SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ…

Selahattin SARIOĞLU

22-04-2025 10:43

Elazığ-Doğanyol 2020 depremini de sayarsak, üç büyük depremle, hele Asrın Felaketiyle beli ortasından kırılan, canları yiten, bağrı yanan Malatya’mız, Devletimizin işine dört elle sarılmasıyla biraz biraz belini doğrultmaya başlarken, bu sefer 12 Nisan karı, donu, buzuyla iki kolu birden kırıldı; şimdi onun acısında, onun kaygısında, onun tasasında.

Türkiye’mizin önemli dışsatım ürünü, 600 milyon Dolarlık döviz kaynağı kayısısı, uçtu gitti gecenin buzlu saatlerinde.

Malatya kırık belliydi, şimdi kırık kollar eklendi buna.

Kayısı çiçekleri, çağalaları donup yanmakla kalmadı, ağaçların kendisi yandı, kavruldu.

Malatya karından önce Ankara’daydım.

Oraya da gece gündüz süren çok şiddetli kar yağdı.

Malatya karı, buzu, donu sonrası kayısısı, dalı, kolu yanmışken Mamak’ta, ev önlerindeki kayısı ağaçlarının çağalalarının fotoğraflarını çektim pırıl pırıl, capacanlıydılar.

Malatya’ya geldiğimde, yeşil Malatya’nın kayısı bahçelerinin yeşil değil kahverengine dönmüş olduğunu gördüm.

Yaprağı da yanmıştı. Medyada bir kişi,

-Yetmiş dört yaşındayım, böyle felaket görmedim diyordu.

Konuşabilselerdi, yüz yetmiş dört yaşındakiler bile “görmedik” derlerdi. Şimdi,

-Gelecek sene inşallah kayısımız yanmaz! diye dua, umut etmek yetmiyor.

Çünkü, öncelikle kayısıların kuruyup kurumayacakları, yeniden meyve verip vermeyecekleri dert ediliyor.

Umut az.,. Tasa, kaygı çok.

Bu yüzden, bir kısım hemşerimizin, “Ne iş olursa yaparım” diyerek, bir iş bulup, evine ekmek parası gönderebilmek için gurbete gideceğini söylemek de yanlış olmayacak.

Depremle il dışına gidip, dönme planı yapan hemşerilerimiz de planlarını iptal edecek.

Öyleyse gelecek kış evler, ocaklar daha soğuk olacak.

 

ALTINIM SARI KURDELEM
Sen yoksun

Biz var mıyız sanki
 

Altınım
Sarı kurdelem
Sen yoksan
Biz de yokuz
Seni don vurduysa
Bizi yokluğun vurdu
 

Altınım
Sarı kızım
 

Biliyor musun

Can Yoldaşım
Bu kış da
Aynı mantoyla
Ablasına gidecek
 

Altınım
Sarı kurdelem
Sen yoksun
Biz var mıyız sanki. ( s.s. 2014 Baharı)

 

Bu iklim afeti, bu iklim değişikliği dedikleri insanımızı yeni seçeneklere, yeni önlemlere yöneltmeli.

Devleti vatandaşımıza bu hususta öncülük etmeli.

Bademe soğuk, kar, buz işlememiş.

Ne güzel!

İşte yeni yatırım meyvemiz…

Türkiye ceviz ve badem ihtiyacını karşılayamadığı için Devletimiz bu ürünlerin yetiştirilmesinde çiftçiye destek veriyor.

Yüzde 25 fidan, yüzde 65 kadar da bahçe oluşturmaya hibe şeklinde destekte bulunuyormuş.

12 Nisan karında ceviz yandı ama maşallah bademe bir şey olmadı.

Bahçesi yanan çiftçilerimiz bademe yönelebilir.

Badem ağacı üç ile beş yıl sonra ürün vermeye başlamaktaymış.

Hem de bereketli.

Öyleyse,

-O hoo… Üç yıl, beş yıl kim bekleye? demeden harekete geçip, bahçe oluşturulmalıdır derim.

