AVUKAT ÖMER ERDOĞAN ANLATMIŞTI

Selahattin SARIOĞLU

21-10-2026 10:41

Bizim Dilek’in Avukat Ömer Erdoğan’ı vardır.

Dert dökülen, baş vurulan…

Yüzüne ‘Ömer Beg’, arkasından ‘Avukat Ömer’ denir.

Temizlik titizliği ünlüdür.

Arabasının kapısını, başka kapıları peçeteyle tutar.

Elini bir yere vurmuşsa suyu sabunu buldu mu yıkamadan duramaz.

Kolay kolay kimsede yemek yemez.

‘Camiye nasıl gideyim. O kadar insan girip çıkıyor’ der.

Kapıyı açtığımızda, Sema abla getirdiği terliği hemen önüne kor;

Ömer abi de dikkatle terlikleri ayağına geçirir.

Bizim evde doğrusu rahattır.

Pandemi döneminde, birgün telefonda bana,

-Selahattin’ciğim gördün mü, herkes benim gibi oldu demişti.

Ama pandemi dönemindeki temizlik titizliği Ömer abinin titizliği yanında hiçtir.

1954 yılında Ankara Hukuk Fakültesini bitirmiş.

Beni de çok sever.

Hatta bir defa,

-Selahattin bey, keşke seninle daha önceden tanışsaydım dedi.

Meslektaşlıktan sonra görüşmelerimiz, gidiş gelişimiz başlamıştı.

Bu söz üzerine rahmetli eşi Sema Abla,

-Öyle diyeceğine, ‘Keşke benim oğlum olsaydın’ desene demişti.

Nur içinde yatsın, yeri cennet olsun, net ve tok sözlü bir kadındı Sema Abla.

Biz ‘Avukat Ömer’ adını duya duya büyüdük.

Dilek’teki her ana baba, okuması için, onu çocuğuna örnek göstermiştir.

-Bak oğlum, kızım, kuru ekmekle büyüdü. Okudu avukat oldu.

Beş altı senedir avukatlığı bıraktı.

Gitti Ankara’ya yerleşti.

Köyüyle, kentiyle bağını koparmadı tabii.

Telefonla konuşuruz.

Benim sözlerimi artık anlamaz oldu. Kulakları iyi duymuyor çünkü.

Elbette ki, saygıyla karşılıyorum.

“Selahattin’ciğim,  ayaklarım tutmuyor. Ağrıyor. Yürümekte zorlanıyorum. Onun için Malatya’ya gelmiyorum.” diyor.

Allah sağlık, sıhhat versin inşallah.

Ofisimize geldiği bir gün, çok kayda değer şunları anlatmıştı:

-Eskiden belediyenin önünde dört, beş tane taksi vardı. Malatya'nın bütün taksileri bunlardı.
Binip keşfe gittiğimiz için hepsini tanırdım.
Bir gün yanlarından geçerken, Adil Usta durdurdu.
-Ömer Bey bir maruzatım var dedi.
Birisiyle kavga etmiş, karşı tarafı hafif yaralamış. Hakkında dava açılmış.
-Benim davama bakar mısın? dedi.
-Bakarım! dedim.
...
İlk duruşma vakti geldi.
Duruşmaya girdik.
Hakim tutuksuz olan müvekkil Adil ustanın tutuklanmasına karar vermedi mi!...
Şaştım kaldım. Sanki müvekkil, beni tutuklanmasını sağlamam için tutmuştu!
Neyse ikinci duruşma geldi.
Ben Adil'i tahliye ettirmek için elimden geleni yaptım. Bir sürü delil ibraz ettim. Tanık dinlettim.
Sonuç değişmedi. Hakim, 'tutukluluğun devamına' karar verip davayı ileri bir tarihe attı yine.
Üç aydan çok zamandır müvekkil taksici Adil Usta hapiste.
Üçüncü duruşmaya girdik.
-Müvekkilin tahliyesini talep ediyorum dedim, başka bir şey demedim.
Hakim,
-Sanığın tahliyesine demedi mi bu sefer...
Neyse Adil usta çıktı.
Üç, dört ay geçti aradan. Bir gün, belediyenin önünden, taksicilerin oradan geçerken Adil Ustayı gördüm.
-Adil usta üç yüz lira vermiştin, üç yüz duruyordu. Herhalde unuttun. Müsaitsen ödemeni rica ederim dedim.
Adil usta,
-Sana niye para verecekmişim? Beni sen çıkarmadın ki! Parayı hakime verdim o beni tahliye etti. dedi.
-Haklısın, haklısın dedim.

 

SİVAS ÇIRMAS
Zeytin Abla-Osman Dayı çifti.
Osman dayı,
-Zeytin 70 yaşında sol yanı tutmuyor. Deli. Kafası yerinde değil. Çok konuşuyor. Bir başladı mı durmuyor. Bize bakan yoktur. Yemek pişiren yoktur. 4-5 senedir böyle.
-Gelinin, kızın yok mu?
-Var. Burada değiller. Hastaneye götürsem, söyleniyi, ‘Beni buraya niye getirdiniz?’ diyi. Elinde galdım. Bi kadın tutmuştum bakıydı. Ayda bir buçuk milyar veriydim. Gitti. Antalya’ya gitti. On çocuğum var, on çocuğum da bundan. Aslen Sivaslıyız. Çırmas köyüden.
Yamaç Mahallesi yamaçlarından, boş yerleri gösteriyor,
-Buralar bizim tapulu yerimiz diyor.
-Siz engelli bakım ücreti almıyor musunuz?
-Almıyoruz.
-Ben avukatım diyorum. Zeytin kadın,
-Yerin neresi beni maaşa bağlat diyor.

