FİZİKEN SÜPER MALATYA

Selahattin SARIOĞLU

29-04-2026 10:46

Şimdi sıra, ‘Ruhen Malatya’ hedefinde.

Sevgili hemşerilerim…

Malatya’mız o deprem öncesi fakir, köylü, kasabalı görünüşünden eser kalmamış; modern mi diyeyim, çağdaş mı diyeyim… muhteşem, zengin, güçlü bir hale bürünmüş.

Merkez çarşıya bir girdim, bir gezdim, bir gördüm… bayıldım vallahi.

Alt katlar, üst katlar, yollar, kaldırımlar, meydanlar, renkler, desenler bahar güzelliğinde.

Şunu da söyleyebilirim; yeni çarşının içi dışından daha güzel.

Hele bir Şire Pazarı var…

Video çektim paylaştım.

Gidip göremeyenler, gezemeyenler bilmeden, haksız konuşarak günaha girmesin dedim.

Hele bir Kışla, hele bir Fuzuli, hele bir T. Temelli var ki bayılırsınız…

Ya Hükümet Binası… Ya önündeki 15 Temmuz Meydanı…

Başlarda yanlış konuşan hemşerilerimiz, pişmanlık duyup, doğruya doğru, eğriye eğri deyip, açıkça olmasa da, içlerinden sözlerini geri alırlar inşallah…

Kıymetli okuyucularım, aşağıda okuyacağınız yazı beş yıl kadar önce Busabah’ta yayınlanan yazım.

Severek okuyacağınıza inanıyor, sevgiyle, saygıyla sunuyorum…

AKÇADAĞ KÖYÜNE DE ÖREN DİYORLAR

Avusturya’da yaşayan bir müvekkilim, üç dört sene kadar önce ofise uğramış, beni bulamadan gitmiş, giderken de bir şişe viski bırakmıştı.

Bu viski dert olmuştu bana.

Ne yapacaktım?

Baroda arkadaşlara şakayla karışık soruyordum.

‘Dökeyim mi?’, ‘İçen birine mi vereyim?’, ‘Versem günah olur mu?’ diyordum.

Bazıları, ‘Başkanım bana ver!’ diyordu. Bazıları, ‘Dök!’ diyordu. Bazıları, ‘Aman dökme günah olur!!!’ diye şaka yapıyordu.

Bir zaman öyle büroda kaldı.

Derken, bir gün müvekkil yazın memlekete gelişinde yanıma geldi, ben de hızlı bir düşünmeyle, teşekkür edip, hediyesini kendisine iade ettim.

Anlayışla, seve seve aldı.

Bu müvekkil, önceki gün, kendisi gibi Avusturya’da yaşayan ve orada avukatlık yapan damadı ile gelmişti ziyaretime.

Meslektaşım, hukuku Avusturya’da okumuş, on üç yaşından beri de orada yaşıyormuş.

-İyi dedim, sizden bir şeyler öğrenebilirim.

Alevi arkadaşlarımın çoğu, yurt içinde de, yurt dışında da Ak Parti iktidarına muhalif.

Bana göre aslında yanlış bir siyaset anlayışı.

Bütün partilerin milli ve evrensel değerler bakımından aynı mayada olması lazım değil mi?

Yani, insanların, vatandaşlarımızın etnik, dinsel, sınıfsal aidiyetini, devlet ve tüm parti yöneticilerinin kendi aidiyeti gibi saygıdeğer bilmesi şarttır.

Bu bakımdan, Alevi vatandaşlarımızın da, Ak Parti üyesi olup, onun yönetiminde söz sahibi olmakla, Partisinin varsa eksik veya yanlış tutumlarının düzelmesi çabası içinde olması mümkün.   

Avusturya’da avukatlık yapan meslektaşım söze girdi,

-Hükümetin gitmesi lazım… Ecevit öldü kurtulduk. Demirel öldü kurtulduk. Erbakan, Türkeş öldü kurtulduk.

-Muhalefet Türkiye’yi yönetebilecek gibi görünmüyor ki. Yani henüz alternatif olamadı.  Hele bak; ittifak yapan partilerin bir ortak yanını görebilecek misin? Köylüler bu durumdakiler için ‘Her tarladan bir kesek’ derler. Ak Parti giderse valla kaos olur dedim.

-Olursa olsun. Kaos aşılır dedi.

-Nasıl aşacaksın? Türkiye’yi eyaletlere bölerler. Bir daha mı Kurtuluş Savaşı yapacağız? dedim…

Bir gün Malatya’da eski büyükelçi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in bir konferansına katılmıştım. “Türkiye’deki STK’ların çoğu Avrupa Başkentlerinden yönetiliyor.” demişti.

Hele bakın bir Atatürkçülerin haline… Oy verdikleri partinin kimlerle düşüp kalktığını bilmiyorlar mı?

Bu durumlarıyla, Mustafa Kemal’in değil, ‘Joe Biden’ın askerleri’ olmuşlar.

Temmuz’un 27’sinde Doğanşehir’deydim.

