Zalim fırat!

Selahattin SARIOĞLU

26-11-2025 17:04

Çok yağışlı geçen bir baharın mayısının yağmursuz bir gününde, Kale’nin, diğer adıyla İzollu’nun,

dağlarına kırdım arabamın dümenini…

Kale’nin güney yanı Doğanyol-Pütürge ve bu yönde yükselen dağlar, ortası Türkiye’mizin batısını

doğumuza bağlayan yol, kuzeyi önü büğetle, Karakaya Barajıyla kapatılmış Fırat’ın şişen suyunun

oluşturduğu büyük göl, bir başka deyişle, Vanlıların Van Denizi dediği gibi Karakaya Denizi, karşıyakası

da Elazığ Baskil’dir.

Baskilliler Elazığ’dan çok Malatya’yla içli dışlıdır.

Malatya’da kurulu Şehit Fethi Seki İskelesinden, sabahın altısından, akşamın altı buçuğuna değin,

saatte bir, Büyükşehir Belediye’nin işlettiği feribotlar gider gelir Baskil’e.

Biz de bir gün gittik, gezdik Baskil’i, öte geçeyi.

2002’de batan ve Malatya’yı acıya boğan feribot kazasını ve yaşamını yitiren vatandaşlarımızı da

rahmetle, acıyla anayım şimdi.

Niyazi Mahallesinden arkadaşlarım, Erkan, Erdal ve Aydın Gültekin kardeşlerin de, annelerini o gölde

kaybettiklerini yazayım buraya.

Baskil Kaymakamlığının işlettiği feribot, üzerinde iki karpuz yüklü kamyon, iki otomobil ve karpuzların

üstünde, otomobillerin içinde ve feribotun diğer taraflarındaki yolcularıyla akşam saatlerinde

Baskil’den çıkıp Malatya’ya gelirken Karakaya sularına batmış; bu feci kazada on altı vatandaşımız

kurtarılmış ama on üç vatandaşımız kurtarılamamıştır.

Sabah erken feribot iskelesine gittiğimde kıyıda, gözyaşları tükenmiş, ağıtları kesilmiş, oturmuş,

gözleriyle derin sulara dalmış, kayıp yakınlarını gözleyen insanlar gördüm. Arkadaşlarımı gördüm.

Allah rahmet eylesin inşallah.

Şimdi ulaşım, Allah’ın verdiği akılla yapılmış, o akılla yönetilen, güvenli feribotlarla sağlanıyor.

Allah kaza, bela vermesin! Ama sen işini iyi yapıyor musun, akılla, vicdanla, çalışkanlıkla, ihmal

etmeden yapıyor musun? Önce buna bak!

‘Zalim Fırat’ta’ başka kazalar da olmuş ve bu kazalara türküler de yakılmış.

Fırat kenarında yüzen kayıklar

Anam ağlar bacım beni sayıklar,

Başıma toplandı bağrı yanıklar,

Nettim size beni yâre götürün

Elbisem duvarda asılı kaldı,

Kitabım bavulda basılı kaldı,

O yar benim ile küsülü kaldı,

Nettim size beni yâre götürün…

Fırat’ta boğulan Abdulkadir adlı Hukuk öğrencisinin üzerine yakıldığı söylenen türkü.

Bana Tunceli’de, yatılı okuduğum Yapı Enstitüsü birde, saz çalmayı öğreten, Ak Partiye geçtikten sonra benimle alavereyi, görüşüp konuşmayı kesen, sorduğumda, “Sen benim için artık Dilek Muhtarı Mustafa Sarıoğlu’nun oğlu Selahattin Sarıoğlu’sun artık.” diyen, İkizdereli-Haçovalı, sevgisi kalbimin derinlerinde duran, şimdi Mersin’de yaşayan, emekli Teknik Öğretmen, arkadaşım Mehmet Yerlikaya’nın öğrettiği ikinci türkü. İlki, “Tren gelir hoş gelir/Odaları boş gelir.” türküsüydü.

Üçüncüsü de “Kara tren gelmez’mola/Düdüğünü çalmazmola”  idi.

Üç türküden sonra saz çalmayı sökmüştüm.

Yine, ilk dinlediğimde, yanımdakilere, “Çok güzel bir türkü, çok sevilir.“ dediğim, Şener Şen’in ‘Eşkıya’

filmiyle tüm Türkiye’de ünlenen türkü:

Şu Fırat’ın suyu akar serindir,

Yarimi götürdü kanlı zalimdir,

Daha gün görmemiş taze gelindir,

Söyletmeyin beni anam yaram derindir

 

Kömürhan köprüsü Harput’a bakar,

Körolası zalim Fırat ocaklar yıkar,

Ahbaplarım gelmiş ağıtlar yakar,

Söyletmeyin beni anam yaram derindir.

Bu türkünün de, Fırat’a su almaya inerken düşüp boğulan bir yeni gelinin kocası tarafından yakılmış

olduğu söylenir.

