Gazete, 13 Temmuz 1960 tarihli Milliyet.

Sürmanşette büyük harflerle, “Bayar’ın İdamı İstendi” deniyor.

Altında, “Milli Birlik Komitesi Sakıt Reisicumhurun, ‘Hıyaneti Vataniye’ suçu ile yargılanmasına karar verdi” yazıyor.

Gazetenin sağ alt köşesinin üstünde, küçük bir yerde de,

 “Gürsel Amerikan Elçisiyle Görüştü” başlığı altında,

“Devlet ve Hükümet Başkanı Orgeneral Cemal Gürsel dün sabah Amerikan Büyükelçisi Fletcher Warren’ı kabul etmiştir.

Gürsel Warren’la yarım saatten fazla görüşmüştür. Büyükelçinin Hükümet programının hükümetince  müsbet karşılandığını bildirdiği ifade olunmaktadır.” haberi var.

Büyükelçi Fletcher Warren’ı internette aradım.

Büyükelçi Warren, Güney Amerika’da uzun süre görev yapan, darbeler konusunda ihtisası olan bir diplomatmış.

Darbeden bir gün sonra,  28 Mayıs sabahı da, yeni Dış İşleri Bakanı Selim Sarper ile birlikte, Genel Kurmay Başkanlığında bulunan Darbenin Lideri Orgeneral Cemal Gürsel’li ziyarete gitmiştir.

Gürsel’e, yaptığı darbeyle ilgili övgüler yağdırmış, “Latin Amerika Ülkelerinde görev yaptığım zaman çok darbeler gördüm… Bu darbe ise, şimdiye kadar gördüğüm darbelerin, ‘Açık ara en titiz, en etkin ve en hızlı olanıdır.” demiştir.

Warren, Gürsel’e bazı uyarılarda da bulunmuş ve şu noktaları belirtmiştir:

 “Darbeyi yapmakla işin en kolay tarafı başarılmıştır. Bundan sonra esas güçlükler başlayacaktır. Bu güçlükler çeşitli olabilir ve sadece Türkiye’yi değil Amerika’yı ve hatta Batı’yı da ilgilendirebilir. Önümüzdeki aylarda doğacak güçlüklerin çözümünde Amerika Türkiye’ye yardım etmeye hazırdır.”

“Dün yapılan darbeyle Türk Ordusu, politikaya karışmama geleneğini bozmuş ve ‘Pandora’nın Kutusu’ açılmıştır. Türk Ordusu için bundan sonra Türk Halkının da içinde olduğu çalkantıların dışında kalmak son derece güç olacaktır. Bu ihtimal Büyükelçiliği, darbenin kendisinden çok endişelendirmektedir.”

“Hür dünya içinde Türkiye’nin şöhreti, istikrarlı bir ülke olmasıdır. Şimdi bu durum bozulmuştur. Bu ise Türkiye’ye yardım konusunda Amerikan Kongresini etkileyebilir.”

Büyükelçinin bu endişelerine karşılık Orgeneral Cemal Gürsel,

“Cumhurbaşkanı Bayar, Başbakan Menderes ve diğer kabine üyeleri ile diğer yüksek mevki sahiplerine hiçbir kötü muamele yapılmayacağını ve ortalık duruluncaya kadar kendilerine deniz kıyısında konforlu bir ev verilip, orada isterlerse aileleriyle birlikte oturabileceklerini” söylemiştir. Büyükelçinin bir an önce seçimlere gidilmesi gerektiğini belirtmesi üzerine de Gürsel, bu konuda kendisine teminat vermiştir.

Görüşmelerin sonunda, Orgeneral Gürsel, 1 Haziranda askeri ve sivil memurların maaşlarının verilmesi gerektiğini, halbuki elde sadece 23 milyon lira bulunduğunu bildirmiş ve Amerika’dan bu maaşlar için 180 milyon liralık bir yardım istemiştir. (Belgelerde bu konunun gelişmesi ve sonucu hakkında bir bilgi yokmuş. s.s.)

Milli Birlik Komitesi’nin ilk günden itibaren üstünde durduğu nokta, Amerika’nın 27 Mayıs olayını destekleyen bir demeç yayınlamasıymış.

Bu istek Amerika Dış İşleri Bakanı Herter tarafından desteklenince, Başkan Eisenhower 11 Haziran 1960 günü Başkan Gürsel’e bir mesaj göndermiştir. Eisenhower mesajında, yeni yönetimin  NATO ve CENTO’ya bağlılığından dolayı memnuniyetini belirtirken, aynı zamanda, seçimlerin yapılması ve yönetimin, yeni ve seçilmiş bir hükümete devri kararlılığının, Türkiye’nin bütün dostları tarafından memnuniyetle karşılandığını bildirerek, askeri yönetimi, adeta bir an önce seçimlerin yapılmasına angaje etmeye çalışmıştır.

