ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ

Selahattin SARIOĞLU

29-04-2025 09:33

 

Sevgili ildaşlarım, arkadaşlarım…

Deprem, nerden çıkacağı belli olmayan köstebek gibi memleketimizin orasından, burasından baş veriyor; başını çıkardığı yere topraklar yığıyor hunisel.

İstanbul’a vurdu ki, İstanbul Türkiye demek.

Her ilden insanın akrabası var orda.

Korkular, kaygılar, mal neyse, can kaybı olmasın da…

Ancak şunu demek lazım ki, hemen olmasa da kısa, orta uzun süreçli önlemler hayata geçirilmelidir.

Zaten çok çok söyleniyor.

Benim çoktandır yinelediğim öneri, arsası maliyeti düşük, küçük ama deprem güvenliği çok yüksek evler teşvik edilmeli, hatta zorunlu kılınmalı.

Çok odalı, dairelerin, yüksek harçlar, yüksek vergilerle istisnai olarak yapılabilirliği mümkün olabilmeli.

Gazi Ünv. Deprem Müh. Prof. Dr. Samet Arslan’dan televizyonda dinledim. Büyük depremlerin yaşandığı Şili’nin, Diktatörü Pinochet’in kanunlarla tedbirler aldığı, uymayanların öyle para cezası falan değil, hapis hatta idamla cezalandırıldığı kanunlar çıkardığını söyledi. Devamla da, “Yirmi sene kadar önce, başkent Santiago yakınlarında olan 8.5-9 şiddetindeki depremde 153’mü, 156’mı kişi hayatını kaybetti.” dedi.

Depreme dayanıklılık hususunda Devlet, yaptırdığı binalarda deprem güvenliğine tam olarak uyuyor.

Eskiden, yani “Derbeder Türkiye” zamanlarında, bir depremde en önce, en çok kamu binaları yıkılırdı. Şimdi görüyoruz ki kamu binaları, TOKİ binaları yüz akıyla depremden çıkıyor.

Bizim, Beydağı yamaçlarında TOKİ’nin yapıp, vatandaşlara sattığı,  kira öder gibi parasını aldığı, 10-15 katlı binaların 6 Şubat depremleri sonrasında TOKİ’nin bayrağı gibi dalgalandığını hepimiz görüyoruz.

Deprem çok, çok önemli de, bizim işimiz gücümüz siyaset.

Siyaset dediğim konuşmak, çene.

Siyasetçinin işi gücü önce icraat, sonra konuşmak olmalı.

Üç yüz bine yakın nüfuslu, CHP Battalgazi İlçe Başkanlığına seçildikten üç gün sonra araziye çıktık.
Venk Köyünün ulaşım sorununa dikkat çekmek için, basınımızla birlikte o mahalleye (köye) gittik,

“Biz buraya siyaset yapmak için gelmedik. Vatandaşın sorununu tespit edip, çözüm önerisinde bulunmak, ilgilileri uyarmak, kamuoyunu bilgilendirip desteğini sağlamak için geldik. Nerede bir sorun varsa cankurtaran hızıyla orada olacağız.” dedim.

Hatta bir CHP ileri geleni sosyal medyada,

-Ey Başkan! Sen oraya siyaset yapmak için gitmediysen, ne için gittin? demişti.

Ben de, dostlar siyasette görsün, laf olsun diye değil, vatandaşın derdine derman olmak için gittik diye yanıtlamıştım!

Televizyonlarda, gazetelerde günde 24 saat, üç yıl sonra yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi konuşuluyor. Şu aday olur, bu olmaz, bu olamaz...

Bir kısım saatler de depremi konuşsaydık, hem kamuoyu bilinçlenir, hem ilgililer tedbir alır, bir adım atılır, bir iş yapılırdı.

Amerika’da yazılmış bir kitapta toplumların enerjilerini nasıl harcadıkları incelenmiş.

Bizler vatandaş olarak enerjimizin önemli bir kısmını siyaset konuşmakla tüketiyoruz.

Geçenlerde, Kenan Çalık’ın eczanesinden bir ilaç alıyordum.

