Mutsuzluk ve Gençlik

HÜSEYİN KOCAMAN

14-09-2026 09:59

Günümüzde gençlerin yüzüne baktığımızda belki de en çok gördüğümüz şeylerden biri mutsuzluk ve memnuniyetsizlik. Daha fazlasını isteyen, daha fazlasını bekleyen ama bazen istediği hayat için yeterince mücadele etmeyen bir gençlikten söz ediyoruz. Ancak onları bu konuda yargılamak ne kadar doğru? Çünkü gençler, kendilerine gösterilen dünyanın etkisi altında büyüyor. Sosyal medyayı açtığımızda karşımıza sürekli lüks hayatlar çıkıyor. Çalışmadan büyük paralar kazanan, pahalı otomobiller kullanan, lüks evlerde yaşayan, sürekli tatil yapan insanlar görüyoruz. Birkaç saniyelik bir video ya da fotoğraf, bize başkasının hayatının en güzel anını gösteriyor. Genç de doğal olarak kendi hayatına bakıp “Ben neden böyle yaşamıyorum?” diye düşünmeye başlıyor. Oysa sosyal medyada gördüğümüz hayatların ne kadarının gerçek ne kadarının gösterilmek istenen bir görüntü olduğunu çoğu zaman bilmiyoruz. İnsanlar mutsuzluklarını, başarısızlıklarını, borçlarını, kaygılarını veya yalnızlıklarını paylaşmıyor. Ekrana genellikle hayatlarının güzel tarafını koyuyorlar. Böyle olunca da ortaya kusursuz ve sürekli mutlu bir dünya görüntüsü çıkıyor. Belki de bugün mutluluğun kendisi değil, mutluluk görüntüsü daha fazla tüketiliyor. Canlı yayınlarda gülen, eğlenen, sürekli seyahat eden insanları izliyoruz. Gençler bu görüntüleri saatlerce takip ediyor. Fakat telefon kapandığında, ekran karardığında geriye ne kalıyor? İşte asıl sorulması gereken soru bu. Çünkü ekranın karşısında mutlu görünen birçok insan, ekran kapandığında aynı mutluluğu kendi hayatında bulamayabiliyor. Sürekli başkalarının hayatlarını izlemek, insanın kendi hayatını yetersiz görmesine neden olabiliyor. “Daha fazlasına sahip olmalıyım, daha güzel yaşamalıyım, benim de hayatım böyle olmalı.” düşüncesi zamanla bir beklentiye dönüşüyor. Ancak hayat, sosyal medyada gördüğümüz birkaç saniyelik görüntülerden ibaret değil. Gençlerin mutsuzluğunda yalnızca sosyal medyanın değil, sosyal hayatın yetersizliği ve bazı ailelerin aşırı baskıcı tutumları da etkili. Gençlerin arkadaşlarıyla bir araya gelebileceği, spor yapabileceği, kültürel ve sanatsal faaliyetlere katılabileceği alanların artırılması gerekiyor. Bir gencin yalnızca ders çalışması, sınavlara hazırlanması ve gelecekte başarılı olması beklenmemeli. Gençlerin aynı zamanda yaşaması, üretmesi, arkadaşlık kurması, hata yapması ve kendisini keşfetmesi gerekiyor. Ailelere de burada önemli bir sorumluluk düşüyor. Çocuklarımızı sürekli başkalarıyla kıyaslamak, onlardan her zaman daha başarılı olmalarını beklemek veya hayatlarına aşırı müdahale etmek onları mutlu etmiyor. Aksine, kendilerini yetersiz hissetmelerine neden olabiliyor. Bazen bir gencin ihtiyacı olan şey uzun nasihatler değil, onu dinleyen ve anlayan bir ailedir. Elbette gençlerin de sorumlulukları var. Hayatın yalnızca başkalarının sunduğu imkânlardan ibaret olmadığını bilmeleri gerekiyor. Her güzel hayatın arkasında görünmeyen bir emek, mücadele ve sabır olduğunu unutmamalılar. Sosyal medyada gördükleri hayatları kendi hayatlarının ölçüsü haline getirmemeliler. Çünkü mutluluk, sahip olduklarımızın sayısıyla ölçülebilecek bir şey değil. Bazen bir arkadaşla yapılan samimi bir sohbet, aileyle yenilen bir yemek, birlikte çıkılan bir yürüyüş veya başarılan küçük bir hedef insana pahalı bir tatilden çok daha büyük bir mutluluk verebilir. Bugün gençlerin mutlu olmasını istiyorsak, bunun sorumluluğunu yalnızca gençlere yükleyemeyiz. Aileler, okullar, yerel yönetimler ve toplum olarak hepimizin üzerine düşen görevler var. Gençlere yalnızca “Geleceğimiz sizsiniz.” demek yetmez. Onlara mutlu olabilecekleri, kendilerini ifade edebilecekleri ve hayata dahil olabilecekleri bir ortam da sunmalıyız. Çünkü mutsuz bir gençlik, mutlu bir gelecek inşa edemez. Belki de artık gençlere “Neden mutlu değilsin?” diye sormaktan önce, “Seni mutlu edecek bir hayatı kurabilmen için biz ne yapıyoruz?” diye sormamız gerekiyor. Ekranlarda mutlu görünen değil, ekran kapandığında da gülümseyebilen bir gençlik yetiştirebilirsek, işte o zaman gerçekten geleceğe umutla bakabiliriz.

DİĞER YAZILARI Gençler Neden Evlenemiyor? 01-01-1970 03:00 Eğlencenin Değişen Yüzü: Aileden Bireyselliğe 01-01-1970 03:00 Sonbaharın Sessiz Güzelliği 01-01-1970 03:00 Çocukluğumuzdan Bugüne 01-01-1970 03:00 HAYATA POZİTİF BAKMAK ÇOK GÜZEL BİR SANAT 01-01-1970 03:00 Sınavdan Sınava Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ BİR VİCDAN MESELESİ 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Alışveriş Telaşı 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Tescilli Lezzetleri, Şehrin Değerleri 01-01-1970 03:00 Malatya Adliyesi İçin Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Teknoloji Üzerine… 01-01-1970 03:00 İş Güvenliği Kağıt Üzerinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Malatya’yı Tanıtmak, Değerlerimize Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Yardımlaşma 01-01-1970 03:00 Tarım ve Hayvancılık: Geleceğin Güvencesi 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Güne Enerjik ve Dipdiri Uyanmak 01-01-1970 03:00 Şiddete Karşı Dur Demek 01-01-1970 03:00 Sağlığımızın Kıymetini Bilmek 01-01-1970 03:00 Malatya: Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Zaman akıp giderken… 01-01-1970 03:00 İş Kazası Kader Değil, Sessizliğin Sonucu 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kültürle Yeniden Yükselişi 01-01-1970 03:00 İyiliğin Gölgesine Düşen Kötülük 01-01-1970 03:00 Eşleştirmeyin, eleştirmeyin! 01-01-1970 03:00 Değişen Sadece Teknoloji mi? 01-01-1970 03:00