Siyaset de arınacak aklanıp paklanacak

Selahattin SARIOĞLU

22-07-2026 09:50

Türkiye’mizde her şey düzeliyor.

Bozuk, kırık, tıkanık, eğik, çarpık, çürük, yarık, çatlak, kopuk, taşlık, bataklık, ahlaksızlık, hırsızlık, tedbirsizlik, kaçakçılık, uyuşturuculuk, kumarbazlık, bahisçilik, sahtekarlık, dolandırıcılık, yalancılık, yolsuzluk, rüşvetçilik…

İnşallah siyasetçilik de düzelir.

Belki en yavaş düzelecek eğri, siyaset.

Ben 99’larda DSP Ecevit iktidarı sırasında bazı siyasi tutumların, davranışların düzelmiş olacağına inandım.

Sonradan yanıldığımı anladım.

Kendi kendime,

-Çok iyimserim dedim.

Hatta o günlerde, bir profesör DSP milletvekili,

-Milletvekili olduktan sonra ben de yalan söylemeye başladım demişti.

Ben de iki sefer yalan söyledim bu siyaset işinde. Allah affetsin inşallah.

Birisi, DSP’nin önde olduğu sıralarda,  Malatya il başkanı yapılacak il kongre öncesi ofisime geldi, yakından tanıdığım birini bana sordu.

-Yönetim kuruluna alayım mı? Ne dersin? dedi.

Benim çok iyi tanıdığım biriydi.

Dürüstlüğü, güvenilirliği çok tartışmalıydı.

Onun bulunduğu bir yönetim kurulunda, kamuoyuna yansımaması gereken bir hususu konuşamaz, tartışamazdı.

Bir menfaat, bir reklam umduğu durumda kendini bırakırdı.

Kongre yapıldı bitti.

Bir süre sonra o kişi yanıma geldi.

-Benim İl Yönetim Kuruluna girmemi engellemişsin. İl başkanı söyledi dedi.

Baktım, söylediği doğru.

Benim düşüncem, benim görüşüm de doğru.

Ne yapayım? Ne edeyim?

Köşeye sıkıştım.

Bunu, “Parti menfaatleri için söyledim diyerek nasıl anlatabilirim.

Sonra, o bunun ne kadarını anlayabilir dedim içimden ve söylediğimi inkar etmek zorunda kaldım.

Diğeri siyasi yalan hareketim de, CHP milletvekili ön seçimi öncesinde bir salonda yapılan aday tanıtım toplantısında yaptığım konuşmada oldu.

Biraz olsun siyasetçi yanım, siyasi menfaatim dürttü!

Mevcut milletvekilini, ona yakın delegelerden oy alabilirim diye ve hiç gerekmediği halde az birşey övdüm.

Dünya Güzeli Ülkemizdeki maddi ve manevi eksiklikler, yanlışlıklar, bozukluklar biraz genel ilerlemeye bağlı olarak kendiliğinden yavaş yavaş, esas olarak da, bir zamanlar Avrupa’dan duyduğumuz imrendiğimiz, iç geçirdiğimiz o güzellikler, bizim Güçlü Devletimizce de kararlılıkla, çalışkanlıkla, ant içilmiş gibi, seferberlikteymişiz gibi yapılıyor, yerine getiriliyor.

Çocuklar, camı kırık, penceresi kapanmayan, sobası yanmayan, kaloriferi olmayan 60 70 kişilik buz gibi sınıflarda okurdu!

Öğretecek üşürdü, öğrenecek üşürdü, donardı…

Derdim ki, “Eğitim-öğretim bir ülkenin gelişip kalkınmasında çok önemlidir. Ve de soğuk ortamda işlenen dersin anlaşılması zorsa, bizim eğitimimiz de eğitmiyor, bir şey öğretmiyor!”

Futbol sahalarımız, stadyumlar toprak, tribünler açıktı.

Çamurda top oynanırdı, seyirciler yağmurdan ıslanırdı…

Şimdi, kışın git sıcak suyla abdest al, mescidinde namazını kıl.

Bir gün, Eski Belediye Başkanımız Naci Şavata Abiyle televizyona çıkmıştık. Dedim ki,

-Belediyenin, Thames marka bir arazözü vardı. Yazın öğleden sonraları, caddeye çıkar, yolları sulardı.

İnsanlar ıslanmamak için oraya buraya kaçışsa da, serinler, sevinir, bayram ederdi. 

Naci Abi,

-Heee! En böyük hizmet oydu diyerek onayladı beni.

Eskiden Devlet’imiz yerinde sayıyor, bir milim ileriye gidemiyordu.

Sanki, emperyalist ağaları,

-Yerinde sayyy! diye komut vermişti.

Sonra, son on, on beş yıl emperyalist ağababaların eli kolu kısaltıldı, Milletimiz nefes aldı da, Devletine

-İleri! Marş! komutu verdi.

Evet Nazım Hikmet, Castro’nun Küba Devriminden dolayı için mutlu olup, Abidin Dino’ya “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin üstat? Oh çok şükür bu günü de gördüm ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstat?” diyor.

