Bilim körlüğü, körlerin göremediği Hazar Gölü ve çevresi...

HADİ ÖNAL

19-05-2026 10:50

Bilim körlüğü, her körlükten daha kötüdür. Bilim körlüğü, insanın gözlerinin değil, aklının ve muhakemesinin kapanması demektir. Fiziksel körlükte insan göremez ama düşünebilir, hissedebilir, sorgulayabilir. Bilim körlüğünde ise kişi bakar ama görmez; duyar ama anlamaz; inanır ama araştırmaz. Çünkü mesele göz değil, zihindir.

Bilim körü insanlar: Gerçeği araştırmak yerine peşin hükümlere teslim olur. Sorgulamayı tehlike görür, delil yerine sloganla hareket eder, bilimin uyarılarını küçümser ya da inkâr eder.

İlmi gerçekleri reddeden toplumlar tarih boyunca; salgınlarla, savaşlarla, kıtlıklarla, geri kalmışlıkla yüzleşmek zorunda kalmış ya tarih sahnesinden silinmiş ya da olayları, durumları, olacakları bilim gözü ile gören, değerlendiren, bilime önem veren toplumların uşağı olmuşlardır. Çünkü bilim; sadece teknoloji üretmez, aynı zamanda insana doğru düşünme yöntemi de kazandırır. Bilim körlüğü ise insanı hurafenin, hileli yönlendirmenin ve dogmanın esiri hâline getirir. Bilim körü insan, çoğu zaman kör olduğunu fark etmez. Hatta kendisini en doğruyu bilen kişi zanneder. Bu yüzden bilim körlüğü, cehaletten daha tehlikeli ve risklidir. Çünkü cahil insan öğrenebilir; fakat bildiğini zanneden insan öğrenmeye kapalıdır. 

Şimdi bu körlüğü, bilim körlüğünü, çok açık ve net bir örnekle somutlaştırayım: Bilindiği üzere yüzyıllardan beri Elazığ ili Maden ilçesinde bakır cevheri çıkartılmaktadır. Yüzyıllarca çıkartılan bu cevher, çıkartıldığı yerde işlenmekte, mamul madde haline getirilmekteydi. Şimdi yine aynı yerde aynı maden özel bir şirket tarafından misli ile çıkartılıyor. Özel şirket, içerisinde altın ve gümüş gibi bileşenleri de barındıran bakır ve bileşenlerini, kimyasal maddelerle ayrıştırdıktan sonra işine ve kolayına geldiği için çıkardığı yerden 42 km uzaklıktaki Maden ilçesine bağlı Gezin tren istasyonuna kamyonlarla taşınmak ve burada depolanarak sevkiyatının yapmak istiyor, bunun için bu istasyonda hummalı bir çalışma sürdürüyor.

Depolama ve sevkiyat için seçilen bu yer, Hazar Gölü’ne 500 metre uzaklıktadır. Evet, yanlış okumadınız sadece 500 metre...  Seçilen bu istasyon, Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 09.04 2015 tarih ve 4078 sayılı olurları ile “Ulusal Önleme Haiz Sulak Alan olarak tescillenen 288.460 dekarlık bir alan içerisindedir ve “Sit” alanıdır.

Nedir sit alanı? Sit alanı: geçmiş uygarlıkların izlerini taşıyan kültürel varlıkların veya benzersiz doğal oluşumların korunması amacıyla yasal olarak güvence altına alınmış özel bölgelerdir. Bir yerin sit alanı ilan edilmesi, orada yapılacak her türlü fiziki ve inşaat uygulamasının devlet denetimine girmesi anlamına gelir.

Kimyasallarla ayrıştırılmış bakır madeninin bu sit alanı içerisinde depolanması ve sevkiyatı, hem bölgenin doğal dokusu hem de çevre sağlığı açısından ciddi riskleri taşımaktadır. Kimyasallarla ayrıştırılmış bakır ve bileşenleri (genellikle ağır metaller ve asidik kalıntılar içerir), istasyonda depolanırken veya yüklenirken yağmur sularıyla süzülerek yer altı sularına karışacak doğrudan veya dolaylı Hazar gölüne ulaşacaktır. Bu karışım, suda çözünerek besin zincirine dâhil olacak sonuçta ve zaman içerisinde Hazar Gölü'nde endemik olan (dünyada sadece burada yaşayan) Hazar Siraz Balığı (Capoetaumbla) olmak sazan diğer balık türlerini yok edecektir. Kamyon taşımacılığı ve depolama alanlarından rüzgâr yoluyla savrulan maden tozları, havaya karışan uçucu zehirli gazlar ve sızıntılar, Hazar Gölünü yok ettiği gibi Hazar Gölü çevresindeki toprağın pH dengesini bozacak ve toprağı verimsizleştirecektir.

