBESİ

Meyve bahçeleri bu yıl don felaketinden zarar gördü. Baharın ortasında açan çiçekler, bir gecelik soğukla kurudu. Çiftçi “zararı telafi ederiz, yeniden üretime devam ederiz” derken, şimdi susuzlukla bir kez daha darbe yiyor. Çaresizlik büyüyor. Bir üretici geçen gün şöyle dedi: “Ağaçların gövdesi yeşil ama yaprakları kıvrıldı, meyve tutsa da küçücük kaldı. Suyumuz yoksa emeğimiz de yok.”

Oysa Malatya’nın ekonomisi, köylünün umudu, kentin geleceği bu bahçelerde yeşeriyor. Sulama suyunun kesilmesi, sadece çiftçinin değil, şehrin tamamının meselesidir. Çünkü tarım bir zincirdir; üretici susuz kalırsa, şehir de işsiz, esnaf da kazançsız kalır.

ÇÖZÜM BEKLEYEN BÜYÜK KRİZ

Bugün harekete geçilmezse yarın çok geç olabilir. Çat Barajı’nın su seviyesini artıracak uzun vadeli projelere ihtiyaç var. Yağmur hasadı, kapalı sistem sulama kanalları, damla sulama teşvikleri gibi projeler artık ertelenemez. DSİ ile sulama birlikleri arasında daha güçlü bir koordinasyon kurulmalı, suyun yönetiminde şeffaflık sağlanmalı.

Malatya’da yıllardır konuşulan yeni baraj projeleri raftan indirilmelidir. Ayrıca mevcut barajların çevresindeki kaçak kuyuların denetimi yapılmalı, suyun adil ve planlı dağıtımı garanti altına alınmalıdır. Çünkü su, yalnızca güçlü olanın değil; üretim yapan herkesin hakkıdır.

SU YOKSA GELECEK DE YOK

Unutmayalım, su meselesi sadece tarım meselesi değildir. Musluktan akan suyun da, pazarda satılan kayısının da kaynağı aynı yerdedir. Çat Barajı’ndaki alarmı görmezden gelirsek yarın soframızdaki ekmeğin de, meyvenin de yokluğunu hissedeceğiz. Çat Barajı kurursa, sadece ağaçlar değil, sadece kayısı bahçeleri değil; Malatya’nın geleceği kurur.