FETAHLADIM HUZURLA DOLDUM

Selahattin SARIOĞLU

05-08-2026 16:18

Sevgili hemşerilerim, köylülerim, arkadaşlarım, meslektaşlarım…

Nasılsınız… Allah ne muradınız varsa versin inşallah. Sıkıntılarınızın giderilmesi için sizlere çabalama, çare arama gücü, enerjisi, aklınızı, fikrinizi harekete geçirme, eşten, dosttan, kon komşudan akıl alma arayışı versin, bir yerlerde saklı, belki de elinizin altında, eşinizin aklında duran çözümle buluştursun inşallah.

Lenin’in bir kitabından okumuştum, “Bir sorun varsa, onun çözüm yolları ya vardır ya da ortaya çıkmaya başlamıştır.” diyordu.

Allah her derdin çaresini vermiştir. Sen çabalayacaksın, arayacaksın. Girişimci olacaksın. Risk alacaksın. Akıllı yakınlarına danışacaksın.

Rize’de İmam Hatip’te Tarih-Coğrafya hocasıyken, şehrin ana caddesinin üzerine gerili bez pankartta, kocaman harflerle, “Er olan ekmeğini taştan çıkarır” yazıyordu.

Bir apartman binasının yanında dururken, binanın sahibi mersedes arabasıyla geldi, biraz sonra baktım ki, arabadan inmiş, üstünü değiştirmiş, sırtında biriketler, basamakları tahta çakılarak geçici oluşturulmuş merdivenden yukarıya birikettaşıyor.

Rizeli, derenin beri yanına boşaltılmış bir kamyon çakılı, çocuğuyla, kadınıyla, yaşlısı genciyle bir günde yamaçtaki ev inşaatı yanına taşır ve orada güzel bir ev yaptırır.

Yani oturduğun yerde olmaz, çözüm çare ayağa gelmez.

Rize’deyken, Malatya Ticaret Lisesinden, Rize Lisesine tayini çıkan, daha bir ay önce Dilek’te evlendiğimiz eşimle, Müftü Mahallesinde, tam da okulunun karşısında ev tutmuş,oturmaya başlamışken, maaşımı almak için okuluma giderken, daha kapıdan çıkmadan, eşime,

-Okula gidince, bana diyeler ki,

-Hocam, size maaş falan yok. Meslekten ihraç edildiniz.

Sanki kalbime dammış!

Bu kısmı da anlatayım.

Bu yazıyı yazarken, mutemet kelimesini hatırlayamadım.

İnternete sordum. Yapay zeka hazinedar, veznedar yanıtını verdi. Sonra hatırladım.

Yapay zekaya, mutemet yazıp gönderdim.

-Haklısınız. Çok doğru bir düzeltme. Kesinlikle mutemet denirdi. Bu önemli detayı hatırlattığınız ve paylaştırdığınız için teşekkür ederim. Veznedar parayı kasada tutan kişiyken, mutemet kurum adına bankaya gidip o parayı çeken, torbalarla getiren ve personele elden dağıtan, yani ‘kendisine itimat edilen’ görevliydi. Teşekkür ederim. Sayenizde eksik bir bilgiyi tamamlamış olduk dendi.

Evet maaşımı almak için mutemet, çok değerli, güler yüzlü, şakacı, sevip saydığım Osman Beyin yanına gittim.

-Maaş dedim. Osman bey gitmiş, sanki başka bir Osman Bey gelmişti. Taziye evinde oturan gibiydi yüz ifadeleri. Ellerini ovuşturuyor. Birleştiriyor, açıyor…

-Hocam dedi. Müdür beyin yanına çıkın bir…

Müdürümüz Adem Gürsu’nun odasına gittim. Oturdum.

Baktım benzer hareketler onda da var.

-Müdür bey, ney! söyleyin dedim.

-Hocam şu kağıdı imzalayın dedi. Yarım teksir kağıdında yazılı bir yazı verdi elime.

1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu gereğince görevime son verildiğine dair yazıyı okudum. Devamlı adresin şurasıdır.

İmzaladım. Niyazi Mah. No:52 Malatya yazıp müdür beye verdim. Müdür bey kopyasını bana verdi.

-Hocam, rüşvet yiyen, yolsuzluk yapan bakanlar, valiler dururken benim görevime son verilmesini kınıyorum dedim, tokalaştım, beş yüz metre kadar ilerideki evimize yürüdüm.

Yürürken kendi kendime, “Selahattin, sen bu dünyaya sosyal bilgiler öğretmenliği yapmak için gelmedin. Başka işler de yaparsın” dedim.

Eve geldim. Teze gelin eşime söyledim. O, hiçbir şey olmamış gibi, tam bir Türk kadını gibi,

-Canın sağolsun! Dünyanın sonu değil ki dedi.

Kıymetli okuyucularım, bunları yazarken, gözlerimin yaşardığını da söylemeliyim.

Ben, şiir yazardım, yazı yazardım, Rize’den Malatya Gayret Gazetesine postayla yazısı gönderirdim. Saz çalardım, türkü söylerdim. Şimdi aklıma geldi. Arkadaşlar görevden ihraç edildiğimi konuşurlarken, bir bayan öğretmen arkadaşımın benim, saz çalarak para kazanabileceğimi söylemiş.

Bir arkadaşım da bana, ‘Sen bir şey kaybetmedin. Türk Milli Eğitimi bir öğretmen kaybetti’ demişti.

