Sayın Valim,

Bilindiği üzere yüzyıllardan beri Elazığ ili Maden ilçesinde bakır cevheri çıkartılmaktadır. Osmanlı döneminden bu yana bakır madeni işletmeciliği yapılan Maden ilçesi, yıllarca, Elazığ’ın olduğu kadar çevre il ve ilçeler için de istihdam merkezi olmuştur. Cumhuriyetle birlikte bakır işletmesi yabancı şirketlerden alınarak devletleştirilmiş, 1936 yılında da Etibank'a devredilmiştir. Maden Bakır İşletmesi, ekonomik açıdan çok gelir getiren kuruluşlar arasında yer almış ve ülkenin bakır ihtiyacını karşılamakla kalmamış, yurt dışına da sevk edilerek ülkeye ciddi anlamda döviz girdisi sağlanmıştır. Yüzyıllardır çıkartılan bu cevher, çıkartıldığı yerde işlenmiş, mamul madde haline getirilmiş Doğu ve Güneydoğu insanına da aş ve iş imkânı sağlamıştır.

Maden İlçesi Kısıkbekir köyünde,  içerisinde altın, gümüş, kurşun, çinko da bulunan yaklaşık 30 milyar dolarlık bakır cevheri, 150 milyon dolara 2022 yılında Cengiz Holdinge ait olan Port Madencilik A:Ş firmasına ihale sonucu satılmıştı. Şüphesiz ki bakır ve bileşenlerinin çıkartıldığı yerde işlenmesi yöre insanı için aş ve iş demektir. Ancak şirket, kolayına gittiği için eskiye nispetle üç misli olarak çıkardığı bakır madeni ve bileşenlerini mamul madde haline getirmek için başta Samsun olmak üzere başka yerlere taşımaktadır. Hani bununla kalınsa iyi. Şimdi de çeşitli kimyasal maddelerle ayrıştırdıktan sonra yaklaşık 32 km uzaklıktaki Maden ilçesine bağlı Gezin tren istasyonuna taşınmak ve burada depolanarak sevkiyatını yapmak istiyor. Şirketin talandan mal kaçırırcasına başlattığı çalışmaya konu olan Gezin tren istasyonu doğunun incisi, nazar boncuğu dediğimiz Hazar gölüne sadece 500 metre uzaklıktadır.             Depolama ve sevkiyat için seçilen Gezin Tren İstasyonu 2 Şubat 1971 tarihli Uluslararası Ramsar Sözleşmesi ile 28 Aralık 1993 tarih ve 3958 sayılı kanun dayanağında 2015'te tescillenen ''Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alanı'' havzası içerisindedir. Ayrıca bu yer, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 09.04. 2015 tarih ve 4078 sayılı olurlarıyla “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” olarak tescillenmiş ve sit alanı olarak ilan edilmiştir.

Kimyasallarla ayrıştırılmış bakır madeninin bu sit alanı içerisinde bulunan bu istasyona taşınması depolanması ve sevkiyatı hem bölgenin doğal dokusunu bozacak hem de çevre sağlığı açısından ciddi riskleri beraberinde getirecektir. Kimyasallarla ayrıştırılmış bakır ve bileşenleri istasyona taşınırken, depolanırken, yüklenirken meydana gelecek sızıntılar, yağmur sularına karışacak yer altı suları ile de doğrudan veya dolaylı Hazar gölüne ulaşacaktır. Bu karışım, suda çözünerek besin zincirine dâhil olacak sonuçta ve zaman içerisinde Hazar Gölü'nde endemik (dünyada sadece burada yaşayan) Hazar Siraz Balığı olmak üzere sazan diğer balık türlerini yok edecektir. Taşıma, depolama ve sevkiyat esnasında savrulan maden tozları, havaya karışan uçucu zehirli gazlar ve sızıntılar, Hazar Gölünü yok ettiği gibi Hazar Gölü çevresindeki toprağın pH dengesini bozacak ve toprağı verimsizleştirecektir.

