Yanlış ve Doğru

HÜSEYİN KOCAMAN

17-09-2026 14:01

Hayatın her alanında en zor şeylerden biri, yanlışa “yanlış”, doğruya ise “doğru” diyebilmektir. Çünkü insan çoğu zaman gördüğünü değil, görmek istediğini söylemeye meyillidir. Özellikle siyaset, makam, güç, yakınlık veya çıkar ilişkileri söz konusu olduğunda doğruyu söylemek daha da zorlaşır. Oysa sağlıklı bir toplumun en büyük ihtiyaçlarından biri, doğruların alkışlanması, yanlışların ise kimden geldiğine bakılmaksızın eleştirilebilmesidir. Sevdiğimiz bir siyasi partiden veya çevreden birinin yanlışına yanlış diyemiyorsak aslında ona iyilik yapmıyoruz. Tam tersine, hatasını büyütmesine zemin hazırlıyoruz. Aynı şekilde, sevmediğimiz bir kişinin yaptığı doğru bir işi sırf o kişi yaptı diye görmezden gelmek de adalet duygumuzu zedeler. Çünkü doğruyu teslim etmek birini desteklemek değil, hakkaniyetli olmaktır. Bazen “Aman başıma iş açılmasın”, “Aramız bozulmasın” diyerek susarız. Ancak susulan yanlışlar zamanla daha büyük sorunlara dönüşebilir. Bir kurumda yanlış bir karar alındığında herkes bunu bildiği hâlde kimse konuşmazsa küçük bir hata büyüyerek herkesi etkileyebilir. Oysa zamanında söylenen “Burada yanlış yapıyoruz” sözü, büyük bir sorunun önüne geçebilir. Bu durum ailede, arkadaşlıkta, siyasette ve toplumun tamamında geçerlidir. Susmak her zaman tarafsızlık değildir; bazen yanlışın devam etmesine izin vermektir. Bir başka önemli konu da eleştiriyi düşmanlık olarak görmemektir. Bir kişiyi eleştirmek ona düşman olmak anlamına gelmez. Doğru ve ölçülü eleştiri, gelişmenin en önemli araçlarından biridir. Elbette eleştiri hakaret etmek, küçümsemek veya kişiselleştirmek değildir. Eleştiri; yapılan işe, alınan karara ve ortaya çıkan sonuca yönelmelidir. Kendimize sık sık şu soruyu sormalıyız: “Bizim tarafımızdan biri yaptığında neden susuyoruz?” Başkasında büyük tepki gösterdiğimiz bir davranışı, desteklediğimiz kişi yaptığında neden görmezden geliyoruz? Çifte standart tam da burada başlar. Eğer adalet istiyorsak, yalnızca bize fayda sağladığında değil, her durumda adaleti savunmalıyız. Doğruluk da yalnızca işimize gelen gerçekleri söylemek değildir. Bütün bunların en zor kısmı ise kendi yanlışımızı kabul edebilmektir. “Yanılmışım” diyebilmek zayıflık değil, aksine büyük bir özgüven göstergesidir. Kendi düşüncesini sorgulayabilen insan değişebilir, gelişebilir ve aynı hataları tekrar etmekten kaçınabilir. Buna karşılık hiçbir zaman yanılmadığını düşünen insanın gelişme şansı giderek azalır. Belki de kendimize en sık sormamız gereken soru şudur: “Bu kişi benim sevdiğim biri olmasaydı yine aynı şeyi söyler miydim?” Cevabımız “Evet” ise doğru yoldayız. “Hayır” ise durup düşünmemiz gerekir. Çünkü adalet, bize yakın olana ayrı, uzak olana ayrı davranmak değildir. İnsanı değerli yapan hiç hata yapmaması değil; hatasını görebilmesi, doğrunun yanında durabilmesi ve gerektiğinde “Ben yanılmışım” diyebilmesidir. Bazen doğruyu söylemenin bir bedeli olabilir. Birilerinin kızmasını, uzaklaşmasını veya bizi “karşı taraf” olarak görmesini göze almak gerekebilir. Ancak herkesi memnun etmek mümkün değildir. Önemli olan, kendi doğrularımıza ve vicdanımıza ihanet etmeden yaşayabilmektir. Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şey budur: Yanlışa yanlış diyebilecek kadar cesur, doğruya doğru diyebilecek kadar adil olmak. Kim yaparsa yapsın yanlışsa yanlış demek, kim yaparsa yapsın doğruysa hakkını teslim etmek; hem birey olarak bizi hem de toplum olarak birbirimize duyduğumuz güveni güçlendirecektir.

DİĞER YAZILARI Yapay Zekâ Riski… 01-01-1970 03:00 Mutsuzluk ve Gençlik 01-01-1970 03:00 Gençler Neden Evlenemiyor? 01-01-1970 03:00 Eğlencenin Değişen Yüzü: Aileden Bireyselliğe 01-01-1970 03:00 Sonbaharın Sessiz Güzelliği 01-01-1970 03:00 Çocukluğumuzdan Bugüne 01-01-1970 03:00 HAYATA POZİTİF BAKMAK ÇOK GÜZEL BİR SANAT 01-01-1970 03:00 Sınavdan Sınava Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ BİR VİCDAN MESELESİ 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Alışveriş Telaşı 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Tescilli Lezzetleri, Şehrin Değerleri 01-01-1970 03:00 Malatya Adliyesi İçin Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Teknoloji Üzerine… 01-01-1970 03:00 İş Güvenliği Kağıt Üzerinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Malatya’yı Tanıtmak, Değerlerimize Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Yardımlaşma 01-01-1970 03:00 Tarım ve Hayvancılık: Geleceğin Güvencesi 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Güne Enerjik ve Dipdiri Uyanmak 01-01-1970 03:00 Şiddete Karşı Dur Demek 01-01-1970 03:00 Sağlığımızın Kıymetini Bilmek 01-01-1970 03:00 Malatya: Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Zaman akıp giderken… 01-01-1970 03:00 İş Kazası Kader Değil, Sessizliğin Sonucu 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kültürle Yeniden Yükselişi 01-01-1970 03:00 İyiliğin Gölgesine Düşen Kötülük 01-01-1970 03:00 Eşleştirmeyin, eleştirmeyin! 01-01-1970 03:00 Değişen Sadece Teknoloji mi? 01-01-1970 03:00