Bermaz ovasında yetişen ürünlerin ağır metalleri bünyesine alması, bölge tarımını ekonomik olarak bitireceği gibi, bu ürünleri tüketen insan için de akut ve kronik zehirlenme riskleri doğuracaktır. Maden ve bileşenlerini taşıyacak olan kamyonlarının yaratacağı yoğun kimyasal uçucular ve istasyondaki yükleme-boşaltma faaliyetleri esnasında havaya karışan zehir, Hazar Dağı'nın eteklerindeki endemik bitkileri etkileyecektir. Ayrıca ağır vasıta trafiği ve lojistik hareketlilik, bölgedeki mikroklimal yapıyı ve toprak yapısını bozmakla kalmayacak bu bölgeye uyum sağlamış hassas endemik türlerin yok olmasına zemin hazırlayacaktır. Bütün bunları ben söylemiyorum, bilim söylüyor.

Anlayamayan, anlamakta güçlük çeken veya bu işten nemalanan yetkili etkili, etiketli devlet yöneticilerine, siyasilere, şirket taşeronlarına yeniden sesleniyor ve tekrar diyorum ki kimyasallarla ayrıştırılmış maden atıklarının ve ağır metallerin su kaynaklarına karışması, ekosistemlerde geri dönüşü çok zor olan bir zincirleme reaksiyon başlatır. Bakır ayrıştırmada kullanılan asidik çözeltiler ve açığa çıkan serbest bakır iyonları (Cu 2+ ) suda çok hızlı çözünür. Suya karışan bu maddeler, sudaki asitlik derecesini değiştirir. Bu durum, solungaçlı canlılar için doğrudan öldürücü bir ortam yaratır. Ağır metaller canlı vücudundan kolayca atılamaz. Süreç şu şekilde ilerler. Zamanla sudaki mikroskobik bitkiler (fitoplanktonlar) ve algler ağır metalleri bünyelerine alır. Küçük canlılar ve bitki yiyen balıklar bu algleri tüketir ve metal vücutlarında birikir. Hazar Siraz Balığı gibi daha büyük avcı balıklar bu küçük canlıları yedikçe, bünyelerindeki ağır metal konsantrasyonu en yüksek seviyeye ulaşır. Buna biyo-birikim denir ve bu durum balıkların üreme sistemlerini felç eder. Maden taşıma, depolama ve sevkiyat faaliyetleri esnasında sızabilecek kimyasal bileşikler, suyun yüzeyini kaplayan bu alg tabakası, güneş ışığının derinlere ulaşmasını engeller. Algler öldüğünde ise onları parçalayan bakteriler sudaki oksijeni tamamen tüketerek göl tabanında "ölü bölgeler" oluşturur. Eğer kimyasallar nedeniyle göldeki baskın tür olan Hazar Siraz Balığı zarar görürse zincirleme felaketler art arda yaşanır. Hazar Gölü, Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan olarak birçok göçmen kuş türünün beslenme ve üreme noktasıdır. Göldeki balık varlığı bittiğinde, bu kuşlar yiyecek bulamayacağı için bölgeyi terk eder veya açlıktan ölürler. Bir göl ekosisteminin çöküşü, sadece suyun altını değil, çevresindeki tüm yaşamı etkileyen bir süreçtir. Sadece Hazar gölü yok olmakla kalmaz onunla et tırnak misali olan Bermaz ovası, göl çevresinde ekili dikili bütün tarım alanları da yok olur. Rüzgârla taşınan maden tozları ve asidik sızıntılar, Bermaz Ovası'nın olduğu kadar diğer verimli topraklarının pH dengesini değiştirir. Toprağın asitlenmesi, bitkilerin besinleri almasını engeller. Bermaz Ovası'nda yetişen ürünlerde özellikle çilek ve fasulyede oluşacak kimyasal kirlilik, bu ürünlerin üretim ve satışını sona erdirir.