Çünkü, fidan diksen de, dikmesen de o beş yıl geçecek.

En doğrusu o beş yılı boş geçirmemek, olumlu işlerle geçirmek gerek.

Hukuk Fakültesini kazandığımda bir kısım arkadaş,

-Oooo… Beş-altı yıl geçer mi? demişlerdi.

Ben de,

-Gitsem de, gitmesem de o beş, altı yıl geçecek demiştim.

Dahası, bir psikoloji hocası arkadaş da yolda yürürken, bir binayı göstererek,

-Sen o okulu bitir, ben kendimi bu binadan aşağı atacağım. Üniversitede yurtta en çok ders çalışanlar hukuk ve tıp öğrencileriydi demişti.

Evet, kimsenin umut kırıcı sözlerine kulak asmamak, tembellik etmemek, bahane aramamak, atılımcı, çalışkan olmak gerek.

Yoksa insanlar da, toplumlar da, devletler da yerinde sayar ve diğerleri ilerlerken, onlara göre gerilemiş olunur.

Çiftçilerimiz, kayısıya çakılı kalmadan büyük-küçükbaş hayvancılığa da yönelebilir.

Bunda da Devlet desteği var.

Tavukçuluk da yapılabilir.

Biz Dilek’te, sütümüzü, yağımızı, yumurtamızı bir komşumuzdan alıyoruz.

Hepsi de mis gibi.

Kazancın azı çoğu yok.

Çalışacak, üreteceksin.

Bağının, bahçenin bir karış yerini bile boş bırakmayıp, az çok demeden alıp pazar yerlerine, manavlara götürüp satmak, değerlendirmek gerek.

Tembel tembel oturmaktan, boşa çalışmak yeğdir.

Karadeniz insanının çalışkanlığı nam salmıştır.

Örnek alınmalıdır.

Rize’de ana caddede, gerili bez pankartta,

-Er kişi ekmeğini taştan çıkarır deniyordu.

Karadenizli, bir derenin bu yanına boşaltılan bir kamyon kumu, çocuk, kadın erkek ev halkı bir günde sırtındaki sepetlerle öte geçede, ev yaptıracağı yere taşır.

Boşuna delikanlı, sevdiği kıza,

Çayeli’ndan o yani giderim yali yali

Sırtındaki sepetun ben olayım hamali dememiş. S.S. de,

RİZE’DE HERHANGİ BİR KIZ şiirinde,

Kız senin ayak bileklerin

Öyle ne de çok kalın

Kaç ton çay çektin

O gözler de ne güzel

Ne çok yeşile baktın

O ne baştanbaşa yabansılık

Hiç mi kitap görmedin

Kız sen Rize’nin hepsisin

Türkiye’nin yarısı.” diye yazmış.

Malatya, 600 bin Dolardan oldu.

Onca dükkan, iş yeri yapılıyor merkezde.

Yakında hak sahiplerine dağıtılacak.

Dağıtılınca baş göğe ermeyecek dükkan sahiplerinin.

Vatandaş, hangi parayla o dükkanlarda alışveriş yapacak?

Bu da başka bir mesele…

Esnafımız normal fiyatla mal satarsa, nizam-intizam, istikrar sağlanır.

Yok yalanla, dolanla, “gücü gücü yetene” esnaflığı yaparsa intizam, istikrar bozulur ve de sonunda bindiği dalı kesmiş olur.

Velhasıl, işimiz zor.

Ama zorları yenmeden de güçlü insan olunmaz.

Bizim şanlı tarihimiz her şeyin şahidi.

Hele de, İstanbul Fethimiz, hele de Çanakkale’miz, hele, hele de dünyaya nam salan İstiklal Savaşımız…

Malatya’mıza, çiftçilerimize, kayısıdan ekmek yiyen bütün vatandaşlarımıza, “Geçmiş olsun!”  diyorum.

Sabırla, umutla, dayanışmayla, az-çok demeden çok çalışmakla güzel günler gelecek inşallah.

 

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00