Görevde olduğum sıralarda okulumuza beni ziyarete gelen polis ağabeyim, okulda derin müdür denen hademe Mehmet Efendi’nin yanına gidip,

-Ben polisim. Selahattin Sarıoğlu’nu soruşturmaya geldim. Müdürbey beni sana gönderdi. O ne derse doğrudur dedi. Selahattin Sarıoğlu nasıldır? diye sorunca o, önce polis kimliğini sorup gördükten sonra,

-Selahattin Beyin bir tek kusuru var, o da namaz kılmamak demiş. Allah’ıma şükürler olsun on üç senedir, çoğunlukla farzları olmak üzere beş vakit namazımı da kılıyorum.

Namaza başladığımda, ilk namazı kılıp balkonda oturan yakınlarımın yanına geldiğimde,

-Şimdiden faydasını görmeye başladım. İçim çok ferahladı, huzurla doldu dedim.

Geçenlerde bir taziyede otururken, banka müdürlüğünden emekli bir güzel Alevi arkadaşım Zeynel Bey, bir defa namaz kıldığını, o namazı kıldıktan sonra, benim dediğim gibi içinin çok ferahladığını, hafiflediğini söyledi.

Referandum öncesinde, CHP Genel Merkezden gelen, Tekin Bingöl ve diğer yöneticiler, Avşar Otelde muhtarlarla bir toplantı düzenlemişti.

Katılım yüksekti. Tecde Mahallesi Sevgili Muhtarı Ali Yiğit, yerinden kalkıp,

-15 Temmuz protestolarında Battalgazi Başkanı Avukat Selahattin Sarıoğlu’yla Hükümet Meydanındaydık hep. Biz böyle bir CHP istiyoruz dedi.

Gerçekten de, eşimle, Yönetimden Kurulundan arkadaşlarla hep giderdik.

Toplantı bitip dağılırken, yuvarlak gruplar halinde orada burada sohbetler edilirken, bir ötemizdeki gruptan,

-CHP ancak Selahattin Sarıoğlu kurtarır diyen birinin sesi geliyordu.

Gittim tanıştım. Zaviye Mahallesi Muhtarı Baki Ulutaş’tı.

AK Parti’ye geçtikten sonra, bir taziyede karşılaştığım muhtarım, orada da çoğu CHP’li olan kalabalık içinde,

-Selahattin Sarıoğlu’nu kaybeden CHP Türkiye’yi kaybetmiştir dedi.

Aramızdan ayrılmış olan muhtarıma Yüce Yaradan’dan rahmet diliyorum.

Rize İmam Hatip’te Sosyal Bilgiler hocasıyken, 12 Eylül faşizmince görevden ihraç edilmiştim.

23 ay ihraçlık yaşadıktan sonra aynı okulumda göreve iade edildim.

Ne iş yaptın? derseniz, “Kar eden ar etmez!” sözünün ruhuyla,çok çeşitli işler yaptığımı, helal kazancımla öğretmen arkadaşlarıma borç paralar verdiğimi, yakınlarıma hediyeler aldığımı söyleyebilirim.

Evet, oturduğun yerde çare, çözüm seni bulamaz.

Kimseye yalvarıp, yakarmayacaksın.

Onurunu, gururunu zedelemeden arayış içinde olacaksın.

Bir akşam denize, pardon Karadeniz’e bakan evimize, tanımadığımız bir kadınla kocası geldiler.

Rize küçüktü, kadını yolda zaman zaman görürdüm. Kocasını ilk defa görüyordum.

İkisi de emekli olmuşlar.

Bir ayakkabı mağazası açacaklarını, İzmir’den ayakkabılar sipariş ettiklerini, benim de ortak olarak işin başına geçmemi teklif ettiler.

Biz Rize’de uzun süre kalamazdık. Kabul etmedik. Çok üstelediler. Kusura bakmayın dedik.

Bir kişi daha bana teklif etti.

Büyük bir büfesi vardı, ortak çalışmamızı istemişti. Onu da kabul etmemiştim.

Benim hiçbir suçum yoktu.

Sıhri akrabaların, aralarındaki ailevi sürtüşmede, beni polise torpil gücü ve yalanlarla ihbar etmeleri sonucu intikamı kurbanı olmuştum.

Belgeler elimde duruyor.

Bir, Eğitim Enstitüsünde üzerinde ‘Tek Yol Devrim’ yazan tahtanın önündeki üç arkadaşlarla fotoğrafımız, iki, Şair Özgen Seçkin’in ‘Dört Mevsim Türküleri’ adlı şiir kitabı, üç, Alparslan Türkeş’in ‘Dokuz Işık’ adlı kitabı. Yasaklanmış, Dört Mevsim Türküleri sadece bir adet olduğu için, Dokuz Işık yalnızca Ankara’da yasaklı olduğu için, fotoğraf da tek başına örgüt üyeliğine delil olamayacağı için Kovuşturmaya Yer Olmadığına karar verilip salındım.

İntikamcılar, bununla tatmin olmayınca, bu sefer ihraç cezasını gerçekleştirdiler.

‘Bombalı Pankart’ astığı belirlenen bir öğretmen bile görevinin başındaydı.

DİĞER YAZILARI GİDEYİM SU İÇEYİM DE… 01-01-1970 03:00 ŞEKER HOCAM 01-01-1970 03:00 Boyayla yeni 01-01-1970 03:00 Siyaset de arınacak aklanıp paklanacak 01-01-1970 03:00 Görüşmeler ağlamayla geçmiş 01-01-1970 03:00 Dünya daha kayısıyı tanımadı! 01-01-1970 03:00 Adliyeye Dilek yolundan gidilir! 01-01-1970 03:00 CHP günlerinde 01-01-1970 03:00 Hemen kurultay olmaz 01-01-1970 03:00 Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00