Yıllarca çalışarak prim ödeyen emekliler, bugün temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için mücadele ediyor. Ortalama 25 bin lira seviyesindeki emekli maaşının kira, fatura ve mutfak masrafları karşısında yetersiz kaldığını belirten emekliler, sadaka değil, yıllarca verdikleri emeğin karşılığını istediklerini ifade ederlerken Birleşik Emekliler Sendikası Malatya Şube Başkanı Haydar Göktaş Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak önemli değerlendirmelerde bulundu.

2027 yılı bütçe görüşmelerinin kasım ve aralık aylarında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirileceğini dile getiren Birleşik Emekliler Sendikası Malatya Şube Başkanı Haydar Göktaş, emekliden, çiftçiden, esnaftan ve asgari ücretliden; kısacası toplumun geniş kesiminden KDV, ÖTV, dolaylı vergiler, cezalar ve primler yoluyla toplanan kaynakların adil ve hakkaniyetli biçimde dağıtılmasının büyük önem taşıdığını söyledi.

“EMEKLİLER İÇİN ARTIK AÇLIK BİLE LÜKS HÂLE GELDİ”

“Bütçenin toplumun ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanması ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi gerekiyor” diyen Göktaş, “Açlık sınırının 37 bin, yoksulluk sınırının 130 bin lira olduğu bir ülkede asgari ücret 28 bin, emeklilerin ortalama maaşı ise 25 bin lira civarında. Dul ve yetim aylığı alanlar, en düşük emekli aylığının yüzde 70'i, yüzde 50'si ve yüzde 25'i oranında daha düşük maaşlarla yaşam mücadelesi veriyor. Emekliler için artık açlık bile lüks hâle geldi. Kişi başına düşen millî gelirin 18 bin dolar olduğu ifade edilirken emeklilerin ortalama maaşının 25 bin lira, yani yaklaşık 500 dolar seviyesinde olması düşündürücüdür. Emeklilerin geçmiş yıllardaki alım güçleriyle bugünkü gelirleri arasındaki büyük farkın giderilmesi gerekiyor. Vergi avantajları, teşvikler, borç ertelemeleri ve Kur Korumalı Mevduat gibi uygulamalara ayrılan kaynakların toplumun refahına nasıl yansıdığı da sorgulanmalıdır” şeklinde konuştu.

Evde bir tencere yemek pişerse komşuya bir tabak götürüldüğünü hatırlatan Göktaş, ancak tencerenin tamamının fakir komşuya verilemeyeceğini çünkü o zaman kişinin kendi çocuklarının aç kalacağını belirtti.

“EMEKLİNİN BİR AYLIK MAAŞI KİRAYA YETMİYOR”

Emekli olarak haklarını istediklerini dile getiren Göktaş, “Kış aylarına girdik. Elektrik, doğal gaz ve su faturaları emeklinin maaşının neredeyse yarısını alıp götürüyor. İnşallah bu kış Gabar'da, Karadeniz'de yeni petrol ve doğal gaz müjdeleri verilmez de emeklinin maaşının tamamı faturalara gitmez! Ülkenin yüzde 20'lik kesimi bolluk ve refah içinde yaşarken, makam ve mevki sahibi olurken, 5-10 farklı görevden yüksek maaşlar alırken emekliye bir gecede yedikleri akşam yemeğinin parasını bir aylık geçim parası olarak reva görenler var. Emeklinin bir aylık maaşı kiraya yetmiyor. Maaşını kiraya verse ailesi aç kalacak. Faturaları kim ödeyecek, çocuğunun okul masraflarını kim karşılayacak? Başka bir ilde üniversite eğitimi gören çocuğu varsa onun ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak? Yoksulluğun normalleşmesi ve insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sürekli yardımlara muhtaç kalması kabul edilemez. Biz emekliler, hayatımızın sonbaharında insan onuruna yakışır bir yaşam istiyoruz. 25-30 yıl çalışmış, vergisini ve primini ödemiş, yaşlılığında kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmek için bütün sorumluluklarını yerine getirmiş insanlarız. Kimse bize ölmüşlerimizin hayrına maaş vermiyor. Biz emekliler, hakkımız olanı istiyoruz” diye konuştular.

Emeklilerin kış aylarında çok daha zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini kaydeden Göktaş, ısınma giderlerini karşılayamadıkları için gündüzleri alışveriş merkezlerinde, otogarlarda, hastanelerde ve istasyonlarda vakit geçirdiklerini, geceleri ise soğuk evinde battaniyeye sarılarak oturduklarını, çünkü maaşlarının kiraya gittiğini söyledi.

Dolayısıyla emeklilerin mecburen hayatında olması gereken birçok ihtiyaçtan vazgeçtiğini ifade eden Göktaş, faturalarını ödeyemediği için elektriği ve doğal gazı kesilen emeklilerin olduğunu ileri sürdü.

“ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİN TARTIŞILMASI GEREKİYOR”

Emeklilerin yaşam koşulları ile toplumun diğer kesimlerinin gelirleri arasındaki uçurumun giderek büyüdüğünü dile getiren Göktaş, “Emeklilerin bazıları çöpe atılan ekmeklere, pazarcıların geride bıraktığı sebze ve meyve artıklarına muhtaç hâle gelmiş durumda. Emeklilerin yaşam koşulları ile toplumun diğer kesimlerinin gelirleri arasındaki uçurum giderek büyüyor. Emeklinin bayramdan bayrama sofrasına koyabildiği et, sosyal yaşamındaki ekonomik eşitsizliğin en somut göstergelerinden biri hâline gelmiştir. Bütçe görüşmelerinde emeklinin ve asgari ücretlinin sorunlarının yeterince gündeme getirilmesi, çözüm önerilerinin tartışılması gerekiyor. Emekli bu kışı da geçirir ancak ailesinin açlıkla ve soğukla mücadele ederek geçirdiği bu günleri unutmaz. Emeklinin hakkını gözeten, sorunlarını dinleyen ve çözüm üreten herkesin emeklinin gönlünü kazanacağına inanıyoruz. Emekli maaşının asgari ücret seviyesinde olması gerektiğini söyleyen bir milletvekiline Meclis kürsüsünde kahkahalarla karşılık verilmesi, yumruğun masaya vurularak ‘Olur, olur, başka emriniz var mı?’ denilmesi emeklilerin hafızasında yer etmiştir” sözlerine yer verdi.

“BÖLGE HALKI KADERİYLE BAŞ BAŞA BIRAKILDI”

Emekliler artık geçmiş yıllardaki alım güçlerini geri istediğini söyleyen Göktaş, “Depremin üzerinden neredeyse 4 yıl geçmek üzere. Ancak sorunlar çözülmediği gibi sıkıntılar da giderek artıyor. Yüksek kiralar nedeniyle hâlâ konteynerlerde yaşamak zorunda kalan vatandaşlar ve esnaflar var. Deprem bölgesinin sorunları, suni gündemlerle kamuoyunun gündeminden uzaklaştırıldı. Bölge halkı kaderiyle baş başa bırakıldı. Depremzede emeklilerin sorunları da yeterince ele alınmadı. Normal bir şehirde yaşayan emeklinin durumu bu kadar kötüyken deprem bölgesindeki emeklilerin hâlini de düşünmek gerekiyor. Lüks ve şatafat içinde yaşayanlar, açın ve fakirin hâlinden ne anlar? Emekliler, insanca bir yaşam beklentisiyle yıllarca çalıştı, prim ödedi ve ülke ekonomisine katkı sundu. Ancak bugün emeklinin yaşam şartları her geçen gün daha da zorlaşıyor. Emekliler artık geçmiş yıllardaki alım güçlerini geri istiyor” ifadelerinde bulundu.

“BİR EKONOMİK DÜZEN KURULMALI”

“Ülkenin başına bela olan enflasyon ve hayat pahalılığına kalıcı bir çözüm bulunmadığı sürece emekliye yüzde 100 zam yapılsa bile sorunlar ortadan kalkmayacaktır” diyen Göktaş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Emeklinin maaşı bugün ev kirasını dahi karşılamıyor. İnsanlar 60-70 yaşından sonra geçinebilmek için yaşlarına ve sağlıklarına bakmadan iş aramak zorunda kalıyor. Emeklilerin, dul ve yetim aylığı alanların ve asgari ücretlilerin sürekli yardımlara muhtaç kalmadan yaşayabilecekleri bir ekonomik düzen kurulmalıdır. Yapılması gereken, ekonomik ve sosyal politikaları halktan, emekliden ve yoksuldan yana şekillendirmektir. Emeklilere yapılacak maaş artışları bütün emekliler için adil ve hakkaniyetli olmalıdır. Bütün emeklilerin en düşük maaş seviyesine çekilmesi yerine, yıllarca yüksek prim ödemiş, daha fazla sigorta gününe sahip olmuş emeklilerin maaş artışları da prim günleri ve ödedikleri primler dikkate alınarak belirlenmelidir. Emekli, yıllarca ödediği primler nedeniyle cezalandırılmamalıdır. 2027 yılı bütçesinin hakkaniyetli, adil ve halkın ihtiyaçlarını önceleyen bir bütçe olmasını temenni ediyoruz. Tüm milletvekillerimizden halktan, emekliden, emekçiden ve hakkaniyetten yana tavır almalarını bekliyoruz. Biz emekliler sadaka değil, hakkımızı istiyoruz. İnsan onuruna yakışır bir yaşam istiyoruz.”

MUTLU SARIGÜL