Boyayla yeni

Selahattin SARIOĞLU

29-07-2026 09:38

“Siyaset konuşmak yok.”

“Siyasete girmeyelim arkadaşlar.”

“Bakın, siyaset olsun diye söylemiyorum…”

Arkadaşlarla, akrabalarla oturulduğunda her ne kadar böyle söylense de, sonunda, bir şekilde siyasete girilir.

O konuşmalar istişare, danışma, meşveret meclisi kıvamında olmaz.

Herkes kendi siyasi görüşünü savunur, diğerini yenmeye, köşeye sıkıştırmaya çalışır; sonuç “sıfıra sıfır, elde var” şeklinde hep “ sıfır sıfır” berabere biter.

Bazen futbol maçlarında olduğu gibi oyun, konuşmalar sertleşir, sakatlananlar, kalbi kırılanlar hatta kavga edenler olur.

Eskiden, daha doğrusu çok eskiden profesyonel (çalışman) futbol (ayaktopu) takımımız yokken, Malatya Amatör (özengen) Kümede Adafıspor, Tecdespor, Hava Gücü, Demirspor, Malatya Gençlik, Akınspor, Şekerspor gibi takımlarımız vardı.

Bu takımların maçlarının sonunda neredeyse muhakkak kavga olurdu.

Kimi seyircilere göre, maçın seyrigüzel, en heyecanlı kısımları bu döğüş kısmı olurdu.

Kimileri maç seyretmeye değil, döğüş seyretmeye gelirdi.

Futbol temizlendi, bu tür çatışmalar çok çok ender oluyor.

Ama siyaset tartışmalarının sonlarındaki kırıcılıklar çoklukla sürüyor.

Neden siyasetle futbol böyle yan yana geldi?

Çünkü, güzeller güzeli ülkemizin, güzeller güzeli insanları, siyaseti, futbol takımı tutar gibi işliyor.

Siyasette akıl, futbolda gönül karar verir.

Doğrusu budur.

Çok eskiden insanımızın hepsi futbolla bu kadar ilgilenmezdi.

Bizde siyaset, futboldan çok önce vardı.

Güzel milletimizin muhafazakar kesimi içinde futbol neredeyse hiç yoktu.

Yani futbolla ilgilenmez, takım tutmaz, maça gitmez, futbol oynayanlara da kızar, tepki gösterirdi.

Çocukların top oynaması bakımından da bütün ana-babalar, çocuklarının top oynamasına şiddetle kızarlardı.

Bunda en çok da ayakkabılarının yırtılması, sökülmesi zararı etkiliydi.

İkinci sebep de top oynadığı için ders çalışmamasıydı.

Bizim çocukluğumuzun anne baba tarafından kızılan diğer tarafları da, bisiklet kiralayıp binmek, sinemaya gitmek, yutmasına bilye oynamak, har çekişmek gibi alışkanlıklardı.

Arkadaşlarla aramızda takım tartışması bitmezdi.

Bir Fenerli,

-Fener dünyayı yener dediğinde, Beşiktaşlı biri,

-Beşiğe gelince fıs diye söner der hemen karşılık verirdi. Fenerli durur mu,

-Döner döner onu da yener sözünü yapıştırırdı.

Yenilgiler, hakemlerin taraf tutmasıyla bastırılırdı.

Hiç kimse “ayranım ekşi” demezdi.

Yani takım tutmak gönül işiydi, kalp işiydi.

Yerine, yarenine toz kondurmamaydı.

Ben Fenerliydim.

Sonraki yıllarda, ileri gençlik yıllarımda, aklın, milliyetçiliğin etkisiyle Trabzonspor’u tutmaya başladım.

Nedeni, Fenerbahçe’de yabancı oyuncuların çokluğu, Trabzon’da yokluğuydu.

Trabzonspor bırakın yabancıyı, yüzde yüze yakın kendi çevresi, kendi bölgesi dışında bile oyuncu almıyordu.

İki takımın maçları öncesinde içimden Trabzonspor taraftarlığımı ölçer, Trabzon’un Feneri yenmesini istediğimi öğrenirdim.

Sonraki yıllarda Trabzon da takımı yabancı oyuncularla doldurunca eski takımıma döndüm.

Ortaokul öğrencilik yıllarımızda tam bir futbol hastasıydık.

Öyle ki, futboldan anlamayan, futbolu ağzına almayan öğretmenlerimizi sevmez, bilgisiz, cahil sayardık.

Futbolu da, radyodan, gazeteden, daha çok da Fotospor adlı haftalık spor gazetesinden izlerdik.

Rahmetli babam çarşıdan geldiğinde koşar paltosunun yan cebinden gazeteyi kapar, arka sayfayı çevirir futbol okurduk. Babam da bize kızar,

-Birinci sayfayı da okuyun derdi.

Kardeşim Sebahattin, Pele’nin de oynadığı Dünya Kupasında, İngiltere’nin, Almanya’nın, Brezilya’nın kadrolarını ezbere sayardı.

Gittikçe futbol ticaretin, sanayinin önemli bir etkeni haline geldi.

Siyasetin de içine girdiği, bazı diktatörlüklerin halkını futbolla uyutarak istediği şekilde yönettiği ciddi ciddi söylenirdi.

