Rahmetli Altan Öymen, 2011 seçimleri öncesinde Malatya’ya gelmişti.

Dönüş için havalimanına giderken, aracımızın şoför mahallinde Öymen, arka koltukta Eski Milletvekilimiz, İl Başkanımız ve ben oturuyorduk.

Arkaya döndü,

-Haydin Malatya’dan üç milletvekili çıkarın dedi.

O tarihte bir milletvekilimiz vardı, rahmetli Mevlüt Aslanoğlu’ydu.

-Hayır, bir milletvekilinden fazla çıkaramayız denildi. Ben de, daha önceki seçimlere bakarak yaptığım hesap sonucu, rakamlarla,

-Biz çok çalışır oyumuzu (şu kadar) artırırsak ve iktidar (şu kadar) oy kaybederse iki milletvekili çıkarırız dedim.

Havalimanın VIP salonunda otururken Altan Öymen’e dedim ki,

-Sayın Genel Başkanım bu partiye bir ‘adil diktatör’ gerek.

-O ne demek! Olur mu! diye tepki gösterdi. Anlattım.

Bu partide hiçbir şey, kitapta, kanunda, tüzükte yazana uyularak yapılmıyor. Bir sürü oyunlar dönüyor. Biri diğerini, ondan çok çalışarak, ondan çok sözünde durarak, ondan çok birikimle, ondan çok sevilip sayılmayla değil, yalanla, hileyle, çamurla geçiyor.

Buna benzer şeyleri söyleyince Sayın Öymen yumuşamıştı.

Ya o Baro seçimlerinde, benim başkanlığı kaybetmem ve yakında yapılacak seçimlerde kendisinin önünün açılması için o tarihteki İl Başkanının, “yüzde yüz bana oy verecek olan bir kısım avukatı, diğer adaya oy verdirdiğini” söyleseydim Sayın Öymen ne derdi acaba?

Seçime iki gün kala da beni aramış,

-Abi ben seçimde Malatya’da olmayacağım. Almanya’ya gidiyorum. Arkadaşlar sana yardımcı olacaklar demiş, ‘yardımcı olacaklar’ demekle neyin tersini kastetmiş olduğunu sonradan anlamıştım.

Kaldı ki ben, Baro seçimini, partide hiç ağzıma almamıştım.

Bu Baro seçimi satışını kafadan söylemiyorum.

Sandık açılıp sayım yapılırken, oyların nasıl şekillendiğini belirlemek için özel başlıklı kağıtlar hazırlamıştım ve ona göre işaret koyuyordum.

“Yönetim benim listem, başkan diğer aday” başlıklı kağıttaki işaretler otuzdan fazlaydı.

Bu oy şekli benim iki kat aleyhimeydi. Bana verilecek oy bana değil, diğer adaya verilince etki altmış sayısına ulaşıyordu.

O arkadaşlar sandığa hiç gelmeselerdi ben yine kazanıyordum.

Bu durum herkes tarafından anlaşılmıştı.

Bana oy vereceğinden emin olduğum bir meslektaşın, oyunu kullandıktan sonra, kapıdan çıkıp giderken, yanımdan selamsız, sabahsız, asık ve bozuk yüzü yerde olarak geçişini unutamam.

Kendisine zorla yaptırılan bu hareketinden dolayı yüzü tutmamıştı bana bakmaya.

O seçimi kazanan Başkan arkadaşım bana,

-Abi sana seçimi CHP’liler kaybettirdi demişti.

Allah’a şükürler olsun, arkadaşlarıma teşekkürler olsun, 2012, 2014 ve 2016 Baro seçimlerinde, yani üst üste üç dönem en çok oyu alarak TBB Üst Kurul Delegeliğine seçilmiştim.

Bu Türkiye’de tekti.

Bizim, geçmiş ve şimdiyi kapsayan Baro Başkanları WhatsApp  grubumuz var, orada sordum,

-Üç dönem üst üste en çok oyla üst kurula seçilen var mı? diye, “Var!” yanıtı çıkmadı.

Dört yıl da, Türkiye Avukatları Vakfı Başkan Yardımcılığı görevi yaptım.

TBB Seçimli Genel Kurulunda Ankara Başkanlığında, Denizli, Kocaeli Baro Başkanlarıyla beraber Divan’a seçildim.

TBB Genel Kurul Bildirisini hazırlayan heyette yer aldım.