Kimyasallarla ayrıştırılmış maden atıklarının ve ağır metallerin su kaynaklarına karışması, ekosistemde geri dönüşü çok zor olan bir zincirleme reaksiyon başlatacaktır. Bakır ayrıştırmada kullanılan asidik çözeltiler ve açığa çıkan serbest bakır iyonları (Cu 2+ ) suda çok hızlı çözülebilecek özelliktedir. Bu durum, solungaçlı canlılar için doğrudan öldürücü bir ortam yaratacaktır. Süreç şu şekilde ilerleyecek, zamanla sudaki mikroskobik bitkiler ve algler ağır metalleri bünyelerine alacak. Hazar Siraz Balığı gibi daha büyük avcı balıklar bu küçük canlıları yedikçe, bünyelerindeki ağır metal konsantrasyonu en yüksek seviyeye ulaşacaktır. Sonuçta balıkların üreme sistemlerini felç olacaktır.

İstasyonun hemen ilerisinde küçük ama verimli Bermaz ovası vardır. Çilek ve fasulyesi ile çevrede tanınan bu ovayı kuşatan dağlarda keven ve kekik yanı sıra çok çeşitli endemik bitki yetişmektedir. Maden ve bileşenlerinin taşınmasının yaratacağı yoğun kimyasal uçucular ve istasyondaki yükleme-boşaltma faaliyetleri esnasında havaya karışan zehir, Hazar Dağı'nın eteklerindeki endemik bitkileri de etkileyecektir. Arı ölümlerine sebep olacağı için arıcılık da tarihe karışacak, dolayısı ile bu bölgede arıcılık yaparak geçimlerini sağlayan vatandaşların da ekmek kapıları kapanacaktır. Bu bölgede yaşayan ve bu bölgede üretilen ürünleri tüketen insanlarda da akut ve kronik zehirlenme çoğalacaktır.

Maden taşıma, depolama ve sevkiyat faaliyetleri esnasında sızabilecek kimyasal bileşikler, suyun yüzeyini kaplayan alg tabakası oluşturacak, bu tabaka güneş ışığının derinlere ulaşmasını engellediği için göldeki oksijen tükenecek göl tabanında "ölü bölgeler" oluşacaktır. Zincirleme felaketler art arda yaşanacağından göldeki balıklarla beslenen göçmen kuşlar ve gölde yaşayan kuşlar da yiyecek bulamayacağı için bölgeyi terk edecek veya açlıktan öleceklerdir. Bir göl ekosisteminin çöküşü, sadece suyun altını değil, çevresindeki tüm yaşamı etkileyecektir. Elbette bütün bu oluşumlar, bir yıl, iki yıl içerisinde olmayacak, beş yıl, on yıl, 20 yıl içerisinde olacaktır. 40 yıl sonra Hazar Göl olmaktan çıkacak, Hazar bataklığına dönüşecektir.      

Bilindiği üzere Hazar Gölü çevresi, Elazığ ve çevre iller için önemli bir yaz turizmi ve dinlenme alanıdır. Balık ölümlerinin yaşandığı, ağır metal sızıntısı riski olan bir göl, turistik cazibesini kaybedecek, bu çevrede yaşayan her kim olursa olsun oluşacak bu felaketten nasibin alacaktır.      

Ulusal Öneme Haiz Hazar Gölü Sulak Alanı’nda yapılan bu çalışmalara başta Elazığ Kent Konseyi, Maden, Sivrice ve Hazar Gölünü Koruma dernekleri tarafından itiraz edilmiş, basın açıklaması yanı sıra ilgili yerlere başvuruda bulunulmuş; ancak hiçbir sonuç alınamamıştır. 

Hazar Gölü kıyısındaki bir ilçede, Sivrice’de doğmuş, Maden ortaokulunda okumuş Diyarbakır’da yükseköğrenimini tamamlamış başta Elazığ olmak üzere ülkemizin çeşitli illerinde öğretmen ve yönetici olarak çalışmış emekli bir öğretmen olarak sizden istediğim, bu büyük felakete kapı aralayacak bütün girişimleri derhal sona erdirmenizdir. Bu sizin Elazığ’ımıza, Maden ve Sivrice ilçemize, Doğu’nun incisi Hazar Gölümüze ve yöre insanımıza yapacağınız en büyük iyilik olacaktır.

Saygılarımla…