“Asrın felaketi” olarak hafızalara kazınan 6 Şubat depremlerinin ardından harabeye dönen Malatya’da, kentin hafızasını taşıyan yapılar birer birer yok olurken, ayakta kalan tarihi miraslar ise duyarsızlığın gölgesinde kaderine terk ediliyor. Bu vurdumduymazlığın en sarsıcı örneği, kentin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Derme İlkokulu’nun geriye kalan tek simgesi; tarihi anıtsal kapısında…
Yıkılan okul binasından geriye yalnızca kentin asırlık tarihini sırtlayan devasa bir taş kapı ve boş bir bahçe kaldı. Ancak bu kutsal eğitim ve kültür alanı, hak ettiği koruma, tescil ve restore süreçleriyle buluşmak yerine, şaşırtıcı bir şekilde sıradan bir açık hava çay ocağının giriş kapısına dönüştürülmüş durumda. Surlardan okul kapısına, okul kapısından çay ocağına
Derme ilk Okulu, sıradan bir taş işçiliği ya da herhangi bir okul girişi değil. Temelleri 1907 yılında atılan ve 1908’de Kızlar İlkokulu olarak açılan, Cumhuriyet döneminde Yeniyol ve İnönü isimlerini alıp 1945'ten itibaren Derme İlkokulu adıyla Malatya’nın simgesi haline gelen bu kurum, mimarisiyle de benzersiz bir birikimi temsil eder. Okulun kuzeye bakan dış kapısı; Eski Malatya Battalgazi surlarının tarihi kale kapısından sökülen kesme taşların tek tek numaralandırılarak buraya monte edilmesiyle yükseltilmiş anıtsal bir mirastır.
Kapının üzerinde Malatya'nın geçmişine ışık tutan tarihi yazılar, kitabeler ve okulun köklü geçmişini simgeleyen belgeler niteliğinde kazımalar yer almaktadır. Yüzyıllık kale surlarının taşlarını taşıyan, üzerinde tarihi kitabelerin yer aldığı bu anıtsal yapının altından geçilip bugün çay ocağına girilmesi; ne kentsel estetikle, ne koruma bilinciyle ne de bu kentin tarihine duyulan saygıyla bağdaşmaktadır.
TARİH DEKOR DEĞİL, GELECEĞE MİRASTIR!
Derme İlkokulu’nun anıtsal kapısının ve etrafındaki alanın acilen koruma altına alınması, etrafındaki ticari işgalin ve çay ocağı faaliyetlerinin derhal sonlandırılması gerekmektedir. Kentin hafızasını temsil eden bu alan, vakit kaybetmeksizin aslına uygun bir yeniden ihya projesiyle ele alınmalı; bir müze, kültür merkezi veya yeniden eğitim alanı olarak Malatya’ya kazandırılmalıdır.
ŞİMDİ YETKİLİLERE VE KENTİN İDARECİLERİNE SORUYORUZ:
Eski Malatya’nın kale kapısından sökülerek inşa edilen anıtsal bir yapının gölgesinde çay demletmek hangi koruma anlayışına sığmaktadır? Yüzyıllık eğitim mirasını ve üzerindeki tarihi yazıtları bir çay ocağının dekoru haline getirmek Malatya’nın hafızasına saygısızlık değil midir? Bu alanın ticari kaygılardan derhal arındırılarak ne zaman hak ettiği koruma çemberine alınacağı ve aslına uygun şekilde ne zaman ihya edileceği kamuoyu tarafından merakla beklenmektedir.
ROJBİN ASTEKİN