Hazar Dağı ve Bermaz Ovası'nın sembolü olan keven ve kekik gibi endemik bitkiler, bölgedeki arıcılığın ve tescilli keven balının temel kaynağıdır. Kimyasallarla ayrıştırılmış bakır cevherinin Gezin İstasyonu'na taşınması, depolama ve sevkiyatı sırasında rüzgârla savrulan ince maden tozları, keven ve kekik yapraklarının tozla kaplanması fotosentezi engeller, bal üreten arılar da soludukları zehirli hava sonucu zehirlenerek yok olur sonuçta arıcılık da tarihe karışır. 

Bilindiği üzere Hazar Gölü çevresi, Elazığ ve çevre iller için önemli bir yaz turizmi ve dinlenme alanıdır. Balık ölümlerinin yaşandığı, ağır metal sızıntısı riski olan bir göl, turistik cazibesini kaybeder. Bu çevrede yaşayan her kim olursa olsun oluşacak bu felaketten nasibin alır.  Önce de vurguladığım gibi bütün bunları ben demiyorum; bilim diyor.

Türkiye’de kaç üniversite var? Peki, bu üniversiteler neye yarar? Yahu! Bilim adamları niçin suskun? Türkiye genelindeki bu doğa katliamına karşı neden sesiniz soluğunuz çıkmaz? Elazığ ve yöre halkına sesleniyorum göz göre göre bu güzelliğinizin yok olmasına göz yumacak mısınız?

