Özledik Tozunu Da Çamurunu Da

Selahattin SARIOĞLU

04-03-2026 10:05

Kıymetli hemşerilerim…

Sevgili Malatya!

Sizi çok özledik.

Üç aydır Ankara’dayız.

Malatya’mızın tozunu da çamurunu da çok özledik, vallahi çok özledik.

Aman, yanlış anlaşılmasın; tozu, çamuru dediğim… İşin, çalışmanın, uğraşmanın kaçılmaz sonucu.

Koca bir, bir değil iki deprem yaşadık.

Canımızdan kopup gidenlerimiz oldu.

Mezarlıklar ölüm günü aynı olan canlarımızın mezarlarıyla doldu.

Öyle ki, tabut sıkıntımız, çeşitli il belediyelerinin gönderdikleriyle giderildi.

Şehir mezarlığındaki tabut yığınları… üzerinde, ‘Giresun Belediyesi’ yazan yeşil tabut gözlerimin önüne gelirken doluyor, yaşarıyor o gözlerim.

Nice ölüş ve kurtuluş hikayeleri okuduk, duyduk, dinledik, videosunu izledik.

Öldük öldük dirildik.

Hepimiz saatin dört on yedisinde binaların içinde, binayla birlikte sallandık, sallandık, ölümle kalım arasında gittik geldik, gittik geldik

Gidip de gelmeyenlerimizin yerleri cennet olsun inşallah; geride kalanlarına sabırlar versin, sağlık versin Allah.

Evlerimiz, işyerlerimiz, okullarımız, camilerimiz, cem evlerimiz yıkıldı, ağır hasarlandı.

O gece, o gece demek yetmez, başka bir adı olmalı onun, aracımızla Caddeyi Fuzuli’deki evimizden, Dilek’teki evimize giderken, kenarından geçtiğimiz, yerle bir olmuş koca binanın enkazında kalanların olabileceği, onların acısı aklımıza bile gelmedi, kendi derdimize, çocuklarımızın, kardeşlerimizin derdine düşmüş bir beyinle geçtik gittik yanlarından.

Ağır hasar alan binalarımızı devletimiz yıktı, enkazını kaldırdı.

Enkaz deyip geçmeyelim.

O garip kornalı, damperli demir kasalı kocaman kamyonların taşıdıklarıyla, enkaz dağları oluştu çeşitli yerlerde.

Devletimiz kocaman kalbi, kocaman gücüyle, sabahın erinde vardı yanlarımıza.

Sıcak çay verdi, çorba verdi, çadır kurdu, su, elektrik, ısınma verdi.

Memleketin her yerindeki yurtları, misafirhaneleri, spor salonlarını depremzedelerine açtı, vatandaşını yerleştirdi, yedirdi, içirdi.

Taşınma parası verdi, kira parası bağladı.

Allah’ımıza şükür, çalışkan Devletimize teşekkür!

Malatya, dağı ovasıyla, merkezi kenarı, kenti kasabasıyla şantiye oldu.

Merkezinde olsun, seksen kilometre ötesinde olsun, atılan temelleri, döşenen demirleri, dökülen betonları, yapılan çatıları, pencereleri, kapıları, banyosu mutfağı, salonu odası, balkonuyla, yolu izi, parkı bahçesiyle, çanak antenleriyle köy evleriyle, şehir evleriyle doldu taştı dağ taş.

Hepsini gezdim gördüm, videolarını, fotoğraflarını çektim paylaştım.

“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’miz ne kadar da büyümüş ne kadar da gelişmiş, güçlenmiş!” dedim.

7.4 ölçekli, 18 bin vatandaşımızın öldüğü 1999 Marmara Depremi sonrası yazdığım köşe yazısında, Devletin de enkazın altında kalmasıyla, “Milletin kafasındaki Devlet Baba imajı çöktü” demiştim.

O zaman DSP’liydim. Başbakan da çok sevdiğim rahmetli Ecevit’ti.

O yazıda, “Devletler tek başlarına, böyle büyük depremlerin altından kalkamıyor. Bu tür büyük afetlere yardım etmek amaçlı uluslararası kuruluşlar kurulmalı” demiştim.

Bu önerimin tıpatıp aynısını, birkaç gün sonra Türkiye’ye gelen Hollanda Milli Savunma Bakanı! da önermişti.

Ve geldik bugüne…

Devletimiz, tam kırk beş konut yaptı. Hayır 450 konut. Yine olmadı 4500 konut yaptı kuralarını çekti sahiplerini belirledi.

Sadece bina değil, yolu, bahçesi, ağaçları, çiçekleri, çimenleriyle, oto park yerleriyle.

Helal olsun, ne demek: dört bin beş yüz konut!

İnanamıyorum… Yine eksik oldu… Evet yine eksik. Daha fazla… Dile kolay diyeceğim olmuyor, dile de zor…

Tamı tamamına 450.000 konut, işyeri yaptı devletimiz.

