Haklıyız ama...!

Selahattin SARIOĞLU

20-05-2026 09:47

Soyadını hatırlamıyorum, Selçuk adlı bir beyefendi, sosyal medyada emek verip, paylaşımıma şunları yazmıştı:

“Sayın Selahattin bey, bazı tabuları kırarak, siyasette kulvar değiştirmeyi, seçmen olarak kişinin iradesi olarak kabul ediyoruz. Bazen takım tutar gibi kendi takımları kötü oyun sergilese de yine takımının arkasında duran fanatik seyirciler gibi fanatik siyasi taraftarlar da var. Bu konuda suçlanmanızı haksızlık olarak görüyorum. Siyasete seçilen siyasetçiler demokratik bir seçimin iradesi ile oluyor gibi görünse de genelde kişilerin babalarının parasal gücüne, arkasına aldığı tarikat, cemaat gücüne cahil bırakılan aşiret mensuplarının desteğine bağlı olarak, dolaylı bir baskı unsuru bize milli irade diye sunuluyor. Siyasi partilere gelince yolunu ve yönünü batıya çevirmeyenler iktidara gelemiyor gelince de, efendilerinin isteklerine boyun eğiyorlar. Devlet adamı bir siyasetçinin ölümüne milyonlar katılırken partisi iktidar olamıyor. Hukukçusunuz. Siyasi partiler kanununda mecliste grubu olan partilere seçimlerde olağanüstü yardımlar yapılırken diğer partilerin adeta sırtına taş yükleyerek hadi demokratik bir seçime gidin demek ne kadar adaletli olur? Halkın içinden olan birilerinin, köylünün, işçinin, taksi şoförünün, manavın, milletvekilliğine aday gösterildiğini görmüyoruz. Bunlar aslında halkın kendisi değil mi? Evet eğitim düzeyinin üniversite olması sadece cumhurbaşkanlığı için varken bir vekil adayının eğitim düzeyine de bakılması gerekmez mi? Öncelikli maddi gücü, sonra da arkasındaki şeyh, şıh, dede, ya da tarikatına bakılıyor. Böyle bir siyasi anlayış demokratik sistemlere göre yapılsa da adaletli bir seçim değildir. Birtakım siyasi partiler devletin tüm imkanlarını kullanırken, bir takım siyasi partiler parti binalarının kiralarını ödeyemez halde seçime giderken halkın iradesi tecelli etti diyoruz. Kendimizi kandırıyoruz. Vekil İsimleri, toplumun gönlüne, liyakat ve siyasi tecrübe ve vatan sevgisi ile insana verdiği değerle derecelendirilmeli. Zengin ağa çocuğu, şeyh, şıh, dede torunu, olmayan siyasi partisi içinde dayısı torpili olmayan, fakat kendini son derece iyi yetiştirmiş, inandığı davaya ömrünü adamış, şahıslara hiç bir zaman fırsatlar sunulmamıştır. Sunulanlar da çok nadir. Bu nedenle, buralardan gelerek aday olup seçilen aynı kişiler, yıllarca şehrin vekili olarak bizi temsil ederlerken, şehir hep yerinde saymıştır. Bu siyasi anlayış halk iradesi olur mu? Parti başkanlarının dayattığı, halka da, sorgulamadan seçime mecbur ettikleri bir düzen. Yıllarını partilerinin başarısına adamış çalışmış çabalamış onca il başkanları, ilçe başkanları, bu zengin tarikat, şeyh, şıh, parti içi torpil duvarını ve doyumsuz bazı vekilleri aşamamıştır. Bu CHP de de aynı, AKP de MHP de de İYİ sinde de A dan Z ye aynı. Misal yaklaşık 10 yıldan fazla CHP il başkanlığı yapan Enver beyi hiç bir dönem 1. Sırada aday görmedim Malatya’da. Enver beyi tanımam; sadece medyada haberlerde gördüm o kadar. Belki de en uzun il başkanlığı yapanlardan biri. Kendinin izni olmadan da örnek gösterdim affola. Burada anlatmak istediğim, ne emeğe, ne liyakate, ne sadakate, ne tecrübeye, ne de eğitime değer verilmiyor. Tarikatların belirlediği, maddi gücün öne alındığı, genel başkanların onadığı, halka da seçin diye dayatıldığı bir siyaset var ortada . Sonuç: Halkın gözünde güvenini yitiren siyaset. Bu nedenle CHP den AKP ye, MHP den İYİ partiye, nerden nereye geçerseniz geçin, bu siyasi partiler kanunu değişmedikçe, milletvekili maaşları öğretmen maaşlarını geçtikçe, bu sistemi eleştirmedikçe, devlet adamı yetiştirmekte zorlanırız, halkımıza refahı sunamayız. O mevki ve makamlar milletin vekil olarak temsil edildiği yerlerdir.

