Cumhuriyet’in 103. yıl dönümü coşkusu, Malatya’da düzenlenen görkemli bir kabul töreniyle büyük bir gurur ve heyecan içinde kutlandı. Malatya Valiliği ev sahipliğinde Nikâh Sarayı’nda gerçekleştirilen programa; Vali Seddar Yavuz, 2. Ordu Komutanı Korgeneral Gültekin Yaralı, Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, Adalet Komisyonu Başkanı, üniversite rektörleri, mülki, adli ve askerî erkân ile çok sayıda vatandaş katıldı. Ay-yıldızlı bayrakların dalgalandığı, şehit aileleri ve gazilerin de yoğun katılım gösterdiği salonda birlik ve beraberlik mesajları öne çıktı. Tören kapsamında günün anlam ve önemine binaen 103. yıl Cumhuriyet pastası kesilirken, davetliler bu özel günü coşkuyla paylaştı.

Törende konuşan Vali Seddar Yavuz, Türk milletinin yaklaşık 2 bin 200 yıllık köklü devlet geleneğine ve medeniyet anlayışına vurgu yaparak, bu birikimin milleti tarih boyunca daima bağımsız ve güçlü kıldığını belirtti. Devletler kurarak mücadele verdiklerini ve Anadolu’yu kıyamete kadar sürecek bir vatan haline getirdiklerini ifade eden Yavuz; 1071’de Malazgirt’te sergilenen kararlılığın, İstanbul’un fethindeki mücadelenin ve İstiklal Harbi’nde tüm imkânsızlıklara rağmen gösterilen azmin, bu milletin bağımsızlık ile egemenliğe olan tutkusunun bir göstergesi olduğunu dile getirdi.

“HAK BUGÜN ADALETTİR”

“Cumhuriyet bizim için hür yaşamaktır, bağımsız olmaktır. Ve her alanda dünyayla yarışmak ve rekabet etmektir” diyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz sevmeyi biliriz, paylaşmayı biliriz, adaleti biliriz. Ama biz katletmeyi bilmeyiz, işgal etmeyi de bilmeyiz. Süslü paketler yaparak insanları katletmeyi, onların doğal kaynaklarına çökmeyi beceremeyiz. Biz her daim hakkı, hukuku net olarak söyleyen bir milletiz. O yüzden de ahlaki ve etik bir haklılığımız var. Bizi esasında hürmetle bağımsız yapan, savaş meydanlarında da her daim bizi öne çıkaran Rabbimizin bir yardımı var. Çünkü biz ahlaki bir temel üzerinde medeniyetimizi kuruyor ve inşa ediyoruz. Diğerleri ise sömürme ve katletme üzerinden bir dünya inşa ediyorlar. Dikkat ederseniz son 20 yıl içerisinde neredeyse yirmi milyon insan katledildi. Yaklaşık 120 milyon insan topraklarından göçe zorlandı ve dünya üzerinde şu anda 300 milyonun üzerinde topraklarından göç eden insan var. Bunlar durduk yere göç etmiyor. Nitekim dünya üzerinde şu anda yaklaşık bir milyar insan yatağına aç giriyor. Ama bakarsanız hiçbir sorun yok gibi; herkes mutlu, huzurlu. O yüzden biz huzurlu değiliz, biz mutlu değiliz. Dünyadaki adaletsizliklere gözümüzü kapatamıyoruz. ‘Ne yapalım, ölürlerse ölsünler’ diyemiyoruz. ‘Ne yapalım, aç kalırlarsa kalsınlar, bizim keyfimiz yerinde’ diyemiyoruz. O yüzden tüm tarihlerde hep âleme nizam vermek gibi bir sevdamız olmuştur. Bugün de iddiamız budur. Hak bugün adalettir. Peşinden koştuğumuz şey hep budur.”

“MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR”

Büyük milletlerin; büyük liderler, bilim insanları ve düşünceler ortaya koyduğunu ifade eden Yavuz; “Batı bir Mevlânâ’yı, bir Yunus’u, bir Hacı Bayram-ı Velî’yi, bir Hacı Bektaş-ı Velî’yi ortaya koyamaz. Bizim mücadelemiz devam ediyor ve bu mücadele hiç bitmeyecek. Bu topraklarda yaşamanın bir formülü var: Birlik, beraberlik ve kardeşlik. 86 milyon insan birbirine bakarken gönül diliyle konuşmalı. Farklılıklarımızı zenginliğe dönüştürmeliyiz. Aksi takdirde dünya üzerinde yaşananlara bakarsanız her gün farklı sebeplerle katliamlar, işgaller devam ediyor. Ve kapımıza kadar geldiler. Orta Doğu’da dağıtmadıkları yer kalmadı. Ama biz diyoruz ki, biz büyük milletiz; geleceği varsa göreceği de var! Ancak onların gelmesini sağlayabilecek cesareti vermemeliyiz. O yüzden saflarımızı sıklaştırmalıyız. Birbirimizi çok sevmeliyiz. Farklılıklarımızı zenginliğe dönüştürmeliyiz. Cumhuriyete ancak böyle sahip çıkabiliriz. O yüzden ecdadımızdan aldığımız mübarek emaneti geleceğe taşımak ve bu topraklarda ebediyen hür yaşamanın formülü; farklılıklarımızı zenginlik bilmek, ellerimizi ve gönüllerimizi birleştirmektir. Bu vesileyle Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla bir kez daha yâd ediyoruz. Canları cennet olsun” şeklinde konuştu.

“DEVLET VARSA HİÇ KİMSE SAHİPSİZ DEĞİLDİR”

6 Şubat depremlerinden sonra şehrin inşa ve imarının yüzde 90’ının tamamlandığını söyleyen Yavuz, “Nitekim asrın depremleri de yine büyük bir meydan sınavıydı. Herhâlde bu 100 yılın içerisinde karşılaştığımız en büyük tehditlerden bir tanesiydi. Biz ne demiştik? Büyük milletiz, büyük devletiz. Depremlerde bir kez daha büyük millet ve büyük devlet olduğumuzu ortaya koyduk. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğiyle; bakanlarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız ve şehrimizde oluşturduğumuz sinerjiyle 11 ili ayağa kaldırdık. Dimdik ayaktayız ve geleceğe umutla bakıyoruz. Demek ki eğer devlet varsa hiç kimse sahipsiz değildir. O yüzden devletimize gözümüz gibi bakmayı, onu yaşatmayı da temel bir prensip hâline getirmeliyiz. Eksiklerimizi, noksanlarımızı tartışmalıyız; daha iyiye taşımalıyız ama onu korumayı da bilmeliyiz. Bu yılın sonuna kadar imar ve inşaat faaliyetlerimizin tamamını bitiriyoruz. Zaten yüzde 90 oranında şu anda da işlerimizi bitirdik” diyerek sözlerini tamamladı.

Kutlama töreni, günün anlam ve önemine binaen gerçekleştirilen pasta kesimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

ROJBİN ASTEKİN