GİDEYİM SU İÇEYİM DE…

Selahattin SARIOĞLU

19-08-2026 10:13

Kıymetli hemşerilerim, ildaşlarım…

İyisiniz inşallah! Önce can sağlığı.

Allah dert verip dermanını aratmasın.

Kanser hastalığı yayılıp gidiyor.

On beş, yirmi sene önce Prof. Dr. Erkan Topuz ve başka tıp hocalarımız, toplumsal sorumluluk görevlerini yerine getirip, bildikleriyle, öngörüleriyle bizleri uyarıp duruyordu.

Doğru şeyler yiyin, kimyasal katılmamış, paketlenmiş yiyecekleri yemeyin, çocuklarınıza yedirmeyin diyorlardı.

“On yıl sonra kanser çoğalacak” demişlerdi.

Güzel pestillerimiz, kesmecelerimiz, gün kurusu kayısılarımız, kurutulmuş incirlerimiz, üzümlerimiz, eriklerimiz, dutlarımız, elma kahlarımız, kayısı çekirdeklerimiz, fındıklarımız, fıstıklarımız, cevizlerimiz, leblebilerimiz varken niye çocuklarımıza süslü, boyalı cilalı, cicili bicili ambalajlar içindeki yiyecekleri yedirelim.

Doğal, dövme dondurmanın yerini boyalı cilalı, kimyasallıdondurmalar almış.

Bunları sadece çocuklar değil koskocaman insanlar da yiyor.

Hal böyle olunca üretim de, satış da büyüyor.

Büyük adamlar, akıllı olup kendilerini, ailelerini, çocuklarınıdüşünmeyecek de , para gelsin de nasıl gelirse gelsin diyen iş, ticaret insanları mı düşünecek?

Tabii burada devletin de bir başgörevi var.

Toplumun, çocukların, gençlerin sağlığını düşünme, tedbir alma, denetleme, yaptırım uygulama vazifesi, yükümlülüğü var.

Bizde devletin bu ödevi, oldu bitti doğru dürüst işlemiyor.

Bizim, bilime de, tekniğe de uygun olan geleneklerimize göre her meyve, sebze mevsiminde yenir.

Bahardan yaza doğru, turfanda dediğimiz sebzeleri gözlerdik.

“Ooo.. domates çıkmış. Salatalık çıkmış. Kavun karpuz çıkmış” der, pahalı olduğu için, tadımlık da olsa evlerimize girerdi.

Sonraki günlerde Malatya’nın sebzeleri pazara gelir, ‘yerli’ etiketiyle satılırdı.

Yerlisi, Adana’nınkinden daha tazeydi, daha damağımızagöreydi.

Şimdi her şeyi mevsiminde yeme kültürü, paracılarca kapandı.

Kışın karında, Malatya’nın en fakir semtlerinde, Beydağı’nınyamaçlarındaki pazar yerlerinde fakir dediğimiz vatandaşlarımız, poşetlere domates, biber, patlıcan seçer doldurur oldu.

Devletimizin ağzından, “Her şey mevsiminde yenilmelidir!” diye bir uyarı duydunuz mu hiç?

Çünkü güney bölgelerimizde seracılık, Türkçesi cam bahçecilik denen, yoğun ilaçla, yapay gübreyle sebze, kavun karpuz yetiştiren, her ile gönderen bir büyük sektör var.

Bunların üretimine, satışına, kazancına dokunmak olur mu…

Şunu söylemeliyim, son yıllarda toplumun, gençlerin, çocukların doğru, sağlıklı beslenmeleri yolunda devletimizdebir uyanış, bir diriliş var.

Bunun olması gereken seviyeye gelmesi gerekir.

Bu, devletin, anne babanın, uzmanların boynunun borcudur.

Belki de en önemli iş bu amaçla kurulmuş devlet dışı STK’lara, gönüllü toplum kuruluşlarına düşer.

Ama böyle bir kuruluşumuz hani?

On seneden öncelerinde Ali Düzova vardı.

Malatya Tüketiciler Eğitim, Koruma Derneği Başkanıydı.

Faydalı işler yapardı.

Derneğin adında tüketici eğitimi deniyor.

Bu çok önemli.

Bu hususta bir adım atmak, meselinin bir ucundan tutmak,anne babayı bilgilendirmek gerek.

Biz evimize mevsimsiz meyve sebze sokmadık.

Çocuklarımıza boyalı cilalı yiyecekler yedirmedik.

Amcaları, dayıları, halaları, teyzeleri zaman zaman alırdı; bunlara engel olamazdık.

Evimize Kokakola girmemiştir.

Bir akşamı üstü çocuğumuzu karı koca dahiliye ve çocuk doktoru olan bir tanıdığın evine muayene için götürmüştük de orada CocaCola dolu şişeler görünce hayretimizi engelleyememiştik.

Bir gün Baro Başkanımız rahmetli Niyazi Ergin Gökçe ve yönetim kurulundan arkadaşlarla, iki binin başlarında, valimiz Mustafa Yıldırım’ı ziyarete gitmiştik.

O günlerde adı Hükümet Meydanı olan 15 Temmuz Meydanı’na Mc Donald’s temeli atılmıştı.

Vali bey bizi kapıda savarken, durdum ve pencereden görünen inşaatı göstererek,

-Sayın valim, bu alana bu oldu mu? dediğimde, Vali Bey,

-Artık yapacak bir şey yok demiş ve ben de,

-Sayın valim zararın neresinden dönersek kardır demiştim.