Kutsaldır. Reklam sahası, ihale kovalama yeri, koruma zırhına bürünme, vatan hainlerini aklama yerleri değildir. Türk halkının milli iradesinin hiç bir baskı, tesir ve yönlendirme ile değil, geleceğini düşünen bir milli iradeyi ortaya koyacağı gün, adaletli günlerimizin miladı olacaktır.” Evet bunları yazmıştı…

Ben de şöyle yazmıştım:

“Selçuk Bey Kardeşim… Demokrasimize, siyaset anlayışımıza, seçme, seçilme süreci tutum ve davranışlarımıza ilişkin tespitlerinizde, eleştirilerinizde yerden göğe kadar haklısınız. Ancak, biliriz ki bir yönetim tarzı olan demokrasinin de üzerine oturduğu bir altyapı, bir maddi temel var. Demokrasi konulu bir konferansta, konuşmacının ülkemizdeki demokrasinin işleyişi hakkında yaptığı yoğun eleştiriler üzerine söz alıp,

-Hocam, demokrasi, köylülükten çıkmış, kentlileşmiş, endüstrileşmiş toplumların yönetim şeklidir. Ortaçağın değil, Yeniçağın yönetim biçimidir. Öyle olmasa, insanlar, sınıflara doldurulup, demokrasi dersi verilerek, iki sene içinde demokrat yapılırdı. İnsan hayatın, üretim ilişkilerinin içinde demokratikleşir demiştim. Güzel Ülkemizin, Büyük Devletimizin şartları içinde, Yüce Milletimiz bu kadar demokrat olabilir. Eksiklerimiz, yanlışlarımız, hatta ahlaki bozukluklarımız olabilir. DSP’li bir profesör milletvekilinden duymuştum,

-Milletvekili olduktan sonra ben de yalan konuşmaya başladım demişti. Malatya’da en iyi siyasetçi seçilip, ödülümü aldığım törende de,

-Bir ülkede demokrasinin yerleşip kökleşmesinde, kişi başına düşen gelirin kaç dolar olduğu ve adil dağıtılıp dağıtılmadığı önemli de, kişi başına düşen iyi siyasetçi sayısı önemli değil mi? demiştim. Ülkemizin gelişmesi, zenginleşmesi, bilimde, sanatta, sporda ilerlemesiyle, demokrasimizin zemini de güçlenecektir. Yine bir konferansta,

-Bizim yazarlarımız, şairlerimiz, üniversite hocalarımız şimdiye dek hep demokrasi, insan hakları, hukuk, özgürlük… taleplerinde bulundular, bunlar için hapis yattılar, sürüldüler, işlerinden edildiler, bedeller ödediler. Bu çabalarının bir kısmı kadar da, tarımımızı, sanayimizi, ticaretimizi nasıl geliştiririz? Madenlerimizi nasıl bulur, işleyebiliriz? diye kafa yorsalardı, o hak, hukuk, demokrasi talepleri yeşerip gelişecek zemin bulurdu demiştim. Sevgili Selçuk Kardeşim, hani, “Ne kadar para, o kadar köfte” sözü gibi,

-Ne kadar sanayi, ticaret, sanat, kalkınma… o kadar demokrasi diyebiliriz kanımca. Ama yine de,

-Güzel Ülkemizin, Güzel Milletimizin, Büyük Devletimizin içinde bulunduğu mevcut ekonomik ve sosyal şartlar içinde, sizin dediklerinizin azami ölçüde hayata geçirilmesi için çabayı, çalışmayı elden bırakmamalıyız derim. Güçlü umutlarımla, selam ve saygılarımla…”

 

KOZLUK Kale ilçemizde, doruğun hemen yanıbaşında, kuruluşu 4-5 yüz yıl önceye dayanan Kozluk köyü. Halkı Alevi olan Kozluk, yazın bir tatil köyünü andırıyor.

Merkeze 50 Km. uzaklıkta, Oldukça dik ve döngeli, 7 Km.lik temiz, asfalt yoldan adeta tırmanılarak ulaşılıyor. Kale'nin yükseltisi Malatya merkezden düşük, 730 m. Bunun üzerine 650 m. daha koyarsan Kozluk'ta oluyorsun.

Yazın cıvıl cıvıl.

Evlerin, ağaçlarla örtülü balkonlarından, eyvanlarından, avlularından kadın, erkek, çocuk sesleri taşıyor yollara.

Bu insanlar kışın, geldikleri İstanbul'a dönüyor ve köy bir başına kalıyor.

İki tane pınarı var; gür suları buz gibi.

Evlere de su çekili.

Köyün kimi yerlerinde çevreye, temizliğe, tertip düzene ilişkin uyarıcı yazılar yazılmış tabelalara rastlanıyor.

Köyün bir de derneği var. 8.7.18

DİĞER YAZILARI İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00