Memleketimizde de futbol gittikçe her kapıdan girmeye başladı, muhafazakar insanlarımızın da çok sevdiği bir etkinlik, bir izlence, bir sevgi alanı haline geldi.

Benim yabancı futbolcu çekincem, şerhim eskisi kadar olmasa da sürüyor hala.

İnsanımız futbolun içinde olduğu kadar, belki ondan da fazla siyasetin içinde.

Ama sonuçları, memlekete etkileri bakımından ikisini de eşteş, özdeş tutmak doğru değil.

Futbol nihayetinde bir oyun.

Siyaset öyle mi?

O, memleketin nasıl yönetileceği sorusunun cevabını veriyor.

Demokrasi, halkın kendi kendini yönettiği rejiminin adı olduğuna göre, halk da seçeceği cumhurbaşkanı ve milletvekilleri eliyle memleketi yöneteceğine ve bu sürece de “siyaset” denildiğine göre demek ki, iş çok ciddi, iç çok çok önemli.

Demek ki, ayaktopu gibi değil, takımının yenmesi, yenilmesi gibi değil.

Biri memleket yönetimi, biri oyun.

Maça giderken, tezahürat dışında, bir hazırlığın, bir kararın, bir görevin yok.

Ya sandığa giderken?

Bir oy atacaksın sandığa, memleketi nasıl insanların yöneteceği çıkacak oradan.

Derdim ki, insan bir yere, bir kuruma Allah rızası için yardım yaparken, yardımının doğru ellere gidip gitmeyeceğini, yerini bulup bulmayacağını araştırır ona göre yardımını yapar.

Oy verirken de, verdiği oyu alanların memleketin menfaatleri için çalışıp çalışmayacaklarına, koltuğuna oturdukları kurumu soyup soymayacaklarına, memleketi önceden anlaştıklarına satıp satmayacaklarına bakması gerekmez mi?

Canı gönülden söylüyorum ki bizde her şey iyiye doğru değişiyor, öz anlamına, öz tanımına dönüyor ancak seçmen ve siyaset müessesesi biraz yavaş iyileşiyor.

Stockholm Sendromu denilen ‘Celladına aşık olmak’ gibi, soyanına, satanına, satın alanına, çalanına çırpanına alkış tutanlar, eteğinden tutanlar, arkasından gidenler, onun üzerinden kendisine menfaat planları yapanlar var.

Hala bu insancıklara “toz kondurmayanlar” var.

Neymiş! Siyaset için yapılıyormuş bu soruşturmalar, gözaltılar, tutuklamalar, bu görevden alınmalar…

Suçu bildirenler, ihbar edenler gördüğünü, bildiğini ilgili makamlara bildirecekler, suçu saklayamayacaklar elbette.

Soruşturucular, yargılayıcılar görevlerini yapacaklar elbette.

Rakip siyasetçiler de bundan faydalanacaklar elbette.

Faydalananlara kızacağına, yapanlara de ki,

-Sen bunu niye yaptın? Rakibin eline malzeme verdin. Partiyi ne hallere düşürdün. Sizden nefret ediyorum. Daha sizin olduğunuz yerde olmam. Sizin trenin vagonunda olmam desenize!

Ben zamanında, yolunu, çizgisini, ahlakını beğenmediğim için terk ettim bu bozuk treni.

Ne kadar doğru karar verdiğimi zaman gösterdi.

Ak Parti’ye geçtiğim için bir Dilekli hasta partili biri, sosyal medyada,

-Sen nasıl yaparsın bunu? Baban Hacı Mustafa dayının mezardaki kemikleri sızladı diye yazmıştı.

Acaba bu ve buna benzeyenler, hadi partinin gidişatını o zamanlarda, yedi sekiz sene önce anlayamadılar, şimdiki Yeni hallerini de mi göremiyorlar da, mezardaki geçmişlerinin kemiklerini  sızlatıyorlar.

Şimdi hurda, eski bir tren almış, hem sevenlerinin gözünü, hem o trenin içini dışını boyamış, Yeni diye ortaya çıkarmışlar.

ABD Başkan adayı Biden’in seçimi kazanma şansının arttığı, artık kazanacak gözüyle bakıldığı zamanlarda bir su tesisatçısı tanıdığa,

-Haydi Baydın kazanıyormuş. Erdoğan’ı devirir artık demiştim de o,

-Devirsin de kim devirirse devirsin demişti.

Bir gavurdan medet uman zihniyet hala ayakta.

Çok üzücü.

Bozuk, kiri, pası boyayla kapatılmış o trenden in de, hemen çalışmaya başlayıp,  öğünerek, güvenerek, temiz ellerinle, temiz emellerinle, sen devir devirebilirsen o Erdoğan’ı.

DİĞER YAZILARI Siyaset de arınacak aklanıp paklanacak 01-01-1970 03:00 Görüşmeler ağlamayla geçmiş 01-01-1970 03:00 Dünya daha kayısıyı tanımadı! 01-01-1970 03:00 Adliyeye Dilek yolundan gidilir! 01-01-1970 03:00 CHP günlerinde 01-01-1970 03:00 Hemen kurultay olmaz 01-01-1970 03:00 Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00