27 Aralık 2025 Cumartesi günü Malatya Büyükşehir Belediye Kent Konseyi ev sahipliğinde bir ahde vefa sohbeti gerçekleştirildi. Ahde vefa sohbetinin konusu ve baş konuğu Malatya’nın yaşan tarihi, sözlü tarihi Asım Demirkök’tü. Her şeyden önce böyle bir programı düşünen, organize eden başta Orhan bey ve Kent Konseyi Sekreteri Hasan Batar olmak üzere programa katılan konuklara, Asım beyin arkadaşlarına çok teşekkür ederim. Buram buram Malatya kokan bu sohbette bulunmaktan büyük keyif aldım ve o an böyle bir yazı kaleme almak, 2020 ve 2023 yılları arasında Sosyoloji bölümünde öğrencimiz olmasından dolayı yollarımız kesişen Asım Derinkök’ e dair düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim.
85 yaşında Malatya’nın canlı ve sözlü tarihi, hafızası Asım Demirkök.
Bazı insanlar vardır; yaş almazlar, biriktirirler. Yılları değil, tanıklıkları taşırlar. Malatya’da 85 yaşında, siyasetle ve medyayla iç içe geçmiş bir ömür süren bu isim de tam olarak böyle biri. Onu tanımlamak için “yaşlı” demek eksik, “tecrübeli” demek yetersiz kalır. O, bu şehrin yaşayan hafızasıdır.
Bugün arşiv dediğimiz şeylerin büyük bir kısmı kâğıtta değil, insanda saklıdır. Gazete kupürlerinden önce hatırlanan cümleler, resmî kayıtlardan önce yaşanmışlıklar vardır. Siyasetin nabzının yerel kahvehanelerde tutulduğu, medyanın bir mikrofon kadar bir defterle de icra edildiği dönemleri bizzat yaşamış biriyle konuşmak; yalnızca geçmişi dinlemek değil, bugünü anlamaktır.
Onun anlattıkları kronolojik bir tarih kitabı değildir. Daha çok, duygularla örülmüş bir zaman çizelgesi gibidir. Hangi seçimde hangi sokağın nasıl hareketlendiğini, hangi manşetin şehirde nasıl yankı bulduğunu, bir haberin sadece bilgi değil bazen kader belirlediğini anlatır. Resmî tarihin çoğu zaman atladığı ayrıntılar, yerel gelişmeler bu sözlü anlatılarda can bulur.
Bugün hız çağındayız. Haberler saniyeler içinde tüketiliyor, siyaset birkaç başlığa sıkıştırılıyor. Oysa bu 85 yıllık ömür bize şunu hatırlatıyor: Siyaset de medya da önce insandı. Yüz yüze bakılan, sözün sorumluluğunun ağır olduğu, kalemin namus sayıldığı zamanlar vardı.
Malatya gibi köklü şehirler, ancak bu hafızalara kulak verildiğinde kendini koruyabilir. Konusu ve konuğu Asım Demirkök olan ahde vefa sohbetine katılan, hemen her Malatyalının tanıdığı Kemal Deniz, Atilla Kantarcı, Nadir Günata, muhtar Ali Yiğit, Prof. Dr. Bayram Murat Asma, Bülent Korkmaz Asım bey ile ilgili anılarını anlatırken hep bunu düşündüm. Her birinin anılarında Malatya merkezli yaşanmışlıklar, hatıralar dünden bugüne kulaklarımıza bir şeyler fısıldadı. Kaleme alınmayan ya da yazılanın da okunmadığı dönemlerde bu hatıralar ve sohbetler, şehirlerinin hafızasını yeniden üretir. Çünkü şehirler sadece binalarla değil, anlatılarla ayakta durur. Bugün genç kuşakların çoğu, yaşadıkları sokağın geçmişte hangi tartışmalara, hangi umutlara, hangi hayal kırıklıklarına sahne olduğunu bilmiyor. Oysa bu bilgi, geleceği kurarken pusula işlevi görür.
Bu nedenle bu tür isimler yalnızca saygıyla anılmamalı, dinlenmeli, kayda alınmalı, korunmalıdır. Sözlü tarih dediğimiz şey tam da budur: Yaşayan insanın, yaşayan tarihe dönüşmesi.
Belki de asıl sorumluluk bize düşüyor. Bu tanıklıkları “geçmişte kalmış hatıralar” olarak değil, bugünü anlamanın anahtarı olarak görmek zorundayız. Çünkü bazı insanlar sustuğunda, sadece bir hayat değil, bir dönem de susar.