-Abi nasılsın, ne yapıyorsun? dedi.

-Bahçeyle uğraşıyorum dedim.

-En güzeli seninki. Enerjini bahçe işleriyle tüketmek en güzeli dedi.

Bence de çok güzel ve çok öneririm.

İstanbul’da bir yakınım var. Ona iki ay kadar önce, şekerine bir baktırmasını, ölçtürmesini önermiştim. Depremden sonra arayıp ‘geçmiş olsun’ dedikten sonra,

-Şekerine baktırdın mı? dedim.

-Yok ya! Zaman bulamadım dedi.

Emekli. Hiçbir iş yapmıyor.

Tek işi siyaset yapmak.

İşi gücü sosyal medyada yazmak.

Hem de nasıl…

Hem de, keskin CHP siyaseti.

Hem de CHP İstanbul, İzmir siyaseti.

Gözü dönmüş, inatçı, “La deyip, Lo dememe” siyaseti.

Hakikaten de, enerjimizi sonunda bir faydalı sonuç çıkmayan siyaset konuşarak harcayacağımıza, işimize, işyerimize harcasak daha iyi değil mi?

Bağımıza bahçemize bakmamız, erken yatıp erken kalkıp  işimize koşmamız, devlet memuruysak vatandaşa hizmet görevimizi en iyi şekilde yapmamız, maaşımızı helal etmemiz, yani eskilerin ünlü sözüyle, “Salla başını, al maaşını” şeklinde değil.

Ya da sonralarda çıkan, “Bankamatik memurluğu” gibi değil.

Geçmiş dönem CHP Milletvekilimiz Muharrem Kılıç’ın bana söylediği söz aklımdan çıkmıyor,

-Birini işe koymuştum. Bir gün bana dedi ki, “Sağolasın. İşim çok güzel. Akşama kadar hiçbir iş yapmıyorum.”

Muharrem Kılıç dedim de…  Geçtiğimiz cumartesi günü telefonumda kırmızı harflerle yazılı cevapsız aramasını görünce hemen aradım.

12 Nisan Zirai Don Afetiyle ilgili geçen haftaki yazımı okumuş.

-Sizin Dilek’ten geçerken kayısı ağaçları az da olsa yeşil yapraklı görünüyor. Bizim Hekimhan Beykent’te dallarda yeşil yok. Kahverengi. Tamamen yanmış. Senin yazında önerdiğin Badem tarımı çok uygun. Fidanda ve bahçe yapımında devletin hibe desteği var. Bunun netleştirilmesi, vatandaşlara duyurulması, anlatılması gerekir. Malatya Valiliğinin badem bahçeleri yapımında çiftçilere öncülük etmesi, yol göstermesi, bürokratik işlerde yardımcı olması lazım dedi.

Doğru söylüyor.

Valilik de, milletvekillerimize de, BŞB ve ilçe belediye başkanlarımız, üniversitelerimiz, Gönüllü Toplum Kuruluşlarımız, yazılı, görsel medyamız,  bu konuda çalışma yapmalıdır.

Yapacaklarına da inanıyorum.

Vatandaşlarımız, kayısı bahçelerinin bir kısmını, belki yarısını badem bahçesine dönüştürebilirler diye düşünüyorum.

İlçe merkezlerinde, köylerde (mahallelerde) bu hususta, araştırma, inceleme ve bilgilendirme toplantıları, tartışmaları yapılabilir.

Vatandaşlarımızın görüşleri, eğilimleri alınır, neler yapacakları tek tek anlatılır.

Böylece geleceğe dönük bir çıkış yolu bulunup o yönde adımlar atılır.

Depremle beli, 12 Nisan Don Felaketiyle iki kolu kırılan Malatya’nın derdine, geleceğine sahip çıkılabilir.

Not: Bursa’da uzman kişilerin Zirai Don Felaketinde zarar gören ağaçların, donla kaybettikleri suyu kazanabilmesi için sulanması gerektiği açıklamasını okumuştum. Malatya’da böyle bir öneri yapılmadı. (Ama ben bu açıklamadan da önce bu düşünceyle ağaçlarımızı sulamıştım.)   

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00