MODERN BEYAZ ADAMIN ACELESİ VAR

Prof. Dr. Ünal ŞENTÜRK

03-03-2025 11:10

Günlük yaşamımızı planladığımız zaman kavramı her toplumsal dönemde ve kültürde aynı anlam ve içeriğe sahip olmadığı gibi aynı toplum içindeki her insan için de birbirinden farklı bir anlama ve içeriğe sahiptir. Çok hayati bir konuda haber bekleyen için on dakika geçmez bir vakitken, sınavdaki bir öğrenci için bir saat asla cevaplarını yetiştirmesi için yeterli bir süre değildir. Üniversite okuyan bir genç için zaman ona yetmeyecek kadar kısa iken yalnız başına yaşamını sürdürmek zorunda olan bir yaşlı için zaman uzadıkça uzamaktadır. İşlerimiz, meşguliyetlerimiz, sorumluluklarımız ve toplumsal konumlarımız bizim dışımızda objektif olarak tanımlanan zamanın göreceli olarak kavranmasına neden olmaktadır. O halde zamanı bizler, insanlar belirlemektedir.

Modern kentli bireyin günü planlı ve programlı zamanı ise kıymetlidir. Günümüz insanının bir acelesi vardır. Modernitenin hayatımıza kazandırdığı “vakit nakittir” anlayışı aklımıza gelen her alana sirayet etmiştir. Faturamızı ödemek, otobüse binmek, derse katılmak, mesaisine başlamak, randevusuna yetişmek, yemeğini yetiştirmek, kendini gerçekleştirmek, meslek edinmek, yükselmek, atanmak, iş bulmak için kulağımıza hızlı olmamız fısıldanmaktadır. Günümüzün insanının geç kalmaya tahammülü olmamasının ardında modernleşme, sanayileşme ve kentleşme süreçlerinin hazırladığı toplumsal yapı değişikliği bulunmaktadır. Üretim modelinden, aile şekline, cinsiyet rollerinden, eğitim tarzına, sosyal değerlerden eğlenme alışkanlıklarına kadar hemen her alandaki değişim, toplumsal yapı değişimi olarak tanımlanmaktadır. Bu toplumsal yapı ve yaşam değişikliğinden önceki aşamalardaki insanların zamanla bu kadar ilgilenmesi söz konusu değildir. Avcı toplayıcı toplum aşamaya kadar gitmeye gerek yok. Daha yüz yıl önceki dönemde yaşayan insanın yaşantısında zaman, bugünkü kadar merkezi bir konumda olmamıştır. Sakin, dingin, usulca ve kendi halinde/seyrinde ilerleyen bir zaman anlayışı vardır o dönemde. Zaman sadece gece gündüz ve onun arasında kuşluk vakti, ikindi sonrası gibi ara bölümlerdir. O dönem hafta başı veya hafta sonu, mesai öncesi veya sonrası, dakikalara sığdırılacak bir randevusu bulunmayan bir yaşantıyı kendine kurgulamıştır. Hâkim üretim tarzı tarım ve hayvancılığın olmasından dolayı zaman mevsimlere, gece gündüze, ekim dikim ve hasatla belirlenmektedir. Bir önceki kuşağın doğum günleri, evlilik yıl dönemlerini tam olarak hatırlayamaması bundandır. Çünkü ya güz ya da baharda doğmuştur; ya arpalar filiz verdiğinde gelin gelmiştir ya da kayısılar patik yapıldıktan sonra evlenmişlerdir.