Metin Feyzioğlu’nu desteklerken Yönetim Kurulu Listesinde olmadığımı gören diğer aday Kazım Kolcuoğlu, kendi listesine girmemi istedi, kabul etmedim. Bir başka seçimde yine Feyzioğlu listesinde olmadığım anlaşılınca seçim kazanan diğer adayın yakını Önder Sav beni gece arayıp, dolaylı olarak diğer adayın listesine girmem teklifinde bulundu. Anlamazlıktan geldim, desteklemediğimi söyledim.

O Genel Kurulda, 2 No’lu İstanbul Barosu delegesi kürsüye çıkıp konuşurken protesto edilerek salon tamamen boşaldığında, ben yerimden kımıldamadım.

Baro seçimini kaybettiğim gece, basına,

-Sonuçlar hayırlı olsun. Malatya Baromuz çok değerli bir başkan kazandı. Benim omuzlarımdaki yük şimdi onun omuzlarına bindi. Bana oy veren arkadaşlarıma teşekkür ederim, vermeyen arkadaşlarımın kararına saygı duyarım dedim.

Bana Baro seçimini kaybettiren şahıs, bugüne değin Halkı, Malatya’sı, Vatanı, Milleti için ne yaptı?

Yapay ayrılığı-gayrılığı artırdı.

Rahmetli Öymen’e,

-Bu partinin başına ‘adil bir diktatör gerek’ derken, Partinin çeşitli kademelerinde, sözde seçimle, özde bin bir kötülükle suyun başına oturmak isteyenlerin, oturanların önünün kesilmesi, ayıklanması içindi.

Öymen, ya bir de CHP emektarı bir ablanın, ziraat bankası önünde, boynuma sarılıp,

-Rektörlüğü (Hilmioğlu) kaybettik, Baroyu kaybettik, biz ne yapacağız? diyerek ağladığını bilseydi…

o, Adil Diktatörün ne için gerekli olduğunu daha iyi anlardı.

Ya, 2015’deki milletvekili adayı ön seçiminde az farkla sonunculuğu kaybetme durumum…

Arguvan’ın, bana yedi oy, partiye yeni girip aday adayı olan kişiye yüzden fazla oy vermesi hususunu da o şahıs ayarlamış, Baro seçiminde olduğu gibi iyi insanları kötü yola sevk etmişti. Ya da, oylara bakmadan, kafasına göre sonuç yazmıştı.

Bir gün Arguvan ilçe başkanına,

-Yahu ben Arguvan’a ömrümü verdim, niye böyle yaptınız? demiştim. O, “Emir büyük yerden geldi!” der gibi, ağlamaklı yüzle boynunu bükmüştü..

Bir başka partili, bisiklet satıcısı da mağazasının önünden geçerken, beni durdurup, ağlamaklı değil, ağlayarak,

-Biz bunu sana nasıl yaparız! Bizim kültürümüzde ‘misafire’ böyle yapmak yok diye konuşuyordu.

Önceki dönem vekilimiz, Muharrem Kılıç da arayıp,

-Selahattin Bey, tebrik ederim. Her şeye rağmen çok güzel oy aldın dedi.

Bu sefer mesele neydi?

2011 seçimi yenilgisi sonrasında, Genel Sekreter Önder Sav’ın Olağanüstü Kongre çağrısına Malatya Kurultay Delegesi olarak imza verdiğim için.

Yani Kılıçdaroğlu’na karşı çıktığım için.

Özgür Özel’in özel Kurultayında, Malatya İl Örgütü 14 oyunu Özgür Özel değil, Kılıçdaroğlu’na verseydi Kılıçdaroğlu kaybetmeyecekti.

Evet, Malatya Kılıçdaroğlu’nun kazanmasına yeterdi, kaybetmesine yetti…

Çok şükür, Allah bana bu CHP’den kurtulmamı nasip etti.

Şimdi, düşünceden, insan haklarından değil,  yolsuzluktan, rüşvetten, kamu malını iç etmekten hapishanede.

Neymiş? Siyasiymiş?

Suç duyurusunda bulunan, tanıklık eden partilin.

Sade tanık değil, belgeler var…

Daha sözün kime?

Sonra, siyasi rakibin, iktidar olsun, muhalefet olsun, senin açığını bulursa durur mu?

Elbette ki, rezil, rüsva eder.

Sen olsan durur musun?

Ben on dört sene önce, Eski Genel Başkan rahmetli Öymen’e boşuna,

-CHP’ye adil bir diktatör gerek dememişim!

Şimdi CHP’yi “O da” kurtaramaz!