Sabır taşı çatladı

31-08-2025 17:31

6 Şubat 2023 hepimizin hayatında derin yaralar bırakan bir tarih. Malatya’nın da içinde bulunduğu 11 il, o sabah ne olduğunu anlayamadan bir felakete uyandı. Kayıplar, yıkımlar, hayal kırıklıkları... Ardından gelen toparlanma süreci ise belki de depremin kendisi kadar sancılı ve yorucu oldu. Bu sürecin en görünür yaralarından biri hâlâ kanıyor: Malatya trafiği.

Depremin üzerinden bu kadar zaman geçmesine rağmen, şehir hâlâ bir enkazın içinden çıkmaya çalışıyor. Şantiye haline dönüşmüş sokaklar, her köşe başında bir iş makinesi, kapanan yollar, bozulan altyapılar ve tüm bunların ortasında saatlerce trafikte kalan vatandaşlar... Malatya'da artık araç kullanmak, sabır testine dönüşmüş durumda.

Deprem sonrası Malatya’da birçok yol ya enkaz kaldırma çalışmaları nedeniyle kapatıldı ya da altyapı tamamen çöktüğü için kazıldı. Alternatif yollar ise ya dar, ya bakımsız ya da yoğunluk nedeniyle kilitlenmiş halde. Öyle ki kimi zaman bir mahalleden diğerine geçmek bile yarım saati bulabiliyor.

Sabah işe giden, akşam evine dönmek isteyen binlerce insan, saatlerce direksiyon başında bekliyor. Özellikle mesai saatlerinde trafik tam anlamıyla kilit. Sinyalizasyon sistemleri yeterli değil, geçici yönlendirme levhaları kafa karıştırıcı. Navigasyonlar bile Malatya trafiğinde çaresiz.

Elbette bu yolların kapanması veya daralması tek başına suç değil. Yeniden inşa süreci elbette zaman alacak. Ancak sorun, bu sürecin planlanamamasında yatıyor. Aynı anda hem altyapı çalışması, hem bina yıkımı, hem de üstyapı inşaatlarının başlaması, şehir içi ulaşımı tamamen felç ediyor. Koordinasyon eksikliği ve plansızlık, halkın günlük yaşamını ciddi anlamda zorluyor.

Düşünün; bir sokakta hem elektrik altyapısı kazılıyor, hem karşı kaldırımda bir binanın yıkımı var, hem de aynı sokaktan geçen otobüs güzergâhı hâlâ aktif. Sonuç? Ne iş yapan rahat çalışabiliyor, ne vatandaş geçebiliyor.

Malatya’da özel araçla trafikte zaman kaybetmek istemeyen vatandaşlar ise ne yazık ki toplu taşımada da büyük sıkıntılar yaşıyor. Otobüsler kalabalık, sefer sayıları yeterli değil, bazı hatlar hâlâ güncellenmedi. Yol kapamaları nedeniyle otobüslerin güzergâhı sık sık değişiyor; duraklarda bekleyen insanlar ne zaman, hangi otobüsün geleceğini bilmeden saatler geçiriyor.

Minibüsler de çözüm değil. Alternatif gibi görünse de, trafik sıkışıklığının içinde onlar da çaresizce yol almaya çalışıyor. Üstelik denetimsizlik nedeniyle minibüslerde yaşanan yoğunluk ayrı bir sorun haline gelmiş durumda.

Bu tablo, sadece bugünü değil, önümüzdeki yılları da tehdit ediyor. Çünkü yeniden inşa süreci daha uzun yıllar devam edecek. Eğer bu süreç bugünkü gibi plansız ve dağınık ilerlerse, Malatya'da trafik sadece bir sabır testi değil, gerçek bir yaşam kalitesi sorunu haline gelecek.

