BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan sunuculuğunu Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un yaptığı “Bakış Açısı” programında bu hafta, kentte değişen sosyo-ekonomik dinamikler ve mesleki eğitimde yaşanan darboğaz masaya yatırıldı. Programa konuk olan BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu, Malatya Turgut Özal Üniversitesi akademisyenleri tarafından Suriyeli göçmenler üzerine yapılan çarpıcı araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi.

Malatya Turgut Özal Üniversitesi lisansüstü eğitim kapsamında Betül Alaca ve Doç. Dr. Vedat Yılmaz tarafından 400 Suriyeli göçmenle yüz yüze gerçekleştirilen çalışmanın verileri, programın odak noktalarından biri oldu. Araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 84.5’i Malatya’da aktif olarak çalışırken, yüzde 81.5’i kentte yeni bir meslek edindi. Göçmenlerin artık sadece işçi sınıfında yer almadığı, büyük bir bölümünün zamanla işveren konumuna yükseldiği ve en yüksek memnuniyet oranının esnaf grubunda olduğu belirtildi.

Araştırma verileri üzerinden yerel halkın iş gücüne katılım oranlarındaki düşüşe dikkat çeken Bozkurtoğlu, üniversite kontenjanlarındaki plansızlığın ve artan sosyal yardımların toplumu üretimden uzaklaştırdığını savundu. Konuşmada ayrıca, unutulmaya yüz tutan zanaatkarlık ve çırak bulamayan esnafın feryadı üzerinden meslek liselerinin aciliyetine vurgu yapıldı.

 “TÜRK MİLLETİ ÇALIŞKANLIK ÖZELLİĞİNİ YİTİRDİ Mİ?”

Araştırma verilerini değerlendiren Umut Bozkurtoğlu, “Atatürk'ün çok güzel bir sözü vardır; 'Türk milleti zekidir, Türk milleti çalışkandır' der. Evet, öyle başlayayım; Türk milleti artık çalışkan değil. Buradan bunu anlıyoruz, değil mi? Bir özeleştiri yapalım. Biz çalışkanlık özelliğimizi zaman içerisinde yitirdik mi? Kesinlikle. Eskiden insanlarda şu vardı; gidip çok ağır işlerde çalışabiliyorlardı. İnşaatta güneş, yağmur, çamur demeyip bahçesinde, bağında en ağır işlerde çalışırlardı. Lise dönemine gelen çocuklarını yaz tatilinde 'Hadi git şu inşaatta çalış' diye gönderirlerdi ya da okullar tatil olduğu zaman çocuklar sağda solda oynamasın, çalışmaya alışsın, meslek öğrensin diye çıraklık olarak bir meslek grubuna verirlerdi. Biz bunların hepsini gördük. Ortaokuldayken komşumuz inşaatçıydı, cumartesi pazar giderdik; 'Keser ver, çivi ver, tahtayı uzat' derdi, bize yevmiye verirdi” sözlerinde bulundu.

“İNSANLARIN ÜRETMEKTEN UZAKLAŞTI”

Devlet yetkililerinin bu tabloyu sorgulaması gerektiğini vurgulayan Bozkurtoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanı geçen bir veri paylaştı; 'Biz gelmeden önce 3,5 milyon insan sosyal yardımlardan istifade ediyordu, biz geldikten sonra bu rakam 23 milyona çıktı' dedi. Sayın Cumhurbaşkanı bunu daha çok vatandaşa yardım ulaştırıyoruz anlamında söylüyor ama bunun başka bir anlamı da insanların çalışmadığını, üretmediğini görüyoruz. Kaymakamlıktan, valilikten çocuk parası, süt parası, kırtasiye parası alınıyor. 'Biz bu bütçeye niye muhtaç olduk?' diye sorgulayan yok. Üniversiteden mezun olan öğrenci vasıfsız olarak mezun oluyor ve üniversiteli işsizler ordusuyla karşı karşıyayız. Genç nüfustaki işsizlik yüzde 30'ları geçmiş durumda. Suriyelilerin yüzde 84.5'i çalışıyor, yüzde 81.5'i yeni bir meslek edinmiş. Zor işleri Türk insanı bıraktı, 'Bunu Suriyeliler yapsın' diye küçümsediler. Birkaç yıl önce Suriyeliler için sınır kapıları açıldığında tekstil firması sahipleri 'Suriyeliler giderse biz biteriz' dediler. İşte burada Türk milletinin o çalışkanlık özelliğini kaybettiğini anlıyoruz” dedi.

