İki bin 18 seçimlerinde Ak Parti’den aday adaylığı başvurusunda bulunmuştum.
İçimde olan, milletvekili olmaktan ziyade, Malatya’ma, Türkiye’me hizmet etmek ülküsüydü.
Yoksa milletvekili olursam, karşılanırım, uğurlanırım, ünlü insanlarla oturur kalkarım gibi şeyler hiç değildi.
Paraymış, maaşmış hiç aklımdan geçmezdi.
Baro Başkanlığımız sırasında, Avukatlık Kanununda, başkanın görev nedeniyle yaptığı seyahatlerinin, gezilerinin tüm giderleri baroca karşılanacağı yazılı olduğu halde, bir kuruş bile baroya yüklemedim, hepsini cebimden karşıladım.
Milletvekili olmak isteğimin nedeni de, bunu, vatana millete çalışmanın en iyi aracı olarak görmemdi.
Başvurumdan bir süre sonra, akşam, evde telefonum çaldı.
Arayan, Ak Parti Genel Merkezinden aradığını, iki gün sonraki tarihte görüşme için Genel Merkezde olmamı istedi.
Bu çağrı bizde şok tesiri yaptı.
“Evet milletvekili oluyoruz” dedik.
Buna yüzde yüz inandık.
Sanki üzerime sorumluluk duygusu bindi.
Ve tabii ki çok sevindik
Bir süre sonra başvuran bazı arkadaşları aradım, konuştum. Onlardan, bunun mülakat çağırısı olduğunu öğrendim.
Allah bize bu duyguyu, bu milletvekili olma duygusunu yüzde yüz yaşatmıştı yani.
Geçenlerde, Battalgazi İlçe Başkanlığımıza gitmiştim. Basri Kahveci Başkana bu vakıayı anlattım, çok güldük.
Şimdiye dek bir tek Basri Başkana anlatmış oldum bu güzel olguyu.
Basri Başkan da işinin, görevinin erbabı yani.
Bir konu aklıma geldi onu açtım.
Bazı İslami çevreler sosyal medyada yoğun olarak Atatürk aleyhine yayınlar yapıyorlar, Kurtuluş Savaşı diye bir savaş olmadı, Otuz Ağustos Büyük Taarruzu, Yunanlıların denize dökülmesi diye bir şey yok; bu devleti İngiltere kurdu benzeri alçakça iddialarda, hakaretlerde bulunuyorlar. Bunu yapanların esas amacı da, başarıları görmeyip, “Ak Parti geldi ne oldu? Kemalist düzen devam ediyor benzeri demagoji yapıp, bazı kafaları karıştırarak bölücülük yapmak, Cumhurbaşkanımızı zayıflatıp Ak Parti İktidarını devirmek, böylece bilerek veya bilmeyerek emperyalist güçlere hizmet etmek dedim.
Başkan, “Bu konuşmalara ne gerek var. Bunlar boş konuşmalar. İstiklal savaşı olmadıysa, İngilizler niye Türkiye’ye girdiler. İtalyanların, Fransızların, Yunanlıların Türkiye’de ne işleri vardı.
Mekke fethedilip, merkez yapılıp, Cahiliye Devri kapandıktan sonra bazı kabile liderleri kendi aralarında, biz daha çok şehit verdik, biz daha çok mal, daha çok para verdik gibi tartışırlarken Peygamber Efendimiz duruma rastlamış, “Bırakın bu Cahiliye çığırtkanlığını! Cahiliye davasını mı güdüyorsunuz?” demiş; bu konuşmaların münafıklık, kokmuş, faydasız tartışmalar olduğunu söylemiş dedi.
Sayın Başkanın bu açıklaması tam da bugünkü münafıklık çalışmalarını anlatıyordu.
Çok güzel anladım.
Bu ikinci gidişimdi ziyaretine; birincisi 17 Şubat 2022.
Arguvan İlçe Başkanı geldi sonra, onunla da tanıştım.
Üç kişi daha geldi, onları tanımıyordum, onlardan beni tanıyanlar vardı.
Sözümü hemen bitirdim, müsaade istedim.
Uğurlanırken, Basri bey, “Başkanım bekleriz. Burası sizin.” dedi.
Son sözlerimiz, ikimizin de ağzından aynı anda çıkan, “Allah’a emanet olun!” dilekleriydi.
Şimdi, bu adaylık başvurusu, mülakat çağrısı hususunu anlatmamın amacı Ankara’da, Genel Merkezde, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Av. Mv. Ahmet Sorgun Başkanlığındaki Mülakat Heyeti önünde geçen bir konuşmayı size iletmekti ki, bunu yeri geldikçe yazılarımda paylaşmıştım.
Gördüğüm diğer adayların mülakat süreleri beş-on, bilemedin on beş dakika gibi sürüyordu.
Benimki, bir saate yaklaşmıştı. Konuşmamın bir yerinde,
-Oğlumun düğününde iki nikah şahidimiz vardı. Biri CEM Vakfı Başkanımız, diğeri Malatya Müftümüz der demez, Ahmet Sorgun Beyin gözleri, çok duygulu, çok coşkulu bir şekilde, sanki şaha kalkmış gibi, gözlerimin içine bakarak,
-Başkanım işte bu! Başkanım işte bu! Biz bu büyük medeniyetimizi başka nasıl kuracağız diyordu.
