SOSYAL BİR DEĞERİMİZ OLAN KOMŞULUK

Prof. Dr. Ünal ŞENTÜRK

02-06-2025 17:41

Doğayla yaşamaya başlayan ve onunla etkileşim içinde olan insan, ilk günden beri onun koşullarına maruz kalmış ve maruz kaldığı koşulları kendine uygun hale getirmeye yönelmiştir. Ünlü İngiliz tarihçi A. Toynbe “medeniyet doğanın meydan okumalarına karşı verilen cevaptır” diye bir tanım yapmaktadır. İnsanlığın ilk döneminde doğanın ağır koşullarıyla uzun süre ve yoğun bir şekilde yüzleşen insanoğlu, ona karşı çözümler geliştirerek medeniyetin ilerlemesine katkıda bulunmuştur. Kendi başına yabani ve yırtıcı hayvanları avlayamayan, güvenli bir şekilde yaşama yerini değiştiremeyen, büyük kayaları yerinden oynatıp bir mekân/konut oluşturamayan insan, kendi benzerleriyle “işbirliği ve dayanışma”nın işlevini keşfetmiştir. Ancak belirli bir zamanda hamle yapma, kısıtlı bir imkân ve güçle cevap verme zorluğu insanları, güç birliğini tesis etmeye yöneltmiştir. Evet, insanın kendi benzerleriyle bir araya gelerek güçlerini birleştirmesi, işbirliği ve dayanışmayı sağlaması maruz kaldığı doğa koşullarına verdiği bir cevap ve bir buluştur.

Toplumsal tarihin hemen her döneminde insanlar, karşılaştığı zorlukları yenmenin bir yolu olarak işbirliği ve dayanışmaya yönelmektedir. Yılın sayılı günlerinde ancak ürünün ekim ve hasat yapılabilmesi, mevsimlerin belirli günlerindeki uygun koşullardan faydalanılabilmesi işbirliği ve birlikteliği kurumsallaştırmaktadır. Pragmatik bir çözüm yolu olan bu güç birliği, dayanışma belli bir süre sonra yaşamın her alanında; dertte tasa da huzur da ve refahta da kendisini hissettirmiştir. Ortak bir alanda yaşamak durumundaki sosyal bir varlık olan insan, çevresindekilerle irtibata geçerek, iletişim ve etkileşimde bulunarak, onların varlığından ve gücünden faydalanarak yaşamanın daha iyi sonuçlar verdiğini gözlemlemiştir. Ortak yaşam alanı bir kader birliği olan komşuluğu oluşturmaktadır. Aynı coğrafyayı paylaşmak, aynı denizden faydalanmak, bir köyde yan yana bağ-bahçe sahibi olmak, çarşıda sırt sırta bir mağaza işletmek ve bir mahallede altlı üstlü veya yan yana yaşamak: komşuluk. Komşuluk, birlikte yaşamanın ortaya çıkardığı kadim bir kültürdür. İnsanın yarattığı ve biçim verdiği önemli bir değerdir. Özellikle de sosyolojide “kamucu toplum” olarak tanımladığımız doğu toplumlarında yeri kolay doldurulamayan komşuluk, hem bir iktidar alanı hem de ekonomik, sosyal ve psikolojik bir tatmin alanıdır. Komşuluk hem “el alem ne der”in vücut bulmuş bir hali hem de “ev alma komşu al”ın tanıtıcı güzelliğidir.

Türk kültür ve medeniyetinden bize intikal etmiş olan ve aşina olduğumuz komşuluk, eş dost ve akrabalıktan öte bir olgudur. Her cinsiyet, yaş, gelir, eğitim, siyasi ve dünya görüşünden insanımızın en mutlu veya en hüzünlü ânı, komşularıyla yaşanır. Mutluluğunu komşularıyla artıranımız, üzüntü ve tasasını onlarla azaltır. Türk halkının evlatlarının nişanında ve düğününde; ölüm, cenaze ve taziyesinde;  hastalığında ya da sağlığında; yokluk, darlık gününde hep yanı başında biten birer komşusu vardır. Komşu, bu topraklarda aile veya akrabadan evladır. Ancak, yaşanan hız değişim her şeyi etkisi altına aldığın gibi komşuluğu, komşuluk ilişkilerini de etkilemektedir.

Modern kent yaşamında komşuluk, eski önemini ve işlevini yitirmeye yüz tutmuştur. Kalabalıklaşan ve karmaşıklaşan kentlerde değil komşuluk ilişkilerini sürdürmek kimse kimseyi tanıyamamaktadır. Milyonların yaşadığı kentlerdeki apartmanlarda ve sitelerde, metrolarda, alış veriş merkezlerinde yüzlerce binlerce insan bir arada yaşamaktadır. Birbirinden farklı kültürü, değeri, yaşama biçimi ve önceliği olan insan kitlesinin bulunduğu modern alanlarda sürdürülebilir komşuluk, eski önemini yitirmektedir. Buna 6 Şubat depremi sonrasındaki kayıplar eklenmektedir. Hem depremde ortaya çıkan insan kaybı yanı sıra konutların yıkılması hem de yerinde dönüşüm projeleriyle insanlar, alıştıkları, tanıdıkları, bildikleri, güvendikleri, inandıkları, sırtını yasladıkları komşularıyla beraber anılarını kaybetmiştir. Kırk yıllık komşuluklar, bir anda kaybolmuştur. Yapımı süren yeni yerleşim alanlarında elbette birçok şey gibi komşuluk da yeni formunu oluşturacaktır. Yüzyıllardır birlikte yaşamın içerisinden üretilen ve oldukça önem arz eden komşuluk yeni form ve içerikte yerini alacaktır.

Yaklaşan kurban bayramında bir değişiklik yaparak var olan ama unuttuğumuz, ne zamandır yüz yüze gelip hal hatır etmediğimiz komşularımızla buluşmayı tavsiye eder bayramınızı kutlarım.

DİĞER YAZILARI DEMOFRAFİK BİR RİSK OLARAK ÇOCUKSUZLUK EĞİLİMİ 01-01-1970 03:00 BİR BAKKAL DEFTERİNİN KAPATMA DAVRANIŞININ ANLATTIKLARI 01-01-1970 03:00 Şehir Hafızasında Bir Uğrak Yeri: Bakkallar 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Sohbeti: Asım Demirkök 01-01-1970 03:00 Modern kentlerin bir gerçeği: Alışveriş merkezleri (AVM’ler) 01-01-1970 03:00 Malatya’daki sessiz ölümler 01-01-1970 03:00 Düşen Evlenme ve Doğurganlık Hızının Toplumsal İzahı 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL DEĞİŞİME NÜFUSUN ETKİSİ 01-01-1970 03:00 2025 NEDEN “AİLE YILI” OLARAK İLAN EDİLDİ? 01-01-1970 03:00 MODERN BEYAZ ADAMIN ACELESİ VAR 01-01-1970 03:00 Kentin-Mekanın Toplumsallığı 01-01-1970 03:00