Türkiye’de yıllardır tartışılan en temel meselelerden biri hiç kuşkusuz barınma sorunu. Yüksek faiz oranları, artan ev fiyatları ve daralan alım gücü… Vatandaş, bir yandan başını sokacak bir evin, bir iş yerinin ya da bir aracın hayalini kurarken, diğer yandan bu hayallerin çoğu zaman imkânsızlaştığını görüyor.

İşte tam da bu noktada Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un açıkladığı Emlak Katılım Tasarruf Finansman Sistemi, dikkatleri üzerine çekti. Bakan Kurum’un ifadeleriyle bu sistem “tamamen devlet güvencesinde” olacak, “kesinlikle faiz içermeyecek” ve vatandaşlara kendi ödeme planlarını yaparak ev, iş yeri ya da araç sahibi olma imkânı tanıyacak.

SİSTEMİN ÖZÜ NE?

Yeni modelde isteyen vatandaş, her ay noter huzurunda yapılacak çekilişlerle finansman desteği alabilecek. Çekilişe girmek istemeyenler için ise “Müşteri Bazlı Tasarruf Finansman” yöntemi devreye girecek. Yani vatandaş, kendi teslim tarihini belirleyip peşinat veya taksit düzeniyle sürece dahil olabilecek. TOKİ ve Emlak Konut iş birliği de sisteme güven sağlayan önemli bir unsur olarak dikkat çekiyor.

DAR GELİRLİNİN ELİNİ RAHATLATIR MI?

Teoride bakıldığında faizsiz, devlet güvenceli ve planlanabilir bir sistem kulağa umut verici geliyor. Ancak pratikte işler biraz daha karmaşık. Ev fiyatlarının milyonlarla ifade edildiği bir ortamda, dar gelirli vatandaşın aylık ne kadar tasarruf yapabileceği büyük bir soru işareti. Evet, sistem faizsiz olabilir ama “yüksek taksitler” karşısında vatandaşın ödeme gücü yine zorlanabilir. Dolayısıyla başarıya ulaşması için yalnızca modelin varlığı değil, ödeme planlarının gerçekçi olması da kritik.

İMAR HAKKI AKTARIMI DÜZENLEMESİ

Bakan Kurum’un açıkladığı bir diğer önemli düzenleme ise imar hakkı aktarımı. Kamu hizmet alanına denk gelen ve yapılaşma hakkı tanınmayan arazilerin mağduriyetini gidermek için geliştirilen bu yöntem, şehir planlamasında da yeni bir kapı aralıyor. Vatandaş, kullanamadığı hakkını başka bir alanda değerlendirecek; böylece hem mağduriyetler giderilecek hem de kamu yatırımlarının önü açılacak.

SONUÇ: UMUT İLE GERÇEKLİK ARASINDA

Faizsiz finansman modeli, kuşkusuz toplumun geniş kesimleri için heyecan verici. Ancak bu heyecanın somut bir umuda dönüşmesi, dar gelirli vatandaşın da sisteme dahil olabilmesiyle mümkün olacak. Eğer sistem, sadece orta ve üst gelir grubuna hitap eden bir araç haline gelirse, amacına ulaşmaz. Ama gerçekten “herkesin başında bir çatısı, altında arabası, bereketli bir dükkanı” olacaksa, o zaman Türkiye’de sosyal adalet açısından büyük bir adım atılmış olur.

Kısacası, yeni modelin başarısı sadece yasal düzenlemelere değil, uygulamadaki samimiyet ve vatandaşın cebine uygunluğa bağlı. Bugün açıklanan bu sistem, ya yeni bir umut kapısı olacak ya da daha önce yaşanan hayal kırıklıklarına bir yenisini ekleyecek.