Bunu Arguvan’da, çay bahçesinde oturduğumuz arkadaşlara anlattım.
-Sana öyle söylemiş! dediler. Ben de onlara,
-Ben Ak Parti’nin içindeyim, bana niye farklı söylesinler dedim.
Mülakatta heyetin diğer üyeleri de canla, başla beni dinliyordu.
Sonunda, Sayın Ahmet Sorgun Bey, bana,
-Başkanım oy getirebilir misin? Oy getirebilir misin? diye sordu.
Ben böyle durumlarda, bilerek mi, bilmeyerek mi, bazen kendi aleyhime konuşurum.
Bocaladım, geveledim,
-Evet oy getirebilirim diyemedim.
-Bütün partilerden oy getirebilirim. Bütün partilerin küskünlerinin, sandığa gitmeyenlerinin, kararsızlarının oylarını getirebilirim deseydim abartılı olmazdı.
Sonraki zamanlarda, benim Ak Partiye adaylık başvurusunda bulunacağımı bildiren basınımızda, benimle ilgili çok olumlu, övücü yazılar olduğunu gördüm.
Mesela biri, “Sosyal Demokrasi’yi özümsemiş, vatandaşın dert ve sıkıntılarını bilen ve bunları halı altına asla süpürmeyeceğine inanılan Sayın Selahattin Sarıoğlu’nun gireceği yeni kulvarda siyaset yapacak olması, siyasete farklı bir renk katması bekleniyor. Sarıoğlu’nun bu hamlesi, Ak Parti’nin Parlamento’ya daha güçlü girmesine sebep olacak. Ak Partinin tüm illerde bu simaları bulup Parlamento’ya göndermesi ise daha bir yapıcı ve çözüm üreten bir Parlamento’nun şekillenmesine vesile olacağı konuşuluyor.” Yazı daha çok uzun. Yazanından Allah razı olsun.
Daha önce Busabah, şimdi devamı olan Sonmanşet’te çıkan yazılarımı paylaştığım gruplar içindeki hem Alevi önderlerinden, hem cami İmamlarından beğenme, tebrik, teşekkür yanıtlarının geldiğini söyleyebilirim.
Geçen Kurban Bayramı, Ak Parti Bayramlaşma töreninde Hacı Bektaş Veli Vakfı Genel Başkanı Hasan Meşeli’den yazılarıma ilişkin çok değerli sözler duymuştum; sağolsun sayın başkan.
Yeri gelmişken, Cumhurbaşkanımızca Alevi – Bektaşi Kültür Başkanlığı on bir kişilik Danışma Kurulu Üyeliğine seçilen CEM Vakfı Malatya Şube Başkanımız Eşref Doğan Dedeyi candan kutladığımı, başarılı hizmetler dilediğimi ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanımıza, bu çok isabetli seçimlerinden dolayı teşekkürlerimi arz ettiğimi buraya yazayım.
Bir avukat arkadaşım Baroda, kalabalık içinde, 2018 seçimi sonrasında, “Ak Parti seçimde bir milletvekili kaybetti ama Selahattin Sarıoğlu’nu kazandı” dedim diğer odada, burada da söylüyorum dedi.
CHP’den AK Parti’ye geçmem üzerine, bir taziyede karşılaştığım şimdi rahmetli olan, Zaviye Mahallesi Muhtarı, Baki Ulutaş, nur içinde yatsın, herkesin içinde bana, “Selahattin Sarıoğlu’nu kaybeden CHP Türkiye’yi kaybetmiştir.” demişti.
Baroda bir Alevi arkadaşım yüksek sesle, “Ak Parti seni aday göstersin, oyumu Ak Parti’ye vereceğim”
demişti. Adını da yazayım; Av. Hüseyin Cem Güney.
Yine Baromuzda, Ak Parti Belediye Meclis Üyesi bir arkadaş, “CHP seni birinci sıraya koysun oyumu CHP’ye vereyim.” dedi. Bunu duyan Covid’den rahmetli Malatya eski Belediye Başkanımız Seyhan Semecioğlu o arkadaşa, “Sen meclis üyesi değil misin? Nasıl CHP’ye oy verirsin?” diyerek kızmıştı.
Bir Alevi mühendis arkadaşım da, Cumhurbaşkanımızı rüyamda gördüğümü de anlattığım yazıma gönderdiği mesajda, aynen şunları yazmıştı, “Abi devlet büyüklerini rüyada görmek iyidir derler bizim ihtiyarlar. Temennim bu seçimde en az bir merkez ilçe belediye başkanı adayı olursan hem sevinirim hem de üzülürüm. Üzülmemin nedeni Ak Partiden aday olursan Ak Partiye oy vermek zorunda kalacağım diye üzülürüm. Tanrı yardımcın olsun, saygılar. 29 Ağustos 2023 (Çok sevgili arkadaşım, mutluluklar.)