Ben de milliyetçi olduğum için, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Devrimi’ne bakıp,

-Oh çok şükür bugünü de gördüm ölsem gam yemem gayrı!  diyorum.

Şu hemen aklıma gelenlere bakıp da, nasıl, “Çok şükür!” demeyeyim?

Hasankeyf’te, Ilısu Barajı sularında kalmasın diye ünlü Er-Rızık Camisi, 1700 tonluk gövdesiyle, krikolarla kaldırılarak, 262 tekerlekli bir düzleme sabitlenip, üç yüz çalışanın eşliğinde, dört saatte iki kilometre ötedeki yeni yerine taşınıyor…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, daha nice tarihi yapıları tekerlekli araçlarla taşıyarak su altında kalmaktan kurtarıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığımız, çeşitli şekillerde yurt dışına çıkmış dört bin beş yüz, dile kolay 4 bin beş yüz eseri, ajanlarıyla yerlerini bulup, kiminin parasını ödüyor, kimini dava açıp kazanarak yurda getiriyor.

Hakkari Yüksekova’da evinde mahsur hasta, gece yarısı kardan kapanan köy yolu açılıp, hastaneye yetiştiriliyor…

Depremden sonra, yolları kardan, buzdan, fay yarıklarından kapanan Doğanşehir’in Eskiköy’üne dört defa helikopter iniyor, halkın ihtiyaçlarını karşılıyor. Ben eşimle gittim bunları bizzat duydum insanlardan.

Kışın kardan buzdan yolda kalan araçların içindeki vatandaşlarımıza yemek paketleri dağıtılıyor...

Ölümcül bebek Darende’mizden helikopter cankurtaranla Malatya’ya, hastaneye getirilip hayatı kurtarılıyor...

Ambulans uçağımızla yurt dışındaki hasta vatandaşlarımız Türkiye hastanelerine, Türk doktorlarına getiriliyor.

Malatya’nın bütün köy yolları asfalt yapılıyor, çöp konteynırları, otobüs durakları, yol tabelaları konuluyor.

Işıl ışıl köprüler yapılıyor Malatya’ya, Türkiye’nin her iline, ilçesine, tüneller açılıyor aydınlık.

Yollar kısalıyor, zamandan kazanılıyor, yakıttan kazanılıyor, kazalar azalıyor, ölümler, yaralanmalar azalıyor.

Bu milletin çocukları zevkle yapılmış, yalıtımlı, doğalgazla ısınan sımsıcak, yirmi kişilik, otuz kişilik dersliklerde ders yapıyor, okuyor, bilimde, teknolojide dünya birincilikleri alıyor.

Kitap, defter parasını biriktirmek için yazın çalışıp, sakız satıp, tarlada çalışıp para biriktirmiyor. Okuluna gittiğinde kitaplarını, notebooklarını önünde buluyor, kara tahtalar beyaza, akıllı tahtalara dönüşüyor.

Ben şimdi bu olağandışı(!) gelişmelere bakıp da, olan bitene nasıl, Türkiye Devrimi demem?

Ondandır Türkiye’yi eskiye döndürme planları, ittifakları.

Ne demek, ne demek…

Türkiye’miz savunma sanayiinde dünyada on devlet arasında yer alıyor.

Deprem oluyor, Malatya’daki binaların yarısı yıkılıyor.

Evler, okullar, camiler, cemevleri yıkılıyor.

İki üç sene içinde Malatya’da, 125 bin adet, biz Türklerin daire dediği bağımsız bölüm yapılmış.
Yüz yirmi beş bin…

Yazması zor, demesi zor!
16 bin 500 de köy evleri yapılmış…

13 binin üzerinde de işyeri yapılmış ki, görmeye değer.

Vatandaşlarımıza, Milletimize helalı hoş olsun.

Hep fakir fukara mı kalacak…

Hep kötü evlerde mi yaşayacak…

Hep soğuk sınıflarda mı okuyacak…

Hep hastane sıralarında mı olacak…

Hep Batıya mı imrenecek..

Hep emperyalistlerin eliyle mi yönetilecek…

Sular akacak o hep bakacak mı…

Hep, ‘sana mı kalmış, sen mi düzelteceksin’ diyecek..

Hep ‘böyle gelmiş böyle gider’ mi diyecek…

Hep ‘Baban da böyle diyordu’ mu diyecek…

Hep söz dinleyen mi olacak, sözü dinlenen olamayacak mı…

Evet, Türkiye hızla gelişiyor…

Kişi başına düşen gelir artıyor…

Evet hasta siyasetin ilacı da bunlar zaten..

Öyleyse, göreceksiniz siyaset de arınacak, aklanıp, paklanacak inşallah.

DİĞER YAZILARI Görüşmeler ağlamayla geçmiş 01-01-1970 03:00 Dünya daha kayısıyı tanımadı! 01-01-1970 03:00 Adliyeye Dilek yolundan gidilir! 01-01-1970 03:00 CHP günlerinde 01-01-1970 03:00 Hemen kurultay olmaz 01-01-1970 03:00 Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00