Yıllardır Doğanşehir’e gider gelirim, Doğanşehir’in, hem de merkezinde, bir iç kale olduğunu, bu kalenin sur kalıntılarının geniş bir alanı kapladığını yeni gördüm ve öğrendim.

Hani derler ya , ‘Otu çek köküne bak!’.

Şehirlere de öyle bakılmalı.

Öyleyse, tarihin kanıtlarına, kalıntılara önem vermeliyiz...

Doğanşehir’in kuruluşu MÖ.ye dayanıyormuş. Kalenin yapımı da.

Bu kalenin, Eskiköy’de, Polat’ta kalıntıları varmış.

Doğanşehir’den Akçadağ’a giden 34 km. uzunluğunda bir yol var. O yoldan Akçadağ’a yöneldim.

Yol çok manzaralı. Yemyeşil. Böyle yolları ana yollardan, ana yolları da otobanlardan çok severim. Çünkü, çevreyle, köyle, köylüyle, ilçe ve ilçeliyle iç içedir. Kültür, tarih, sanat vardır bu yollarda.

Çeşme, cami, mezarlık vardır bu yollarda; çocuk vardır, koyun kuzu vardır.

Doğanşehir’den daha 6 km kadar uzaklaştığında, müthiş güzel bir geniş ova çıkar önünüze.

Durup, doya doya seyretmeden, fotoğraflarını çekmeden gidemezsiniz.

‘Her köşesi bir cennet

Bu koskoca memleket’ dememiş mi şair…

Kadim belde Polat’ı geçtikten sonra Ören’e vardım.

‘Akçadağ köyüne de Ören diyorlar

Benim bu derdime de verem diyorlar…’

Ören’e gelip gitmişliğim çok.  Durup bir çay içmeden gitmek olmaz.

Burada yeri gelmişken söyleyeyim, Büyükşehir olduk ya, bu koskoca beldeye şimdi nasıl mahalle diyesin?

Valla yakışmıyor. Küçültüyor.

İki kahvehane önü tıklım tıklımdı. İnsanlar, çayına, kahvesine ellibir, oşgin, okey oynuyorlar.

Bir kahveye yaklaşırken bir okey masası dağıldı. O masaya gittim oturdum. Masanın birinden bir kişi hemen kalktı yanıma geldi.

Gelen dördüncü dönemdir Ören’in muhtarlığını yapan Sayın Birol Çirkin’di.

-Başkanım hoş geldin dedi.

Başka gelenler de oldu. Sohbete daldık.

Muhtar olur da, hele Ören Muhtarı olur da hizmetin gelmediğinden yakınmaz mı!

-Bak dedi. Başkanım şu çöpleri görüyorsun. Valla bazı zamanlar sokakları ben süpürüyorum dedi. Sulama sorunumuz var. Gidiyoruz dinliyorlar. Yapmayacağız demiyorlar ama yapmıyorlar.

-Biz vergi vermiyoruz mu? Niye karşılığını alamıyoruz? diyor bir başka arkadaş.

Ören halkı da Alevi’dir.  Haklı olarak ayrımcılık yapıldığına sözü getirip dayıyorlar hep. Dedim ki;

-Babam Dilek’in muhtarıydı, siyasetin içindeydi. Çocukluğumdan beri ben de içindeyim. Gelen, giden hükümetleri hep yakınen takip ettim. Tam yüreğimin ortasından söylüyorum ki, Türkiye muasır medeniyet yolunda, tam da Atatürk’ün istediği yolda ilerliyor. Bu ilerleyiş aynı zamanda demokrasimizin de alt yapısını oluşturuyor. Ekonomik şartlar, sosyal, siyasal üst yapıyı işliyor. Ortam demokrasinin yükselmesine uygun hale geliyor. Şimdiki halde, partiler mezhep temelinde siyasete yönelebiliyorlar. Bu hastalığı, bu şartlarda iyileştirmek zor. Ama gidişat mezhepçiliğin silineceği yönde. Buna kalben inanıyorum. Bir arkadaşımız,

-Biz ehlibeyte dua ediyoruz, Peygamber’imizin yakınları değil mi? Hz. Ali’ye dua ediyoruz. Peygamberimizin, damadı değil mi? ‘Kabe kıblegahımız’ demiyoruz mu? diyor.

Bir başka arkadaş da,

-Valla, Fatiha’yı, duayı, dinini öğrensin diye, ben çocuğumu hocaya gönderdim.

Bir başka kişi de, Büyükşehirde Ak Parti’ye oy verdiğini söyledi...

Ayrılık vakti geldi. Kalktık. Sokakların çöpünü gösterdiler.

-Görüyorum. Şunu söyleyeyim ki biraz önce Doğanşehir’de sur kalıntılarının fotoğrafını çekiyordum. Bir araç durdu. Sürücü, ‘Niye çekiyorsunuz abi, şikayet mi edeceksiniz?’ dedi.  

-Neyi? dedim.

-Buraların çöpünü dedi. Bizim Dilek’te de aynı sıkıntılar var. Biraz sabır, biraz güven! dedim, çok güzel duygularla ayrıldık. 

DİĞER YAZILARI Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00