Büyükelçi Warren, 27 Mayıs sabahı Waşington’a gönderdiği telgrafta: “Türk Silahlı Kuvvetleri, 27 Mayıs 1960 sabahı saat 04:00’da görülmemiş bir intizamla hazırlanmış olan bir darbe ile yönetimi ele almıştır. Ciddi bir muhalefetle karşılaşılmamıştır. Görüldüğü kadarıyla Ankara’da 50 ölü vardır. Amerikan aleyhtarlığına dair bir işaret yoktur. Aksine Askeri Konsey’in bir üyesi bu sabah, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Amerika’ya karşı dostluğu hakkında Büyükelçiliğe teminat vermiştir.” diye bilgiler iletmiştir.

“Amerika, Latin Amerika ülkelerinde yıllardır, bir çok askeri darbe görmüştü. Bu ülkelerin askeri darbelerine Amerika adeta alışmıştı. Fakat NATO’nun bir üyesi,1950’en beri liberal demokrasiyi benimsemiş ve Batı siyasal sisteminin bir parçası haline gelmiş Türkiye’de bir ‘askeri darbe’nin oluşumu, Amerika’yı bir hayli şaşırmıştır. Amerika’nın bu şaşkınlığının, 27 Mayıs öncesi ve sonrası gelişmeler karşısındaki tutumunun, kısa bir hikayesini, yayınlanmış olan, o döneme ait Amerikan belgelerinde bulmaktayız. Bütün bu gelişmeler Büyükelçi Warren’in, Waşington’a 19 Nisan 1960 günlü telgrafı ile aktarılırken şu iki nokta da vurgulanmaktaydı: Biri, CHP’nin Başbakan Adnan Menderes’i Yüce Divan’a sevketmek için, Meclise bir gensoru önergesi vermesi, diğeri de 16 Nisan günü İnönü’nün İstanbul’da 16 general ve amiral tarafından ziyaret edilmesiydi. İnönü, kendilerine, Türk Milletinin orduya olan güvenini sonuna kadar korumalarını söylemişti.

Büyükelçi Warren, CHP ve DP arasındaki çekişmelere ilişkin Waşington’a gönderdiği, 19 Nisan telgrafının “Yorum” kısmında, olaylar hakkındaki değerlendirme şöyleydi: İnönü, 18 Nisan günü Meclisi terketmekle beraber, CHP’nin şu sırada şiddete başvurması ihtimali görünmemektedir. Lakin her iki partinin de aralarındaki tartışmalara Amerika’yı da sokmuş olmaları hoş değildir. Her iki taraf da, Amerika’nın Türkiye’deki varlığını, kendi partizanca amaçları için kullanmaya çalışmaktadır…”

“Büyükelçi Warren’in 23 Nisan’da her iki parti lideriyle görüşmelerde bulunduğu anlaşılıyor. Belgelerin 832. sayfasında, bu görüşmelere ilişkin rapor 356 sıra numarasıyla zikredildiği halde, bu raporun metni verilmemiştir. Bu raporun 5 sayfa olduğunu Waşington’dan İstanbul’da bulunan Amerika Dışişleri Bakanı Christian Herter’a çekilen bir telgraftan anlamaktayız.

Bu telgrafta, Warren’in liderlerle temaslarına devam etmesinin yararlı olacağından söz edilmekteydi. Warren’in bu 23 Nisan tarihli raporunun verilmemiş olması çok ilginçtir.”

“Warren’in 23 Nisan Raporu gibi, 28 Nisan İstanbul ve 29 Nisan Ankara olaylarına dair 1 Mayıs tarihli ve olayları tahlil ettiği anlaşılan 1 Mayıs tarihli raporunun metninin de yayınlanmadığı görülmektedir.

Bu iki raporun yayınlanmamış olması, şüphesiz olayların en kritik safhasında, Amerika’nın görüşlerini öğrenme bakımından önemli bir eksiklik teşkil etmektedir.

Bununla beraber incelediğimiz diğer belgeler Amerika’nın Türkiye olayları hakkındaki görüşünü önemli ölçüde yansıtmaktadır. Bu belgelerden biri, CIA Başkanı Ailen Dulles’in 28 Nisan 1960 günü Amerika Milli Güvelik Kurulu toplantısındaki konuşmasıdır.

Ailen konuşmasında iki noktayı vurgulamıştır. Birincisi, o sırada Türkiye’de seçimler yapılacak olursa, CHP bu seçimleri kazanabilecektir.

Dulles’in vurguladığı ikinci nokta da şudur:  Tahkikat Komisyonu, geniş yetkileri ile, İnönü ve CHP’ye karşı harekete geçmiş bulunmaktadır. Amerika, bu durumu gelecek bakımından, dikkatle izlemek zorundadır. Ordu Hükümetin arkasında görünüyor. Fakat İnönü’nün arkasında da kuvvetli bir halk desteği var. Eğer Anayasal usuller dikkatle uygulanmayacak olursa, şu anda Güney Kore’de mevcut olan durum, Türkiye’de de ortaya çıkabilir.”

Not: Bilgiler, ‘Belleten’ vd. internet sitelerinden alınmıştır.