Biri birinden kötü.
Deprem masada, yaraları sağaltılmaya çalışılıyor.
Yeni Malatyaspor öyle değil.
Ölü ama defnedilmemiş.
Kötü koku yayıyor etrafa.
Bir tanınmış kişinin annesi vefat etmişti.
Son görevimizi yapmak için mezarlığa gittik.
Cenaze namazı sırasında, defin sırasında etrafa ağır koku yayılıyordu.
Yalnız yaşayan anne ölmüş, günlerce öyle kalmıştı...
Malatyaspor’un kokusu Beydağlarını aştı, Türkiye’ye yayılıyor.
İstanbul’da, sahada, seremonide rakibi Pendikspor vardı, kendisi yoktu.
O fotoğraf yayıldı dalga dalga.
Şanlıurfa’nın ünlü Sıra Gecelerinde, konuklara bardaklara şerbet doldurup dağıtılırken, gecenin adabına, töresine aykırı hareket etmiş olana sıra geldiğinde, “Boş ver” denilir, önüne boş bardak bırakılırmış.
Sahada, Pendikspor on bir futbolcusuyla dizilmiş, yanındaki Yeni Malatyasporun yeri de töreye uymayanın şerbet bardağı gibi ‘boştu’.
Bu şehre, bu şehrin futboluna değer katan İnönülerin, Özalların, Soykanların, Fevzi Yenerlerin, Osman Çağlıların… mezarda kemikleri sızlıyor, bu takımı bu hallere sokan, hala da kemik peşinde dolaşanların utanmazlıkları parlıyor.
Ah ah!
Bu takım böyle olmasaydı, Malatya böyle sessiz, böyle gülümsemesiz olur muydu?
Yeni Malatyaspor’un, 2001, 4 Haziranda, Playoff’ta, Sakaryasporu geçip Süper Lige çıktığını ilan ettiğinde, hemşerilerimizin 15 Temmuz darbe girişimine tepkilerini gösterirken, meydanları, caddeleri, sokakları doldurup taşırması gibi bir hal vardı şehirde.
O sırada Belediye Başkanı Yaşar Çerçi, Yeni Malatyaspor’un da Başkanıydı.
Geçenlerde beni arayıp, “Durak, kaldırımdan başka bir şey yapmamışım gibi yazmışsınız Selahattin Bey deyip, 57 dakika yaptığı hizmetleri anlattığında, ben de Yeni Malatyaspor’u Süper Lige çıkarmasını hatırlatmıştım.
Şehre yaşatılan böyle bir mutluluk tadından yenmez bir mutluluk hakikaten.
Sümer Dokuma Fabrikasının 5.5 milyona Girişimciler Grubuna verilmesi karşısında durmuş, mücadele etmiş.
-Malatya’da, STK’lardan, toplum kanaat önderlerinden, vatandaşlardan imza aldım. Bir dosya hazırlattım. Bakan Kemal Unakıtan’ın yanına gittik. Yanımda, milletvekillerimiz Ali Osman Başkurt ve Süleyman Sarıbaş da var. Dedim ki, “Sayın Bakanım, biz Belediye olarak altı milyon verelim dedim. “Az olur” dedi. Yedi verelim dedim. “Kamu Kamu kuruluşlarının ihaleye katılma yetkileri yok” dedi. Milletvekillerimiz de beni desteklediler. Bakana dosyayı verdim. “İnceleyeceğim” dedi, ayrıldık. Bursa Belediye Başkanı kendisi de içinde olarak altı kişiyle ihaleye girdi, aldı Sümer’in yerini. Neler yaptı. Ne parklar yaptı görseniz. Girişimciler Grubu bir gazeteye tam sayfa ilan vererek, “Üretime devam edeceğiz. Burada Malatyalı gençlere iş kapısı açılacak.” dediler. Bir gün Erman Ilıcak benimle görüşmek istediğini bildirmişti. Dedim ki, bir televizyon kanalında açık açık konuşalım. Kapalı kapılar ardında konuşmam. Şimdiki hali görüyorsunuz durumu. Her taraf oteller, binalar, rezidanslarla doldu. O AVM’nin kapısından girmedim. Birgün o çevrede rahmetli Mehmet Kavuk ile karşılaştım. Bana, “Hakkını helal et” dedi. Dedim ki, benim helal etmem yetmez, altı yüz bin insanın helal etmesi lazım.
Sayın Çerçi, Arıtma Tesisini anlattı.
-Malatya’nın kanalizasyonu o Karakaya Barajına gidiyordu. Bu suyu Suriye’de, Irak’ta insanlar içer. Balıkların karnından tenyalar çıkardı. Kredi temin ettik, 45 Milyon Mark’a ihale ettik. Başka iller aynı işi altmış milyon gibi bedellerle yaptırdılar.
Vatandaşımıza hizmet etmek çok önemli elbette. Ama bundan çok da dürüstlük, milletin malını, parasını, ‘yememek’ sözünü ağzıma bile alamıyorum, bunu zerre kadar da olsa nefsi amaçlarda kullanmamak gerekir. Bu millet için, bu topraklar için toprağa düşmüş milyonlarca şehidimiz varken, geldiğin görevde bu büyük, bu şanlı milletine hizmet etmekten başka bir şey düşünmek o şehitlere, gazilere ihanettir. Hadis’i şerifte, “Kamuda görev yapanlar zenginleşemezler!” dendiği gibi olunmalı.
Sayın Çerçi,
-Belediye Başkanı seçildiğimde bir evim, bir arabam vardı. Görevim bittiğinde, seçim masrafları borcumu ödemek için ikisini de sattım. Yani ben görev süremde zenginleşmedim, fakirleştim elhamdülillah diyor.
Allah her başkanımıza, her yöneticimize böyle görev ifaları nasip etsin inşallah.
-Başkanlık bittikten sonra önceki görevim ve kanuni hakkım olan Telekom Başmüdürlüğüne dönmek için dilekçe verdim. Siyasiler bunu engellediler.
Şimdi sıkı durun. Bu yazacaklarım göz yaşartacak cinsten gerçekler olacak…
-Para yoktu. Üç, dört ay evimin ihtiyaçlarını akrabalarım karşıladı… Bir daha yazıyorum:
-Para yoktu. Üç, dört ay evimin ihtiyaçlarını akrabalarım karşıladı…
Gençlerimiz, çocuklarımız bu kişilikleri öğrenerek büyümeli, kimliği, benliği, vicdanı böylesi değerlerle oluşmalı.