Ve Yorum Gazetesindeki yazılarımla, buna tek başıma karşı çıktım,

-Burası Malatya’nın avlusudur. Kimse avlusuna dükkanaçtırmaz diyerek yazılar yazdım.

Basınımızda benim dışımda kimse bu hususu konuşmuyordu.

Unutmadan söyleyeyim, daha sonra rahmetli Av. Mustafa Alp orada birkaç gün oturma eylemi yaptı.

Sonuçta, CHP İl Başkanlığı İdare Mahkemesine durdurma ve iptal davası açtı, iş durduruldu ve o acayip yapı oradan kaldırıldı.

Şunu da söylemeden geçmeyeyim.

O tarihlerde ADD Başkanı olan ortopedi uzmanı arkadaşla o yapıya yakın yerde karşılaşmış bu meseleyi konuşmuştum. O,

-Yok, iyi olur. Örneğin bir baba çocuğuna hamburger almak için buraya geldiğinde, çocuğu ona, ‘Baba bu kimin heykeli’ sorar babası da, ‘İsmet İnönü” der ve çocuk İnönü’yü tanımış olur demişti.

Evet atalarımızın zamanında damıtıp yaşattığı o içi dopdolu, ‘Zararın neresinden dönersen kardır’ sözüyle yola devam ederek kendimizin, çocuklarımızın beslenmesinde, yediği, içtiği şeylerde artık akıllı olalım, Yüce Yaradan’ın sadece biz insanlara bahşettiği akılla, yapma gücüyle hiç olmazsa geleceği kurtaralım.

İçine egzoz dumanı, kimyasal madde girmemiş, camlı bahçede yetiştirilmemiş, cicili bicili ambalajlarla donatılmamış, yapay kokularla çekici yapılmamış yiyecekler, içeceklerden kurtulalım.

Evimize, paketlenmiş su, plastik şişeye girmiş su da sokmayalım.

30-40 sene önce Ankara’da bir yakınımızın evinde yemek yiyorduk.

Sofrada şişe suyu vardı.

Ev sahibi, ayran, limonata ikram eder gibi su ikram ediyordu.

İkide bir, “Suyunu doldurayım. İçin için!” diyordu.

Doğanşehir yolunda olan, Örnek Köy’de bir lokma günü vardı oraya gitmiştik. Yeşilyurt Kaymakamı, Belediye Başkanı vardı, ben Battalgazi İlçe başkanıydım.

Masalarda, yani köyde bile şişe suyu vardı.

Çok üzülmüştüm.

Yirmi sene kadar önce Malatya’da, alt geçit inşaatları sırasında şehir suyuna, kanalizasyon suyu karışmış ve bu suyun içilmesi nedeniyle binlerce kişi ishal olmuş, hastaneleri doldurmuştu.

Şişe sucular, Malatya’ya bu fırsatla girdi ve yerleşti ve de çıkmadı.

Şişe suyu da böylece adet oldu.

Aynı apartmanda oturan, şehir suyu, ‘Şöyle bulanık. Böyle kirli. Şu hastalık, bu hastalık.” deyip ağzına şehir suyu vurmazken, bitişiğinde oturan komşusu şişe suyunu evine sokmuyor, ağzına vurmuyor.

Şişe suyu için saydığı hastalıkların birisi komşusunda yok.

Ama alışkanlık, çok bilmişlik, vesveseden olacak ki, yolundan dönemiyor.

Şehir suyumuz Büyükşehir Belediye’nin gözetimi, denetimi, ölçümünün güvencesi altındadır.

Bilim insanları, örneğin Prof. Dr. Osman Müftüoğlu Hürriyet’teki yazısında, “Polikarbonat plastik şişeler ve diğer kaplar, mesela damacanalar uzun süre güneşte kaldıklarındaaşırı ısınma nedeniyle yapılarındaki bisfenol-A (BPA) maddesini içlerinde bulunan suya, sodaya, ya da meyve suyuna karıştırıyorlar. BPA maddesi tehlikeli, en azından riskli bir kimyasal.” diyor.

Şunu da belirtmeliyim, uzmanlar, birçok evde uygulanan suyu arıtmanın, ‘Suyun içindeki mineralleri yok ettiğini, suyu su olmaktan çıkardığını.’ söylüyor.

Peygamber Efendimiz (Allah’ın selamı üzerine olsun.), “İnsanoğlu, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içmeye, üçte birini de nefes almaya ayırsın.” demiştir.

Bilim de böyle diyor.

Ama bizler çok yemek yiyoruz, az su içiyoruz.

Demek ki, yemeyi azaltacağız, suyu çoğaltacağız.

Bir gün Baroda arkadaşlarla sohbet ederken, şaka olsun diye uydurarak,

-Bir Çin atasözünde, ‘Yediğin yemek kadar çirkin, içtiğin su kadar güzelsin.’ deniyor dedim.

Bir bayan avukat arkadaş gülerek kalktı,

-Gideyim su içeyim de güzelleşeyim dedi…

DİĞER YAZILARI ŞEKER HOCAM 01-01-1970 03:00 FETAHLADIM HUZURLA DOLDUM 01-01-1970 03:00 Boyayla yeni 01-01-1970 03:00 Siyaset de arınacak aklanıp paklanacak 01-01-1970 03:00 Görüşmeler ağlamayla geçmiş 01-01-1970 03:00 Dünya daha kayısıyı tanımadı! 01-01-1970 03:00 Adliyeye Dilek yolundan gidilir! 01-01-1970 03:00 CHP günlerinde 01-01-1970 03:00 Hemen kurultay olmaz 01-01-1970 03:00 Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00