Sevgili Malatya Sonmanşet okuyucuları her ne kadar ömrümü futbol oynamaya bıraktıktan sonrada, kaleci antrenörlüğü yapmaya adamış olsam da, benimde kendime göre, inandığım benimsediğim, dünya olaylarını ülkemizdeki gelişmeleri, takip ediyorum. Bu çerçevede 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü, yazı işlerindeki bu gazetenin çıkmasında emeği olan kardeşlerimin ve tüm hanımların, kadınlar gününü kutluyorum. Devamında hayat mücadelelerinde, dünyada ve ülkemizde, ezilen horgörülen, dışlanan, tecavüze uğrayan, cinayetlere kurban giden, sahipsizlikten karanlık batakhanelerde geçim derdine düşen, yetimhanelerde annesiz ablasız babasız büyüyenler, seslerini kimsenin duymak istemediği bu kadınlar bizim kadınlarımızdır, canlarımızdır. 8 Mart’ta kutlanan bu özel günü, sahiplenerek yanlarında olduğumuzu, olacağımızı hep beraber göstermemiz gerektiğine inanıyorum.
+ + +
Sevgili Malatya Sonmanşet okuyucuları Ramazan ayını idrak ettiğimiz günlerde Malatyaspor hakkında alınan sonuçlar üzerinde bizleri mutlu edecek hiç olmazsa 1 puan almanın ilkini yaşamak istesek de maalesef o 1 puanı alamadığımız gibi farklı mağlubiyetler almaya da devam ediyoruz. Ankaragücü, Ümraniye maçlarındaki oyun ve skorlar ligde son haftalarda 2’ligde ne nasıl yaparız. Endişesini de beraberinde getiriyor. Ankaragücü maçının sonundaki duygusallık Yeni Malatyaspor’da kalecilik yapan Ertaç ve Mahmut kardeşimizin malzeme ve 120 bin TL futbolculara dağıtılması için verdiği (fitre, zekat) yaptığı yardım Malatya’daki ben de yöneticiyim diyenlere çok güzel bir örnek olmuştur. Bedava keyfe egonu tatmin edecek en son yer kulüp başkanlığıdır. Gücün varsa kaldırabileceğin, yükün altına girersin. Belediye parasıyla satılan futbolcu bonservis geliriyle resim çektirmek, basına demeç vermek, bir tepsi baklava almak, sponsor parasıyla konaklanan yerlerde çay içip, boydan poz vermek, ailelerle görüşmek (?)yöneticilik olmadığını, idareciliğin idare et (yalan yanlış) mantığıyla kalbinin çapraz atmasıyla, vücudundaki akan kanın saf yağsız pıhtılaşmamış olması gerektiğini Malatya’da spor başkanı isen futbolcuna antrenörlerine, personellerine, hak edişlerini ödeyeceksin. Ramazan Bayramında bu insanları mağdur etmeyeceksin. Ertaç, Mahmut, Mehmet Güneş kardeşlerimizin verdikleri Malatyaspor’da zamanında prim olarak aldığınızı unutmadık. Kulübün nereden nereye kimin kimlerin getirdiğini, yazacağım, 120 bin TL bu şehrin ayıbıdır. 6 aydır maaş alamayan personelin hakkı neden verilmez, kim vermez. Bu takımın bir kişinin, 3 kişinin değil hepimizin takımı olduğunu kimse unutmasın. Kulüplerde başkan, teknik direktörlük, antrenörlük yöneticilik, şu 3K’dan geçer; Kalite, karakter ve kariyer. Bunlardan bir tanesi bile yoksa o sezon boşa geçmiştir.
+ + +
Sonmanşet okuyucuları sevdiğim alıntı bir yazıyla yazımı bitiriyorum.
Ne güzel insanlar var. Mütevaziliği elden bırakmayan, kimseye tepeden bakmayan, sağ duyulu yaşayan. Ne güzel insanlar var. Dürüst olmayı, dobralık adı altında, dangalak dangalak konuşmayan, kelimelerini özenle seçip, kırmadan dökmeden, kelimelere dökebilen incitmeden. Ne güzel insanlar var. Nankörlüğün her çeşidini, tattığı halde, yine de yaptığı iyilikleri, yüze vurmayan, kimse için çizgisini bozmayan. Ne güzel insanlar var. Yaptığı iyilikleri, aklında tutmayan ama gördüğü iyilikleri unutmayan, iyiliğin meziyet değil, insanlarda zaten olması gerektiğine inanan. Ne güzel insanlar var. Bilgisi olduğu halde bilgisini, görgüsünü göze sokmayan, bilgiye görgüye yakışır yaşayan ve ne kötü insanlar var. Güzel insanları aptal, kendilerini ise insan sanan. Kalın sağlıcakla.