İki türkü de Malatya türküsüdür.

 

Aklıma Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dizeleri geldi:

Kızılırmak akıyordu.

Köprü çürüktü.

(…)

Ve bir gelin alayıydı, çekip giderdi allı pullu.

Göçtü köprü, kaptı sular gelini.

Ve atlılar gitti gider.

Dediler: ‘Kızılırmak ne’ettin allı gelini?’

Demediler: ‘Çürük köprü n’ettin allı gelini’

Öyle ya, yol, köprü, ulaşım, uygarlık ve de güvenlik demek değil mi?

Şimdi Kömürhan’da, kendi suları altında kalan Zalim Fırat’ın üzerine, Eyfel Kulesi’nin demiri kadar

demir kullanılıp öyle bir köprü kondurulmuş ki, görmeye mahsus…

Allı pullu, telli duvaklı bir gelin!

Bir de dağ delinip, çift gidiş, çift geliş bir geçit yapılmış ki, bin altı yüz metre.

Işıl ışıl, pırıl pırıl.

Giderken, tünelde değil başka bir boyutta akıyorsun sanki.

Aşık Veysel’imizin dediği gibi, millet “Gündüz gece” güvenle geçsin diye, Devlet yapmış köprüyü de,

tüneli de.

Hani Zalim Fırat türküsünde,

‘Kömürhan Köprüsü Harput’a bakar’ deniyor ya!

Türküde geçen Harput değil, ‘Halpuz’ adlı bir köy.

Harput nere, Kömürhan nere?

Harput, Kömürhan Köprüsünden elli kilometre ötede.

Söylene söylene Harput olmuş.

Ne demiştik başlarken…

Beş altı yıl önce, bereketli bol yağışlarında ıslandığımız bir baharın, mayıs ayının yağışsız bir gününde

merkeze kırk kilometre uzaklıktaki Kale ilçemizin güneyinde yükselen dağlara sürdüm arabamı.

Bu dağlar yemyeşildir.

Yamaçlarda köyler kuruludur, uzaktan beyaz renkli kurşun kalem gibi minareleri görülen.

Döne döne asfalt yollarından geçtiğim köylerinden daha doruklara doğru devam ettim.

Yerleşim bitmiş, yol sert zemin üzerinde ham yol olarak devam ediyordu.

Bir yerde, yoldan şüphelendim, durdum. Yolu kontrol ettim, ‘Araba gidebilir mi?’ diye.

Arabayı bırakıp yürüyerek devam edeyim dedim.

Park etmek için uygun bir yer aradım. Yerin batıp, batmayacağına baktım. Bir yer buldum. Oraya park

ederken arabanın ön tekerlekleri battı.

Yerin tamamını kontrol etmemişim. Önde, yamacın dibinde, meğer yağışla akan toprakların biriktiğini

ve buranın batak olduğunu tespit edememişim.

Taşlar topladım tekerleklerin önüne koydum, odunlar, otlar koydum olmadı.

Arabayı çıkaramadım.

Aşağıya doğru yürüdüm bir köye vardım.

Sarıot köyüydü.

Daha köye girmeden bir traktörün geldiğini gördüm.

 

El ettim, durdu.

Derdimi anlattım.

-Bin gidelim dedi. Giderken,

-Bu köyün imamıyım. Zorda kalan birine, kim olduğuna bakmadan yardım edeceksin dedi.

Geldi. Arabaya bindi denedi, patinaj, patinajdı. Gitti evden kürek, kazma, halat getirdi. Üstü başı

çamur içinde kaldı.

Motor çekecekti halat bağlanacak yeri bulamadık.

Nettiyse olmadı.

Onun çabası, fedakarlığı beni çok mahcup ediyordu.

O sırada konum attığım oğlum bizi bulup geldi.

Tabii ki o da direksiyona geçip denedi.

Artık arabayı orada bırakıp dönmeye karar verdik.

Hocam, ‘Şehre gidecektim, ben de geleyim’ dedi.

Hocamın evinin önüne gittik, hocam gitti üstünü başını değişti.

Geldi bindi, beraber Malatya’ya döndük.

Yolda çok güzel sohbetimiz oldu.

Oğlum Kardiyologdu. Onunla da tanıştı.

Malatya’ya geldik, vedalaşmadan önce çok düşünüp, traktörünü o kadar kullanmasına,

kendisinin onca çabasına, üstünün başının çamur olmasına bakarak, lisede okuyan oğluna

harçlık vermesi için bir miktar para vermeye çalıştım.

Olacak şey değildi.

Kabul etmedi.

Mahmut hocamla o günden beri hep görüşürüz.

Haberleşiriz.

Allah razı olsun, Allah Mahmut hocam gibi insanlarımızı çoğaltsın.

Not: Bu yazımız Busabah Gazetesinde yayınlanmıştı.

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00