Yerel yönetimlerin bu konuda şeffaf, koordineli ve uzun vadeli bir planla hareket etmesi gerekiyor. Altyapı çalışmaları etaplara ayrılmalı, geçici güzergâhlar önceden ilan edilmeli, toplu taşıma sistemi güçlendirilmeli. Ayrıca, vatandaşlarla daha fazla iletişim kurulmalı. Hangi yol ne zaman kapanacak, alternatif rota nedir, ne kadar sürecek? Bunlar önceden bilinmeli ki halk plan yapabilsin.

Bu süreçte vatandaşlardan sabır bekleniyor. Ancak sabır da bir yere kadar. İnsanlar işine geç kalıyor, hastaneye ulaşamıyor, çocuklar okula yetişemiyor. Üstelik tüm bu sıkıntılar her gün tekrar ediyor. Hal böyle olunca da Malatya’da trafik sadece bir ulaşım meselesi değil, aynı zamanda psikolojik bir baskı haline geliyor.

Yeniden ayağa kalkmak sadece binaları dikmekle olmaz. Şehir, yaşayan bir organizmadır. Ulaşımı, iletişimi, sosyalliği, güvenliği ile bir bütündür. Malatya'nın ayağa kalkması için bu bütünün her parçasının sağlıklı işlemesi gerekir. Ve şu an bu parçaların en zayıf halkası, ne yazık ki trafik.

Depremin yükünü zaten omuzlarında taşıyan Malatyalıların artık daha fazla yük kaldıracak gücü yok. Şehir yeniden inşa edilirken, insanların günlük yaşamı da düşünülmeli. Yoksa bu yeniden inşa süreci, yaşanabilir bir Malatya hayalinden daha çok bir kaosa dönüşebilir.

DİĞER YAZILARI SEVMEK AMA İNCİTMEDEN SEVMEK 01-01-1970 03:00 İYİ ANNE BABA OLMAK 01-01-1970 03:00 DAR GELİRLİNİN UMUDU MU, YENİ BİR SINAV MI? 01-01-1970 03:00 ENGELLİ ANNESİ OLMAK 01-01-1970 03:00 MEMLEKET ÖZLEMİ, GURBETİN YÜKÜ 01-01-1970 03:00 AKRAN ZORBALIĞI 01-01-1970 03:00 GENÇLİK BEKLİYOR 01-01-1970 03:00 Kayısının başkenti zaten Malatya’ydı, unutmadık! 01-01-1970 03:00 Yeni başlangıçların ayı eylül 01-01-1970 03:00 Dünyadaki En Ağır Yük: İyi Niyet 01-01-1970 03:00 Suyu Doğru Kullanmak 01-01-1970 03:00 İLAHİ ADALET 01-01-1970 03:00 ÇAT BARAJI KURURSA… 01-01-1970 03:00 BİR SESSİZLİK ÇIĞLIĞI 01-01-1970 03:00 GÜVENMEK, SEVMEKTEN DAHA DEĞERLİ 01-01-1970 03:00 KAYISININ KIYMETİNİ BİLMİYORUZ 01-01-1970 03:00 KÜRESEL ISINMA VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA ARTAN YANGINLAR 01-01-1970 03:00 İYİLİK ET, DENİZE AT… 01-01-1970 03:00 60 Bin Lira Maaş, Yine de Boşta Kalan İşler 01-01-1970 03:00 Hayatın Sermayesi: Güven 01-01-1970 03:00 Diplomalı İşsizler 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Yeniden Doğuşunda Zamanla Yarış 01-01-1970 03:00 MALATYA BALI: NEREDE O ESKİ TATLAR? 01-01-1970 03:00 AMACINA HİZMET ETMEYENLER 01-01-1970 03:00 GÜVENMEK NEDEN BU KADAR ZOR HALE GELDİ? 01-01-1970 03:00 GENÇLER NEDEN UMUTSUZ? 01-01-1970 03:00 GÜZEL DÜŞÜNMEK, POZİTİF YAŞAMAK 01-01-1970 03:00 GELECEĞE ATILAN EN KRİTİK ADIM: YKS TERCİHİ 01-01-1970 03:00