Sevgili Sonmanşet okuyucuları, bayram mutluluğundan sonra, yine futbola döndük. Hayalimizdeki insan gibi olabilmemizin önündeki en büyük engellerden birisi de alışkanlıklarımızdır. Düşünme, hissetme, konuşma ve davranış alışkanlıklarımız, şimdi durduğumuz yerle gerçekten gitmek istediğimiz, yer arasında duran betin bloklar gibidirler ve sizin yerinizde saymanıza yol acarlar. Dışarıdan ona etki edecek bir kuvvet gelmediği sürece aynı kalacak ve kaybolup gideceksiniz. Bu yüzden yaptığımız her şey, alışkanlıklarımızın sonucudur.

+                   +                 +

Türk futbolunda 4 büyüklerden biri olan Trabzonspor U-19 takımının UEFA gençlik liginde 3 italyan U-19 takımlarını, Atalanta, Juventus, inter eleyip, çeyrek finale çıkmasını, Trabzon ve ülkemiz adına sevindik. Trabzonspor U-19 takımı kendi sahasında 40.000 taraftarının önünde 1-0 kazanması, oynadığı pozitif  oyun, televizyonda izleyen milyonların takdirini kazanarak, bir üst tura çıkma  başarısını  yüreğiyle hak ederek kazandı. İnterin kazandığı penaltı ağır bir karar olmasına rağmen, maçı yöneten hakem interli futbolcunun penaltıyı yaratması (aldatma)hareketini hissetmemesi ama Trabzonspor kalecisi Erolcan’ın, penaltıyı kurtarması, adaletin tecelli etmesi adına, 40.000 taraftarın duasının kabul görmesi, pozitif enerjinin sahaya yansımasının güzel bir örneğiydi. Şimdi rakip Avusturya’nın Salzburg takımı 25 Nisan Cuma günü finale çıkmak için karşılaşacak. Temennim finale adını yazdırması.

Şunu da hatırlatmak isterim ki, Trabzon U-19 takımı da, Malatya Orduzu Pınarbaşı’ndaki Yeni Malatyaspor U-19 takımıyla 1-1 berabere kaldı. İnter maçında oynayan ilk 11 Yeni Malatyaspor maçında da aynı oyunculardı. Bu maçı yöneten hakem Trabzon U-19 attığı goldeki detayı fark etseydi belki de Yeni Malatyaspor U-19 galip gelecekti. Tabi bunları yazarken aynı futbolcuların 1. Ligdeki performanslarının neden bu kadar yetersiz olduğunu, Malatyalı sporseverler sorguluyor. Çeşitli varsayımlar, bilinçli bilinçsiz, severek sevmeyerek, kızgınlıkla da olsa negatif yorumlar sessiz kalmayarak kulüp başkanından, malzemecisine kadar hedef oluyoruz. Nerede yaşayan Malatyalı varsa taraftar olarak takımlarının düşürüldüğü bu durumdan rahatsızlar isyandalar, dertliler, öfkelerini sosyal medyada isim isim sebep olanları itham ediyorlar. Peki sonuç alınıyor mu, değişen önemsenen, farkındalık yaratılan yeni bir yol var mı? Ben söyleyem hemen yok. Spor kulüpleri kurumsal kurallarla, prensiplerle, şeffaflıkla, denetlenebilirlik ortamların öncelik olması, kulüpleri batma batırma gayretlerinin önüne geçilmiş olur. Kulüpler kongrelerde seçilmiç başkan ve yönetimlerin tercih ettikleri donanımlı profesyonel kabiliyetli kulüp personellerinin, hiyerarşi, sevgi, saygı bir aile ortamını sağlayabilecek kapasite de iş disiplini, sahada antreman yapan futbolcular, teknik heyet idari yapılanmadaki abi kardeş ilişkisi, antremanlara ve maçlara pozitif anlamda moral katacağı kesindir.

Bu hiyerarşinin dişlilerinden biri kırıldığı zaman o gün o antrenmanın faydalı olmadığı, ertesi gün oynanılan maçı kazanma şansının olmadığını, TFF’nin tüm liglerinde, Malatyaspor dışında 10 takımda futbol ve antrenörlük yapmış, yaşamış bir tecrübeli olarak söylüyorum. Futbolcu teknik adam o ilin aynasıdır, değeridir, kalitesidir. Futbolcu sahadaki yeteneğini yaratıcılığını enerjisini, attığı gollerle, kurtardığı pozisyonlarla, centilmenliğiyle, efendiliğiyle taraftarına camiaya kendisini kanıtlayacaktır. Dövme ile saçını kazıtıp şekil vermeyle, futbolcu olunmaz. İyi çalışan, iyi dinlenen, kendine değer veren, diliyle değil aklıyla oynayan, hırslı pes etmeyi sevmeyen yenilgiyi kabullenmeyen sevenlerini mutlu etmeyi başaracaktır.

+                 +                +

 

Spor kulüpleri alt yapısıyla, üst yapısıyla bir bütündür. Bu değerleri bilmeyen veya görmezlikten gelenler kendilerini sorgulamalıdırlar. Ben yaptım oldu anlayışının hiç kimseye bir fayda getirmeyeceğini, aksine olan sorunu daha da çıkmaza sokacağı bilinmektedir. Disiplin düzeni kurma adına mobbing gibi çirkin sonuçların tavır ve davranışların, psikolojik olarak farkında olmadan ağır travmalar yaşanmasına sebep olunuyor. Türk ceza kanununda, ceza hükmü bu konuda çok ciddi cezalar verdiğini de biliyorum. Kulüplerimizde yıllar geçse de yaşatılanları bu ve benzeri futbol kulüplerinde olmaması gereken deneyimsizliklerin yıllar geçse de iz bıraktıklarını görüyoruz biliyoruz. Tüm liglerde mutlaka maçlarda saha içi olaylar, taraftar baskısı, küme düşme, şampiyon olma, hedeften kopmama adına yapılan öfkeler, zamanında yerine getirilmeyen sözler, hak edişler, küçümsenmeler, sağlıklı olmayan bir kulüp içerisinde futbolcu ve teknik adamlar kendilerini geliştirecek örnek olacak birilerini göremezlerse zaman boşa geçmiş olacaktır.

+                +                 +

Yazıyorlar, söylüyorlar, sahipsiz Malatya diye başarılı olduğumuzda tesisler çok kalabalık, şimdi bir kişi dahi bayramda bile ziyaret etmiyor. O zaman bir düşünün bu insanlar nerede diye. Adalet ve hakkaniyetin olmadığı bir yerde kimselerin olmadığını, başarısızlığın temelinde de duygusallığın olduğunu bilmeyenlerin, gözünü yumanların, çevresine şirin görünmeye çalışanların, Malatya’da bir gün mutlaka özlenen kendisiyle barışık, gerçeklerden korkmayan, Malatya’yı  Özal ruhuyla, Nurettin Soykan anlayışıyla sevecek hizmet edecek başkan ve yöneticiler, futbolcular, teknik adamlar mutlaka gelecektir. Ben inanıyorum, sizler de inanın. Kalın sağlıcakla.