Melekbaba

Selahattin SARIOĞLU

25-02-2026 09:36

Geçmişte, Hidayet Mahallesi, -önceki adı Melekbaba olan- Sadreddin Konevi Caddesinde gördüğüm Melekbaba’nın mezarıyla ilgili basınımıza şunları iletmiştim:

"Bu, tel demirle çevrilmiş, mezarı gördüğümde 'Kime ait?' diye gelip geçen birçok vatandaşa sordum, bilen bir kaç kişi ancak çıktı. Meğer Malatya'da yaşlı genç herkesin bir büyük semt adı olarak duyduğu, bildiği, ama kim olduğunu bilmediği Melekbaba'nın mezarıymış. Gerçekten de Malatya'da, özellikle yerli halktan herkes bu ismi bilir.

Ben bu mezarın kime ait olduğunu öğrendiğimde büyük bir keşif yapmışım gibi heyecanlandım. Ama Malatya'nın belleğine bu denli kazınmış bir simge ada ait, hem de kentin merkezindeki mezarın böyle bakımsız, böyle ortaya atılmış, haline bakıp üzüldüm, utanç duydum, yerin dibine girdim. 

Biz Malatya olarak neden simgelerimize, değerlerimize sahip çıkmayız diyorum. Başkası olsa, yani yüksek ve ileri düşünen bir akıl olsa, böylesi bir eseri mücevher gibi işler, güzelliğini ortaya çıkarır, hem insanların yüreğine, hem çevreye zenginlik katar.

Melekbaba'yla ilgili internet'te bilgi yok. Çevrede yaptığım araştırmada ve özellikle Mahalle Muhtarı Engin Güleç'ten aldığım bilgiye göre Melekbaba denilen kişi, bu çevredeki arazilerin sahibi, sürüleri, hayvanları olan bir zengin kişiymiş, bir başka deyişle ağaymış. Ama bilinen ağalar gibi fakir fukaraya zulüm yapan değil, tam tersine malını mülkünü onlarla paylaşan, her türlü dertlerine koşan, onlara babalık yapan iyiliksever temiz yürekli bir kişiymiş.

Halk ondan dolayı ona Melek demiş, Baba demiş. Öldüğünde de mezarlık dışında, ona özel bir mezar yapmış.

Bu çevreden yollar geçmiş, binalar yapılmış olmasına rağmen mezarın kaybedilmemesi sevindirici bir durum elbette ama böyle garip kalması üzücü.

Şimdi Melekbaba adına görkemli, sanatsal bir anıtmezar yapılmalı.

Bu türbe mezar özveri, paylaşma, yardımseverlik, temiz yüreklilik gibi hasletlerin anıtı olsun.

Gelip geçeni, göreni etkilesin, iyilik, güzellik, sevgi, saygı, değer bilme üzerinde düşündürsün.

Bu fakir, bu bakımsız çevreye değer katsın, çekicilik katsın."  16.08.16  

Not: Bu açıklamamın yayınlanmasından birkaç gün sonra Büyükşehir Belediyemizden, Daire Başkanı Ziya Kesriklioğlu aradı. Önceden tanışıyorduk kendisiyle. Baro Başkanlığımızı ziyaretinde bir kitabını hediye etmişti bana. Ziya bey sağ olsun, dedi ki, “Başkanım açıklamanızı okuduk, çok memnun olduk. Biz mühendislerimizle konuşuyoruz, oraya bir güzel anıt yapacağız. Projelerimiz hazırlandığında sizin de gelip görmenizi isteriz dedi. Ben de, benim görmeme gerek yok siz uygun gördüğünüzü uygularsınız dedim.

Fakat, ne yazık ki bir yapım olmadı.

OCAK KÖYÜ

Malatya’dan Kemaliye’ye, önceki adıyla Eğin’e doğru giderken, Arapgir’i 20 km. geride bıraktın mı, kuzeye dönük bir ok yazı görülür: Ocak Köyü 3 km.

Ana yoldan çıkarsın, sola, yamaca verirsin önünü.

Asfalt ince yol, dikleştikçe dikleşir.

Döngeler dönmekle bitmez, keskinleştikçe keskinleşir.

Ama bilirsin ki, çetin olmayan hiçbir yolun sonu sürpriz güzellik göstermez.

Umut, götürür sizi.

Doruk çağırır sizi.

Sarı kesme taştan yapılmış bir anıt kapı çıkar önünüze, üzerinde: Hıdır Abdal Ocağı yazar.

Karşılayan tabela: Ocak Köyüne Hoş Geldiniz der.

‘Köyümüz kapalı devre kamera sistemiyle izlenmektedir’ yazar diğerinde.

Çevreye bakınca bir gizem sarar sizi.

Buraya köy demek bin şahit ister…

Uyuşmazlıkları mahkeme değil, kamiller çözer, sokakları asfalt, sokak adlarında sanat, kültür insanlarımızın adları yazar, etkinlik sahnesi, Devlet Müzesi ve dahası Helikopter Pisti.

