“19-06-1973 Sarıoğlu’na!..”
Manevi değeri çok büyük olan hatıra defterinizin bir sayfasını da bana ayırdığınızdan dolayı teşekkürler…
Biliyorum tanışalı üç yıl oldu.
Aynı gaye ile üç seneyi de aynı sınıfta okuduk.
Hatırladığım kadarıyla iyi geçindik ve ayrılık günlerine geldik.
Zaten dünyada insanların boynunu büken ayrılıktır.
Sizin için ne kadar yazsam azdır.
Temennim yine buluşabilmektir.
Mutluluk ve başarı dolu günlerin sizin olması dileğiyle…
Hoşça kalın. 19.06.1973
Şevket Üçüncü- Maraş Cad. yeni hal yanında Saatçı Ahmet Şafak eliyle/TRABZONSPOR
Aziz Kardeşim Selahattin’e,
İlkin bana en az sizin kadar değerli olan bu manevi değeri büyük olan hatıra defterinizde bir sahifelik yer ayırttığınız için çok bahtiyarım.
Bu bahtiyarlığımı sizlere tatlı tatlı yazılarımla ödemeye çalışacağım.
Sportif Faaliyetler:
Benim biricik kardeşim Selahattin’e, kendilerini geleceğin büyük bir adamı gözüyle bakıyorum.
Tabii ki, bu büyük adam demekle onun sportif faaliyetlerini kastediyorum.
Çünkü, 4 senelik okul hayatımızda, değerli arkadaşım gibi spora düşkün başka biri olduğunu görmedim ve belki de hiç görmeyeceğim.
Arkadaşımın sporun her faaliyetinde çalışması sonucunu belirtiyorum ki, bu faaliyetler kabiliyet meselesidir, arkadaşımın faaliyeti tam manasıyla yerleşmiş durumdadır.
Kendilerini bu faaliyetlere devam etmelerini canı gönülden isterim.
Tabii ki, faaliyetlerin normal koşullar altında olması şartıyla.
Çünkü sporun insana sağladığı faydalar çok büyüktür.
Sporla uğraşan kimselerin, dünkünde daha genç, daha mutlu oldukları ispatlanmış ve sporla sevinci büyük olan neticelere varılmıştır.
Aziz kardeşimle, 4 sene zarfında geçen yatılılık hayatımız oldukça çok maceralı sahnelerle geçmiştir.
Bu sahneler içerisinde de tabii ki, acı ve tatlı günleri de geçirmişiz.
Arkadaşım yıllar yılı bu satırlarımı okudukça, arkadaşlığımızın sıcaklığını bu günkü gibi hatırlayacağına eminim.
Cenab-ı Haktan ömür boyu sonsuz başarılar ve sağlıklar niyaz ederim.
Kucak dolusu sevgilerimle hoşça kalın. Abdurrahman Gülşen Kızıltepe Mardin 18/6/1973
Değerli kardeşim Selahattin,
Hatıra defterinizden bana bir sayfa ayırdığınız için çok bahtiyarım, teşekkür ederim.
Okul hayatımızın bir arada ve aynı çatı altında geçmesi bizi birbirimize daha çok yaklaştırdı.
İlk senesi birbirimizi pek tanıyamıyorduk. Ama son üç yılda, Erzurum’da geçirdiğimiz okul devresinde, diyebilirim ki, sizin kadar kendime yakın bir arkadaş bulamadım.
İyi, kötü okul hayatımız böylece son bulmakla ve her birimiz bir memleket köşesine dağılacağız.
İleride, hayatta belki buluşuruz, belki de bulaşamayız.
Onun için siz de bu yazımı okumakla belki beni hatırlarsınız.
Temennim, hayatta devamlı mutlu ve başarılı olmanızdır.
Hüseyin Öztürk/Baysan Cad. No:17 İsmail Korkusuz eliyle. Tunceli
Selahattin’ciğim,
Hatıralar, anılar, duygular ve hayaller insanları yaşatan ve onların yaşamasına yardımcı olan birer unsurdurlar.
İşte senin de bu unsuru bilerek okulda geçirdiğimiz acı ve tatlı günleri ileride anmak ve yad etmek için bu defteri tuttuğuna memnun oldum.
İnsanoğlu kanatsız kuştur ve dünya küçüktür.
Yani ileriki yıllarda, hiç ummadığımız bir zamanda karşılaşabiliriz.
O zaman seni yüksek mevkilerde görürsem çok sevinirim.
İstikbalinin, güneş gibi parlak, deniz gibi sonsuz olmasını dilerim.
18.06.1973 Kenan Toğaç Devlet Hastanesinde İhsan Toğaç eliyle BİTLİS
Selahattin’e…
Gençliğimizin en iyi günlerini yaşadığımız şu günlerde, ileride bu günleri tekrar yaşamak gayesiyle meydana getirdiğiniz bu defterde ben de yer almaktayım
Seni, yılların akıp giden günlerine bırakıp ayrılırken, her şeyin gönlünce olmasını diler, sonsuz mutlulukların senin olmasını temenni ederim…
Sebahattin Karagülle/Dev. Ker. Fab. Makine Dairesinde Kazım Karagülle eliyle/Ayancık-Sinop
Canım kardeşim Selahattin,
Ayrılık gününün gelip çattığını ve bu günlerin saat ve dakika diyeceğim kadar çok azaldığını seziyorum ve inanın çok üzülüyorum.