DİĞER YAZILARI Elazığ Valisi sayın Numan Hatipoğlu'na açık mektup 01-01-1970 03:00 VİCDANI OLMAYANIN UTANMASI DA YOKTUR 01-01-1970 03:00 19 Mayıs, Türk milletinin hafıza tazeleme günüdür 01-01-1970 03:00 Dicle Nehrinde neden balık yaşamaz? 01-01-1970 03:00 EŞEKSİNİZ DEDİNİZ AMA BU KADARI DA FAZLA! 01-01-1970 03:00 HATALI POLİTİKALAR SONUCU YOK EDİLEN BİR İLÇE: MADEN.  YETTİ Mİ? VE ŞİMDİ… 01-01-1970 03:00 KİFAYETSİZ MUHTERİS 01-01-1970 03:00 23 NİSAN MİLLİ EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI 01-01-1970 03:00 BİZ NE YAPTIK DA OKULLARIMIZ BU HALE GELDİ? 01-01-1970 03:00 ŞİRAZE- ŞAFT- ZIVANA 01-01-1970 03:00 ZULÜM EN ÇOK SESSİZLİĞİ SEVER 01-01-1970 03:00 NEREDE BU ÇEVRECİLER? 01-01-1970 03:00 Sizi Gidi Nankörler! 01-01-1970 03:00                 Tarih, ihaneti affetmez! 01-01-1970 03:00 Kadir Gecesi 01-01-1970 03:00 Her Zulüm İlahi Adaletin Ateşinde Kavrulmaya Mahkûmdur 01-01-1970 03:00 İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜ 01-01-1970 03:00 Allah, Bu Suskunluğu Asla Affetmeyecektir 01-01-1970 03:00 Merhamet 01-01-1970 03:00 Günceli Güncelledik 01-01-1970 03:00 Yorum Sizden 01-01-1970 03:00  Hoş Geldin Ramazan 01-01-1970 03:00  Şehitler Tepesi 01-01-1970 03:00 Şeytanlaşmış İnsanlar 01-01-1970 03:00  İyi İnsan Olmak Bir Süs Değil, Bir Duruştur 01-01-1970 03:00 Sadakatini Satan Çoban 01-01-1970 03:00 Yol Olur 01-01-1970 03:00 BAYRAĞA UZANAN EL, MİLLETİN NAMUSUNA UZANMIŞTIR 01-01-1970 03:00 Kanlı 20 Ocak: Azerbaycan’ın Bağımsızlığa Giden Yolundaki Dönüm Noktası 01-01-1970 03:00 Ne Günlere Kaldık Ey Gâzi Hünkâr! 01-01-1970 03:00 KİBİR: KALBİ ESİR ALAN BİR HASTALIKTIR 01-01-1970 03:00 Eşkiya Dünyaya Hükümdar Oldu! 01-01-1970 03:00 2025: İnsanın İnsana Zulmünün Takvime Kazındığı Yıl 01-01-1970 03:00  Mesela… 01-01-1970 03:00             Nedenlerin İzinde (44) 01-01-1970 03:00 Tekmelenenler Türkü Söylemez 01-01-1970 03:00 Bu daha le le’si bir de lo lo’su var! 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE(43) ADI: TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ YOK ETME PROJESİ 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER GÜNÜ VE ÖĞRETMENLERİMİZ 01-01-1970 03:00 Nedenlerin İzinde (42) Emanet ehline verilmezse ne olur? 01-01-1970 03:00 Aydınlıktan korkanlar 01-01-1970 03:00 Hukukun üstünlüğü endeksinin neresindeyiz? 01-01-1970 03:00 UNESCO VE ATATÜRK 01-01-1970 03:00 TBMM’si, Türkiye büyük menfaatler meclisi mi oldu? 01-01-1970 03:00 ABİDİK GUBİDİK”, ÇA… ÇA… ÇA! VATANDAŞIN KİLOSU KAÇA? 01-01-1970 03:00 Merhaba Diyarbakır özledik be Diyarbakır seni! 01-01-1970 03:00 SUSTUM! 01-01-1970 03:00 Milletvekillerinin görevi nedir? 01-01-1970 03:00 28. ULUSLARARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARININ ARDINDAN 01-01-1970 03:00 28. ULUSLARARASI HAZAR ŞİİR AKŞAMLARI 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (37) 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde (36)  Sorgulanmak neden korkutur? 01-01-1970 03:00 Guguk kuşu ve guguk düzeni 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde (34-Sonun Başı) 15 TEMMUZ AYDINLANMADAN TÜRKİYE’YE HUZUR YOK! 01-01-1970 03:00 BEN SİZİN BABANIZIM: BEN NE DERSEM DOĞRUDUR, NE DERSEM O OLUR 01-01-1970 03:00 MİLLİ GELİR MASALI 01-01-1970 03:00 YEL BEYİNLİ YELKOVANLAR 01-01-1970 03:00 TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde (32) 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde(31) KANAL İSTANBUL YA-PI-LA-CAK? 