Bağlamalı Pir Sultan Abdal heykeli.

Ve hepsinden önemlisi, him hime yapılmış cami ile cemevi…

Eşim ve yanındakiler bir ‘köylü’ kadınla tatlı ballı konuşuyorlardı.

Fotoğraflar çektim, vardım yanlarına.

Merhaba demeden,

-Abla bu cami ne zaman yapıldı? dedim.

Abla kızgın,

-Nee! Sen de mi camiye karşı olanlardansın?

Abla beni Alevi sanmıştı.

-Yok, yok, olur mu, karşı değilim.

-Ne bileyim bizim bazılarımız niye yaptınız, ne gerek var diyorlar da…
İçime bir serinlik dolar ocağın, dağın, uygarlığın doruklarından...

Vedalaşırız, uzun uzun, el sallarız birbirimize…

HASAN BASRİ TUNCEL

Malatyalı halk şairi, yazar, müzisyen, fotoğrafçı...

On parmağında ondan fazla marifet.

Bir gönül insanı aramızdan ayrıldı.

Bir yıldız kaydı Malatya gökyüzünden.

...

Sabah yedi gibi Erol Kurhan kardeşimin paylaşımından aldım haberi.

Hasan abi ölmüştü.

Hastalanmış.

Dört beş gün evde yatmış.

Sonra hastaneye götürmüşler.

Covit 19’dan tanısı konmuş.

On dört gün yatmış.

Yoğun bakımda, bu dünyaya gözlerini bir daha açmamak üzere yummuş.

...

Seksen bir yaşındaydı.

Ama benim gözümde çakı gibiydi.

Hareketliydi.

Tezdi.

Çalışkandı.

Üretkendi.

Biraz zor işitiyordu.

O kadar.

Bilmediğim, böbreklerinin yüzde elli oranında çalıştığıymış.

...

Yazıhan’ın Malatya’dan 60 Km. uzaktaki köyü, dağın eteğinde, güneşin az göründüğü Epreme’den.

Uzun süre Yurt dışında yaşadıktan sonra 1981’de dönmüş yurduna.

Dört beş yıl önce Hacca gittiğini biliyorum.

Bazen teravih namazları dağılışında karşılaşır, birbirimize çay içmeyi teklif ederdik.

Çocukları olmamış ama eşinin yeğeni, manevi kızı Demet hep yanlarındaymış.

Demet, ‘Babam beni çok sever ama o babamdan daha çok başımı okşamıştır’ dedi.

...

Güler yüzlü, tatlı dilli.

Neşeli.

Gönüller yıkmaya değil, gönüller yapmaya gelmişti bu dünyaya.

Allah rahmet eylesin.... Nur içinde yatsın.

Dünya güzeli insan, şair, yazar, müzisyen, fotoğrafçı, daha ne çok güzellik.

Rahmetli, Can Simidi adlı romanının kişileri arasına adımla sanımla beni de sokmuştu.

İdealleri gerçek, yeri, yurdu Cennet olsun inşallah. 17.10.2020

Not: Şimdilerde bir rahatsızlık geçiren Erol Kurhan arkadaşıma da Allah’tan şifalar diliyorum.

ESKİ BAŞKANDAN ŞİİRLİ TEKLİF

Malatya Barosu eski başkanı Selahattin Sarıoğlu, Malatya merkezdeki Vilayet Parkı'nın atıl şekilde durmaması için şiirli öneri sundu.

Sarıoğlu şiirinde,

"Vilayet Parkına bir an önce kazma vurulmalı artık.

Dozer, kepçe hoyratlığıyla değil, gül bahçesine bakılır gibi nezaketle, zarafetle.

Makine değil 'el işi' üretim olmalı.

Bir tek ağacın köküne, kabuğuna, dalına, yaprağına dokunmadan.

Yok trafik, yok yol demeden.

‘Hiçbir şeye’ kurban edilmeden.

Şöyle adamakıllı yapılmalı.

Paranın geçmediği, parasızın geçebildiği.

İki kapalı yerinden biri tuvalet diğeri 'güvenlik' olan, kiracısı, kiralayanı olmayan.

Emeklinin, işsizin, engellinin öğrencinin, ev hanımının, yolcunun, yabancının… soluklandığı, iki satır gazete okuduğu, telefonuna baktığı, eşini, arkadaşını, yoldaşını beklediği, çeşmesinde su içtiği, elini yüzünü yıkadığı.

Halk Parkı, 'Millet Bahçesi' olmalı" önerisini sundu.

Valiliğe ait Malatya merkezdeki Vilayet Parkı, 30 yıldır müstecirliğini sürdüren esnafı çıkarıp, burada düzenleme yapılacağı açıklanmıştı. Ancak, aylardır, bu parkta bir çalışma yapılmayıp, buranın bir bölümü otopark olarak kullanılıyor.

Kaynak: İHA Malatya, Son Dakika 19.11.2012 MALATYA

Not: Bu önerimi ben şiir diye yazmamıştım, gazeteci arkadaşlar öyle demişler.

 

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00