Hiçbir zaman “Bana bir sayfa ayırdığınız için çok hoşnut kaldım” diyemeyeceğim.
İnanın hoşnut olmadım.
Daha da kötüsü üzüntüm tazelendi.
Bir hatıra defteri yazmak ayrılık günün gelip çattığına işaret olacağından üzülmemek elde değil.
Ama mukadderatın önüne geçilemeyeceğinden buna rıza göstermeliyiz.
Ayrılık da ölüm gibi kötü bir sondur.
Hatta ondan ağır basmaktadır.
Yine de bana anı yazma olanağını verdiğiniz için sizlere karşı borçlu duruma düştüm.
Çok, çok teşekkür ederim.
Şu dört senelik eğitim döneminde, aynı zamanda bir hemşeri olarak çok güzel günler beraberce idrak ettik.
Lakin bunun yanında ikimiz aramızda değil de(genel olarak) acılı günler de atlattık.
Bunlar birer mani olarak akıp gitti.
Tahmin ediyorum, birbirimizi kıracak bir olay aramızda geçmedi.
Bu beni fazlasıyla sevindiriyor.
Bu zaman zarfında birbirimizi anlama fırsatı da bulduk.
“Gerçekleri görme” belki de yeteneklerinizin en başta gelen unsurlarından birisidir.
Genel kültürünüzle, gerçekçiliğinizle vb. vasıflarınızla “Gökte ararken yerde buldum” misali, benim için en ideal arkadaşsınız.
Bunu burada yazmamın da bir gereği yok.
Bir siyasi bilgiden, genel kültürden, hatta, hatta spordan yoksun bir arkadaş benim için kuru bir ağaçtır.
Dünya zevklerinden tatmin olmayan ve bunu idrak edemeyen kişi benim için ölü bir varlıktır.
Kısacası dünya ve yurt sorun ve olaylarını takip etmeyen kişilere insan demek için (biraz mübalağalı oldu ama), bin şahit gerekir.
İşte sizde bu meziyetleri aradım ve her arkadaşta ararım.
Gerçekçi olan insanlar bir altın kadar kıymetlidir.
O nispette az bulunurlar şu kör dünyada.
İşte insanlığın en güzel yönünü (realistliği) sizde bulduğum için, kaybedeceğim diye üzüntü duyuyorum.
20. yüzyılın çağdaş dünyası, ileride gerçekçilerin büyük güç kazanacağını ve çoğalacağını müjdeliyor.
Yüce Atatürk’ün gösterdiği çizgide, biz de bu çağdaş uygarlığa ayak uydurmalıyız.
Hiçbir gerici akım bizi bu yoldan engelleyemez.
Niçin engellesin?
Sizin gibi bir hemşeri kardeşe sahibim.
Bu bana çok daha güç vermektedir.
Talih ezileni himaye eden hamilerin ve tüm ilerici güçlerin yüzüne er geç gülecektir.
Buna bütün kalbimle inanıyorum.
Belki de çok kötü oldu.
Ama sen beni kusuruma bakma.
Tekrar sevgiler, selamlar benim arkadaşım Selahattin.
Mehmet Yerlikaya Haçova/Atalar Malatya
Selahattin’e,
Kaderin kötü tesadüfleri çocuk denilecek yaşta bizi aile ocağımızdan alıp Tunceli Yapı Sanat Enstitüsünde birleştirdi.
Bu bir yıllık devre içerisinde tam manasıyla birbirimizi anlayamamıştık.
Oradan, hayatın dalgalarına kapılıp ikimizin de aynı okulu kazanmamız bizleri daha da çok sevindirmişti.
Zamanla daha da samimiyetimizi artırıp, adeta birbirimizden ayrılmaz olmuştuk.
Yine kem yazgımız, bu günlerde, bizleri ayırmak için, bağdaş kurmuş düşünüyor, etrafımızda dolaşıyor.
Ben de bunu üzüntüsü içerisindeyim.
4 senelik bir beraberlikten sonra ayrılmak çok, çok acı gerçekten.
Şu anda belki 30, belki de…… 70 yaşındasın, defteri açmış, biz arkadaşlarını anmak için çirkin yazılarımızı okuyorsunuzdur.
Bizler de senden çok çok uzaklardayız.
Gençlik çağındaki cevherleri arayacaksınız ama nafile.
Takdire şayan bir arkadaşsın.
4 senelik mazimizde birbirimizi kırmış olabiliriz.
Bunlar samimiyetten gelen meşalelerdir.
Bunları normal karşılayacağınızdan eminim.
Yaşam uğraşında kolaylıklar dilerim. Uğur Yaşar-Şanlıurfa 15.05.1973