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde(30) 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde(29) 01-01-1970 03:00 30 AĞUSTOS ZAFERLER AYI VE TÜRK GENÇLİĞİ 01-01-1970 03:00 Nedenlerin İzinde (28) 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde (26)    01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde (25) 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde (24) 01-01-1970 03:00 Nedenlerin izinde (20) 01-01-1970 03:00 Nedenlerin İzinde (19) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (18) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE(16) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (15) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (14) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (13) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (12) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (10) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (9) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE(8) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE( 7) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (6) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (5) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZNDE (4) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (3) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (2) 01-01-1970 03:00 NEDENLERİN İZİNDE (1) 01-01-1970 03:00 GİZLİ TANIK MI, GİZLİ TEZGÂH MI? 01-01-1970 03:00 GERÇEK TAŞLAMASI GEREKEN ŞEYTANLAR 01-01-1970 03:00 ZULMÜN KARŞISINDA SUSMAK ONA ORTAK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 KURBAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 YÜREĞİMİN PUSULASI 01-01-1970 03:00 BU DEVLET BİZİM, BU ÜLKE HEPİMİZİN 01-01-1970 03:00 Fatih’in Ruhu ve Bugünün Gençliği 01-01-1970 03:00 VİCDANIN AYNASINDA ASALETLE DURMAK 01-01-1970 03:00 KENDİMİZE SAYGIMIZ OLSUN 01-01-1970 03:00 ŞEHRİYAR 01-01-1970 03:00 GÖNÜL ERENLERİMİZ VE SEVGİ 01-01-1970 03:00 GÖNÜL ERENLERİMİZ VE SEVGİ 01-01-1970 03:00 KÜFRE SESİZ KALMAK, KÜFRE ORTAK OLMAKTIR 01-01-1970 03:00 SAMSUN’DAN DOĞAN IŞIK: 19 MAYIS RUHU 01-01-1970 03:00  TÜRKÇE’MİZ: SESİMİZ, NEFESİMİZ 01-01-1970 03:00 KISSADAN HİSSE 01-01-1970 03:00 YÖNETİLMİYOR SAVRULUYORUZ! 01-01-1970 03:00   NİZÂM’ÜLMÜLK VE DEVLET YÖNETİMİ 01-01-1970 03:00  YALANA ŞAHİT ARANIYOR 01-01-1970 03:00 İki Mektup 01-01-1970 03:00 23 NİSAN; ÇOCUK BAYRAMI DA EGEMENLİK NEREDE? 01-01-1970 03:00 ZAMLI HAYATIN KARANLIK TARAFI 01-01-1970 03:00 YUMURTAYA KULP ARAYAN ZAVALLILAR! 01-01-1970 03:00 YÜZSÜZLÜK 01-01-1970 03:00 ŞİİRİ NİÇİN SEVERİM, BİLİR MİSİNİZ? 01-01-1970 03:00 BEKLE, SUS DA NEREYE KADAR? 01-01-1970 03:00 RAMAZAN BAYRAMI 01-01-1970 03:00 GAKGO’NUN FERYADI: AH VULAN AH! VAH Kİ NE VAH! 01-01-1970 03:00 BEŞ DİLDE BİR DRAM 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE ZAFERİ 01-01-1970 03:00 YANLIŞ YANLIŞTIR! 01-01-1970 03:00 BAŞ MI DEDİNİZ DURACAKSINIZ ORDA! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE’DE SİYASET 01-01-1970 03:00 HOŞ GELDİN RAMAZAN 01-01-1970 03:00 ÖNCE EDEP, İLLA EDEP! 01-01-1970 03:00 HIYARIN AŞKINA DA KIYDILAR 01-01-1970 03:00 NE GÜNLERE KALDIK YARABBİ! 01-01-1970 03:00 DENSİZLER VE DENSİZLİKLERİ 01-01-1970 03:00 AĞLA GÖNÜL AĞLA BÜYÜK YASIN VAR! 01-01-1970 03:00 İNSAN, SEVGİYLE İNSANDIR 01-01-1970 03:00 EMEKLİ ÖĞRETMENLER ADINA O GAZETEYİ KINIYORUM 01-01-1970 03:00 Elazığ Belediyesi, Ne İstiyorsunuz Öğretmenlerden? 01-01-1970 03:00 MOZİK Mİ FIFIRİK Mİ? 01-01-1970 03:00 HADDİNİ BİLMEK 01-01-1970 03:00 Gelecek, Zamanın Kıymetini Bilenlere Gülümser 01-01-1970 03:00 ALLAH İLE ALDATMAK 01-01-1970 03:00 HUBRİS SENDROMU 01-01-1970 03:00 DEYİM VE ATASÖZLERİNİN DİLİ 01-01-1970 03:00 AKIL VE İNSAN 01-01-1970 03:00 BEN ÖĞRETMENİM 01-01-1970 03:00 Atatürk’ü Anmak ve Anlamak 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İlk Şehidi Mehmet Zeki Dündar Alp(3) 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İlk Şehidi Mehmet Zeki Dündar Alp (2) 01-01-1970 03:00 Cumhuriyet İlk Şehidi Mehmet Zeki Dündar Alp(1) 01-01-1970 03:00 Hâlet Efendi 01-01-1970 03:00 2024-2025 Eğitim Öğretim Yılına Buruk Bir Merhaba! 01-01-1970 03:00 Değerleri Olmayanın Değeri Olur mu? 01-01-1970 03:00 Ağustoslar Türklerin zafer aylarıdır 01-01-1970 03:00 Türk Dünyası Bir Degerini Daha Kaybetti 01-01-1970 03:00 Sustuğumuz Sürece Her Yalan Bin Yılan Olur(X) İsraf 01-01-1970 03:00 Evlatlarımıza Kıyıyor Geleceğimizi Karartıyorlar 01-01-1970 03:00 “Yaratılanı Öldürürüm, Yaradan’dan Ötürü!” 01-01-1970 03:00