“HERKESİN ÜNİVERSİTE OKUMASI GEREKMİYOR”

Kontrolsüz üniversiteleşmenin üretimi baltaladığını dile getirerek Bozkurtoğlu, “Malatya'da köklü İnönü Üniversitesi var, bir de bir kişiyi memnun edebilmek için Turgut Özal Üniversitesi açıldı. Bir üniversitemiz çok kötü iken ondan daha kötü bir üniversite kurduk. Bugün iki matematik sorusu yapan öğrencinin inşaat mühendisliği okuduğuna şahit oluyoruz. Üniversite 'Gel, iki matematik de yapsan ben sana üniversite okutacağım' diyor. Sen herkesi üniversite mezunu yaparsan Suriyeliler Malatya'da işveren olur. İnsanın imkanı iyidir, kültürünü artırmak için okur ama biz topluca insanları tembelleştirdik. Köydeki kızı üniversiteye gönderdiğinde artık o çocuğu köyde çalıştıramazsın. Farklı istekleri, farklı standartları oluşacak ve onu üretimden uzak tutacaksın. İşçi ordusu çıkardık, arkasından da Suriyeli sığınmacılar geldi, bu ülkede işveren oldu. Ben onları tebrik ediyorum” sözlerini sürdürdü.

“ÇIRAK BULAMIYORUZ, UUSTALARIN SON DEMLERİ”

Program sunucusu Sinem Hatun Davut da esnaf ziyaretlerindeki gözlemlerini aktararak mesleki eğitimin çöküşüne dair kaygılarını paylaştı. Çarşıda 40 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan bir esnafla görüşmesini aktaran Davut, “Çarşıda 30-40 yıldır ayakkabı tamirciliği yapan bir esnafla tanıştık. Baba mesleğini yapıyor. 'Çocuklarınıza öğretmek istemiyor musunuz?' diye sordum. 'Onlar okudular, bu işi yapmadılar' dedi. Aklıma şu soru geliyor; birçok meslek belki de son demlerini yaşıyor. Esnaf, 'Çocuklarım farklı meslek tercih etti ama dükkanımıza çırak da bulamıyoruz. İş öğreteceğimiz çırak yok, gelen yok giden yok' diyor. Eskiden talep eden olurdu, yanımızda çırak bulunurdu ama günümüzde kimse öğrenmeye meyletmiyor diye sitem ediyor. Ben çok üzülüyorum; Arapgir'e gittik, orada tahta çivili ayakkabı ustası var. 'Çırağınız var mı?' dedim, 'Kimse talep etmiyor, gelmiyor' dedi. Bu insanları kaybettiğimizde kim musluğu tamir edecek, kim sanayide arabaları tamir edecek? Çocuk üniversite okumayınca eziklik hissediliyor ama içi dolu okumak önemli. Aksi halde yarın bu işleri yapacak usta bulamayacağız” ifadeleriyle sitem etti.

“BÖYLE GİDERSE TAMİRCİ BULAMAYACAĞIZ”

Gelecekte yaşanabilecek tehlikeye dikkat çeken Umut Bozkurtoğlu, “Bizim aciliyetle meslek liselerine önem vermemiz, onları yeniden ayağa kaldırmamız gerekiyor. Böyle giderse ilerleyen yıllarda evinizde bir musluk bozulsa tamir edecek usta bulamayacağız. Tablo bunu gösteriyor. Senin çocuğun üniversite okuyup işsizler ordusuna girecekse okumasın. Bu bir başlangıç Sinem Hanım; biz bu tür araştırmaları ve konuşmaları ilerleyen zamanlarda daha çok yapacağız. Artık Malatya'da kimse çalışmıyor. Allah'tan Suriyeliler medyaya el atmadı, yoksa etrafımızda bir sürü medya patronu görecektik. Umarız o ustalar ve çıraklar bir an önce yetişir” şeklinde konuştu.

Yayın, gençlerin sanayi, zanaat ve tekstil gibi üretim kollarına yönlendirilmesinin hayati bir zorunluluk olduğu vurgusuyla sona erdi.

ROJBİN ASTEKİN