Kocası Osman dayıya SGK’nın yerini tarif ediyorum. Zeytin abla,
-Bana ‘sen delisin’ diyi.
Yer Beydağı Yamaç Mahallesi. Yıl 2015

 

MALATYA KADASTRO MAHKEMESİ
Ak Sakallı kısa boylu, atik ve çevik görünümlü bir davacı...

Duruşmada gözleri yaşararak haykırdı, feryat etti...
-Hakim bey, bu dava 1971’den beri devam ediyor. Babam öldü, anam öldü, eşim öldü, imam nikahlı hanımımdan bir kızım vardı öldü... Ben buradan çıkıp beyin filmi çektirmek için hastaneye gideceğim. Ben ölürsem malım kime kalacak... reddedersen reddet, başımı nereye vuracaksam vurayım.

Takdir sizin…

 

APPLE BİLGİSAYAR KURUCU ORTAĞI STEVE JOBS

“İş dünyasında başarının zirvesine ulaştım. Diğer insanların gözünde, benim hayatım tam bir başarı örneği.
Ancak, çalışmanın yanında mutluluğu çok az yaşadım. Sonuç olarak, zenginlik ve varlık hayatın alıştığım bir yönü oldu.
Şu anda bir hasta yatağında tüm hayatımı gözden geçirirken, kıvanç duyduğum tüm zenginlik ve tanınmanın ölümün karşısında solduğunu ve anlamsızlaştığını anlıyorum.
Karanlıkta bana hayat desteği veren cihazların yeşil ışıklarına bakarken onların çalışma uğultularını dinliyorum. Ölümün nefesinin giderek yaklaştığını hissediyorum…
Şimdi şunu biliyorum; hayatımız için yeteri kadar varlık elde ettiğimiz zaman, zenginlikle ilgisi olmayan konuların peşinden gitmemiz gerekir; daha önemli olan şeylerin:
Belki dostluklar, belki sanat, belki de gençlik yıllarında kurduğumuz hayaller…
Sürekli olarak zenginliğin peşinde koşmak insanı benim gibi eğri büğrü hale getiriyor.
Allah hepimize zenginliğin oluşturduğu illüzyonu değil, herkesin kalbindeki sevgiyi hissedebilmemiz için duygular verdi.
Kazandığım zenginliği ve varlığı birlikte götüremiyorum.
Birlikte götürebildiğim tek şey sevginin oluşturduğu hatıralarım.
Sizinle birlikte olan, size güç veren ve size yola devam etmeniz için ışık veren gerçek zenginlik işte bu sevgi dolu hatıralar.
Sevgi binlerce kilometre gidebilir. Hayatın sonu yok. Gitmek istediğiniz yere gidin. Ulaşmak istediğiniz yüksekliğe ulaşın; hepsi sizin kalbinizde ve ellerinizde.
Dünyada en pahalı yatak nedir biliyor musunuz? “Hasta yatağı.”
Sizin için arabayı sürmesi amacıyla bir kişiyi şoför olarak kiralayabilirsiniz. Size para kazandırması için bir kişiyi istihdam edebilirsiniz. Ancak hastalığınızı sizin için taşıyacak kimseyi bulamazsınız.
Kaybedilen materyaller bulunabilir. Ancak kaybolduğu zaman asla bulamayacağınız bir şey var: “Hayat.”
Bir insan ameliyathaneye girdiğinde, o ana kadar okumayı bitirmiş olması gereken bir kitabın olduğunu fark ediyor: “Sağlıklı Hayat Kitabı.”
Şu anda nasıl bir hayat sahnesinde olduğumuzla, zaman içinde, perdeler aşağıya inince yüzleşiyoruz.
Ailenizin, eşinizin ve dostlarınızın sevgilerine değer verin.
Kendinize iyi bakın. Diğer insanlara şefkat gösterin. Steve Job”

2011’de, 56 yaşında, pankreas kanserinden ölmüştür.

Kardeşi, son sözlerinin, “Oh wov! Oh vow! Oh vow!” olduğunu söylemiştir. Türkçesi, “Vay canına. Vay canına. Vay canına.”.Bizimki de, Kelime-i şehadet olur inşallah. Türkçesi, “Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Ve yine şahitlik ederim ki, Hz. Muhammed O’nun kulu ve elçisidir.”

Esen ve mutlu kalın, Allah’a emanet olun sevgili okuyucularım.

DİĞER YAZILARI ER GİDEN ESNAF YOL ALIR 01-01-1970 03:00 ÇOK GÜLDÜK 01-01-1970 03:00 NAYLON GÖMLEK BEYAZ UN 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 YATILI OKULDAN HATIRA DEFTERİNDEN 01-01-1970 03:00 FIRAT KENARINDA KAYIK DEĞİLEM 01-01-1970 03:00 AĞIR AĞIR KAĞNILAR GİDER 01-01-1970 03:00 DUVARDAKİ JOPU GÖSTERDİ 01-01-1970 03:00 GİDEYİM SU İÇEYİM DE… 01-01-1970 03:00 ŞEKER HOCAM 01-01-1970 03:00 FETAHLADIM HUZURLA DOLDUM 01-01-1970 03:00 Boyayla yeni 01-01-1970 03:00 Siyaset de arınacak aklanıp paklanacak 01-01-1970 03:00 Görüşmeler ağlamayla geçmiş 01-01-1970 03:00 Dünya daha kayısıyı tanımadı! 01-01-1970 03:00 Adliyeye Dilek yolundan gidilir! 01-01-1970 03:00 CHP günlerinde 01-01-1970 03:00 Hemen kurultay olmaz 01-01-1970 03:00 Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00