Bugün ona alan yaratmak için çaba sarf ettiğimiz “boş zaman” kavramı ve olgusu da modernleşme ve sanayileşmenin bize bir armağanıdır. Aydınlanma hareketleri, Rönesans ve reform hareketleri yanı sıra coğrafik keşiflerin hazırladığı modernleşme ve sanayileşme toplumsal yaşamda birer devrim yaratarak hemen her alanda olduğu gibi zaman anlayışında da bir değişimi yaratmıştır. Sanayi devrimiyle şekillenen sanayi toplumundaki üretim anlayışının disipline dayanması, yaşamı sayılabilir, ölçülebilir ve kontrol edilebilir bir noktaya doğru taşımıştır. İnsan yaşamına “mesai” ilk kez sanayileşmeyle girmiştir. Sanayi toplumu ve onun yarattığı dönüşümler sonrası şekillenen enformasyon toplumu insanının dakik olma, kendini disipline etme, sürekli kendini güncelleme, kendi dışındaki gelişmeleri sıkı sıkıya takip etme ve onlara göre koşullarını ayarlama sorumluluğu bulunmaktadır. Mesainin belirlenmesi beraberinde ve yaşamda merkezi pozisyona yerleşmesi, daha önceki dönemlerde bir yeri ya da tanımı olmayan “boş zaman” ı ortaya çıkarmıştır. Üretim dışında, çalışmaya ait olmayan, dinlenmeyle geçirilen süreyi tanımlayan “boş zaman” kavramı modern döneme aittir. Boşa geçirilen, sonunda bir şey elde edilmeyen, tembellikle ilişkilendirilen “boş zaman” negatif bir anlamı içermektedir. Hemen her dönem ve kültürde boş durmak iyi sayılmaz. “Allah boş duranı sevmez”, “boş oturan boş olan şeytanla iş tutar” cümleleri, durumu çok net açıklamaktadır. Uzun süre askerlik yapanların aşina oldukları “mıntıka temizliği” nin arkasındaki mantık aynıdır: askerin boş durmaması.

Zamanın rasyonel kullanılması ve her anının değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan süreç ironik bir şekilde zamanı kullandırmaktadır. Hızın her alandan kendisini hissettirdiği içinde olduğumuz süreçte değişim ve dönüşümlerin tamamına yakını, zamandan tasarruf etmeyi vadetmektedir. Arabaların, asansörlerin, beyaz eşyaların, dijital teknolojinin büyük bir bölümü zamanın akılcı bir şekilde kullanılıp kendimize ait bir “boş zaman” yaratmak üzere kurgulanmaktadır. Ama diğer taraftan da bu boş zamanın nasıl doldurulacağı üzerine çalışan bir sektör oluşturulmaktadır. Daha az emekle, daha kolay ve kısa sürede işlerimizin halledilmesi için çalışan sosyo ekonomik koşullar diğer taraftan da ortaya çıkartılan boş zamanın nasıl doldurulacağı üzerine kafa yormaktadır. Mesela hafta sonu ziyaretçileri yoğun bir şekilde artan AVM’ler (alış veriş merkezleri) gününü akılcı bir şekilde kullanarak zamandan tasarruf eden modern kentlilerin “boş zaman” larını en iyi bir şekilde değerlendirdikleri popüler mekânlardır. Hemen her ihtiyaçlarını bir merkezde bir çatı altında karşılamak için düşünülen mekânlar olan AVM’ler, yine her uğrayanın en çok “boş zaman” ını değerlendirdikleri yerdir. Dolayısıyla, zamanı dingin yaşayan atalarımızın torunları olan biz modern beyaz adamlar, kentin yerlilerinden daha fazla acelesi olan modern bireyler olarak yaşamımızı sürdürmekteyiz.

DİĞER YAZILARI DEMOFRAFİK BİR RİSK OLARAK ÇOCUKSUZLUK EĞİLİMİ 01-01-1970 03:00 BİR BAKKAL DEFTERİNİN KAPATMA DAVRANIŞININ ANLATTIKLARI 01-01-1970 03:00 Şehir Hafızasında Bir Uğrak Yeri: Bakkallar 01-01-1970 03:00 Ahde Vefa Sohbeti: Asım Demirkök 01-01-1970 03:00 Modern kentlerin bir gerçeği: Alışveriş merkezleri (AVM’ler) 01-01-1970 03:00 Malatya’daki sessiz ölümler 01-01-1970 03:00 SOSYAL BİR DEĞERİMİZ OLAN KOMŞULUK 01-01-1970 03:00 Düşen Evlenme ve Doğurganlık Hızının Toplumsal İzahı 01-01-1970 03:00 TOPLUMSAL DEĞİŞİME NÜFUSUN ETKİSİ 01-01-1970 03:00 2025 NEDEN “AİLE YILI” OLARAK İLAN EDİLDİ? 01-01-1970 03:00 Kentin-Mekanın Toplumsallığı 01-01-1970 03:00