Gün gelir geçer mühim olan, dünyada hoş bir seda bırakmak. Kim ne yaparsa kendine yapar. 16.05.2025 Cumartesi günü Ankara Eryaman Stadı'nda TV'lerde canlı yayın konuğu oldum. Karşılaşma öncesi düşüncelerimi aktardım. Bu karşılaşmada birçok taraftarla istişare yaptım, görmediğim arkadaşlarımı gördüm ve çok sevindim. Daha sonra basındaki arkadaşlarım canlı yayın sonrasında basın tribüne gelmemi istedi. Bizde yıllarca TSYD'ye baktık. Daha sonra TSYD'de görev değişikliği oldu. Bizler görev sonrası statta 10 yıldan fazla basın tribüne giremedik. Önümüze bir sürü şartlar koydular zaten bu şartları taşımayan birçok insan zaten türbinde en fazla yazmaya gerek yok anlayan anlamıştır. Ankara Eryaman Stadına arkadaşlarımızla girdik ve orada bulunan yetkiler bizleri tribüne almadı bunu gören sevgili arkadaşım bana iki tane tribün bileti getirirdi ve ben oradan üzülerek ayrıldım. Maçta protokol önünde maç saatini bekleyen, Yeşilyurtspor yönetiminde bulunan ve yine çok değerli belediye başkanları beni bu durumda görünce çok üzüldüler yardımcı olmak istediler. Ben kabul etmedim ve tribüne çıktım. 10 yıldır susuyorum. Benim gibi birçok arkadaşım bu konuda mağdur olduğu için bunu yazmam icap etti. Bundan sonra benim sevdiğim ama beni sevmeyenlerle hiçbir ilişkim olmaz. Görevler gelip geçicidir. Ama kırılan kalp hiçbir zaman tamir olmaz. Burası Malatya her gün birbirimizin yüzüne bakan insanlarız yapılan haksızlık da unutulmaz yapılan iyilikte unutulmaz. Ben onları Allah'a havale ediyorum. Başka bir şey demiyorum. Bu gelişen hadiselerden sonra eskisi gibi taraftarların içine girdim. Bir anda taraftarların tribünde bana olan ilgisi beni çok mutlu etti ve onlara layık olduğu için kendimle gurur duydum ve hepsine çok teşekkür ettim. O atmosferde tribünde maç izlemeyi çok özlemişiz be abiiii dedim. Bu konuda bir çok meslektaşımla konuşurken; Kendim ortaokuldan beri düzenli aralıklarla maçlara giderim. Benim için futbol bir takım değil, maç izlemek ise basit bir eylem değil. Herkes içindeki birikmişleri, stresleri, bıkkınlığı atmak için etkinlikler yapar. Biz gazeteci olarak da vatandaşın beklentilerini yerine getiren bir görevli olarak çalışırken, kimisi her gün 10 km koşar rahatlar, kimisi camiye gider namaz kılar huzur bulur, kimisi sahilde oturur tek başına içer huzur bulur gibi gibi. Bir maça gitmek benim için böyle bir eylem. Eskiden 2 hafta öncesinde maça gidileceği konuşulur ve heyecan burada başlar. ‘Maça gidelim mi, rakip nasıl-bizim takım nasıl, o gün müsait misiniz, işi gücü olan var mı, bilet ne kadar olur, maddi sıkıntısı olan var mı vs.’ Malatyalı taraftarlar 3-4 gün kala biletler, alır ve havaya girer. ‘Her gün belli aralıklarla sosyal medya takip edilir ve sakatlık var mı-son durumlar ne diye takip edilir ona göre haber yapardık’ 1 gün önce arkadaş grubuyla planlar yapılır. ‘Ben işten 1 saat erken çıkacağım, ben şu saate gelebilirim. Deplasmanlara gelecek var mı ona göre plan yapalım vs.’ derdik. Maç günü sabahı olur ve artık maç heyecanı oluşmuştur. İşe giderken çantaya Malatyaspor forması ve atkısı konulur, yolda Malatya şarkıları dinlenir ve güne mutlu, umutlu başlardık. Deplasmana gidileceği zaman buluşma saati yaklaştıkça planlarda hafif oynamalar olur ve buluşma yerleri belli olurdu. Deplasmana gitmeden önce gömlek vs. çıkarılıp formayı giyilirdi. Deplasmana gidilip sahanın yeşil zemini gözüktüğü o an. Bir kameraman, fotoğrafçı olarak bir çok ilde bir çok yapıyı gezdim ve fotoğrafladım heyecanlandım vs. ama bir stadyuma giriş anındaki o yeşilliği ve deplasmana beraber geldiğin arkadaşlarını trübünde görmenin tadı başka hiç bir yapıda yok bence. Maç öncesi amigo standa çıkar ve maç hakkında 2-3 dakikalık bir konuşma yapar ama bu konuşmayı bir görseniz, sanırsın öğretmen bizi yazılıya hazırlıyor. Sonrasında ise takım sahaya gelir ve takımını görünce bir mutlu olursun. İstiklal Marşı’nda ellerini kartal pençesi şeklinde açarsın ve istiklal marşını söylersin. Neden bilmiyorum ama bu an benim için çok saygı duyulan bir an olarak geliyor. Sonrası ise üçlü, maç anındaki bağırışlar, tanımadığın kişilere sarılmalar öpmeler, her maçta istinasız şu sorulara denk gelirsin ve her dakika ‘kardeşim kim sarı gördü, kardeşim kırmızı kramponlu kim, xx taktiği yapsa maç çözülecek ama, ben bu çocuğu 5 yıl önce izlemiştim’ gibi gibi muhabbetler döner. Maç bittikten sonra takım tribünlere çağırılır ve tebrik edilir. Tribündeki abilerden büyüklerden tanıdıklar varsa selam verilir ve 2-3 dakika daha stadı izledikten sonra yavaş yavaş stattan çıkılır. Maçın gidişatına göre o anın en mutlu insanı veya tam tersi olarak çıkarsın stattan. Maçtan sonra da arkadaşlarınla stat çevresinde oturur sıcak bir çay-kahve içersin, boğazını kendine getirirsin. Orada tanımadığın insanlarla maçın kritiğini yaparsın. En son ise; Maçın özetini-yorumları gazete ve TV gönderir ve eve gelince duşunu alır ve o mutluluk-rahatlık ile yatağına yatarsın ve güzel bir uyku alırsın. Pek çok kişi için abartılmış veya gereksiz dramatize edilmiş yazı gibi olacak ama düzenli maça giden ve bundan zevk alan kişiler anlayacaktır.
Diğer Yazıları
Çok Okunanlar