Maşallah demek lazım buna.

Bizim de iki konut, bir ofisimiz vardı yapımda.

Merkezde, rezerv alandaydı.

Yapıldı. Kuraları çekildi.

Katı, numarası belli oldu. Eksikler tamamlanıyor.

Merkeze on iki kilometre yakınlıkta, Dilek’te, koyup giden nur içinde yatsın, babadan kalan 27 dönümlük bahçemiz vardı. Hiç aklımızda yokken, Allah aklımıza koydu, 2019’da dört dönümü içine projesi güzel, 2+1, tek katlı bir ev yaptık. Bir yıl sonra da bir ek bina yaptık.

Bir de islim yaptık.

Üçü de beyaz boyalı.

Elazığ depreminde, pandemi sürecinde imdadımıza yetişti, orada yaşadık.

Oğlumuz da imdadımıza yetişti, avukatlığı ona, Avukat Çağrı’ya bıraktım.

Herkes evinden çıkamazken, biz orada su çıkardık. Ağaçlar diktik. Sebzeler yetiştirdik. İlk sene tam yirmi beş çeşit sebze yetiştirmiştim. Kavun, karpuzu avukat arkadaşların bürolarına gönderdim. Fotoğraflarını çekip sosyal medyada paylaşan arkadaşlar oldu. Ak Parti İl Başkanlığına gönderdim. Önceki dönem milletvekili, o dönem il başkanı şimdi yine milletvekili olan meslektaşım İhsan Koca arayıp, “Senin kavunu yiyoruz. Çok güzel tadı var. Eline sağlık başkanım” dedi, teşekkür etti.

Hanım, pazar arabasıyla, haftada bir iki sefer kabak, salatalık, kavun, karpuz götürüyordu komşulara.

Alanlar, “Ne çabuk yetiştirdiniz. Maşallah. Biz daha yeni diktik.” dediler.

Hanım, mutfağın penceresini gösterip, “Şuradan baktığımda bir yeşil görür müyüm acaba?” demişti. Evimizin dört yanında on pencere var, hangisinden baksa her yeşil değil, yemyeşil.

Hangi tarafta kahvaltı yaparsan yap.

Kayısıların ve dört beş çeşit meyvenin dikimi dışında, bütün işleri, bir tek kişi çalıştırmadan, ellerimle yaptım.

Kazmayla, kürekle, çapa motorumla.

“Eline sağlık” sözündeki elin önemini öğrendim.

Sevgili eşim, onun Allah’ına kurban bana taze sebzelerden güzel yemekler yaptı.

Çayımı, kahvemi yaptı.

Çayı yaparken, bahçede çalışan beni arar, “Çayı demleyeyim mi?” Yani çayını atayım mı? demeden, “Demle!” veya elimdeki işin ne zaman bitebileceğine bakarak, “On dakika sonra demle” derim.

O da “Tamam” der.

Doğalgaz hattı, evimize üç yüz metre yakınlıkta ama getiremedik.

Kışların soğuğunda, kuzine sobasında yanan odunla ısındık.

Sobanın, hele kuzine sobasının çok güzel olanakları var.

Isıtma görevinden sonraki en faydalı işlevi, fırının marifetleri.

Ekmekleri, yemekleri, kadayıfları çok güzel olur.

Hepsi odun ateşinde pişer, hele çayı bambaşka güzel, çay kokulu olur.

Yakması da zor değil.

Tüpten gelen likit gazın basınçlı yanmasıyla, çabucak tutuşur.

Tek sorun her yerin sıcak olamaması.

Örneğin hanımımın en çok bulunduğu mutfak soğuk olur.

Ama Allah için söylüyorum, şehirli olan eşimin, bundan dolayı, bir şikayetini, Ih! dediğini duymadım.

Geçen yıl nisanda, bu, kış sorunu nedeniyle, çocukların da orada işleri olmasıyla Ankara’da bir ev aldık.

Mamak’ta, geniş, güzel bir daire. Mefruşatını döşedik (tefriş ettik!). Geçen yıl, Kasım ayının 22’sinde geldik Ankara’ya.

Yakınlarımızdan evi burada olanlar da var.

Bundan dolayı burasını seçtik. Çok da yakınız evlerimiz.

O kadar ki, bağırsak sesimiz gider.

Özel yemekler yaptığımızda, soğumadan götürürüz birbirimize

Burada günlerimiz çok şükür güzel geçiyor.

Bir sohbetimizde, yakınlarımızdan biri,

-Malatya hep, çamur, toz demişti de ona,

-Çamurunu da tozunu da özledik demiştim.

Daha da giyinmiş kuşanmış olacak ve biz Nisan’ın ortalarında buluşacağız inşallah onunla.

Not. Yazı bitince, “Oh bitti” dedim.

Saate baktım, iftara yarım saat var.

Sevincim iki oldu.

Hayırlı Ramazanlar dileyerek…

DİĞER YAZILARI BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00