KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM

Selahattin SARIOĞLU

28-01-2025 10:23

Televizyona ilk defa 1998’de çıktım.

“Ben de bir gün orada konuşabilir miyim?” diye çıkanlara imreniyordum.

Ankara Hukukta okurken, 90, 91 gibi, fakültenin bahçesinde, TRT Televizyonu öğrencilerle röportaj yapıyordu.

Bulgaristan’da yaşayan Türklere Bulgar devleti asimilasyon uyguluyor, camileri kapatıyor, nüfus kayıtlarını, mezar taşlarında yazan Türk adlarını değiştiriyordu.

Devletimiz çok tepki gösteriyordu. İnsan hakları, uluslararası sözleşmeler konuşuluyordu.

TRT bununla ilgili gelmişti.

Uzunca bir süre durup izleyince benimle de konuşmak istediler.

Kamera karşısına geçtim, Bulgaristan Devletini kınadım, eleştirdim. Sonra bizim devletimize döndüm.

Dedim ki, “Türkiye’nin, Bulgaristan eleştirilerinin uluslararası kamuoyunda etkili olabilmesi için, kendi içinde insan hakları ihlali yapmaması gerekir.”

Kaldığım yurtta, “Benim konuşmamı verecek mi?” diye, ders çalışmayı bıraktım, akşam haberlerini izlemek için kantine gittim.

Bekledim, bekledim nihayet bizim fakültedeki çekime geçti. Birkaç kişinin konuşmasını verdi, benimkini vermedi.

Hiç verir mi? Kendi devletini eleştirmişim... 

Neyse ki, diğerleri konuşurken ben de kenarda görünüyordum.

Bu bana yetmişti sanki.

Yaşar Karaaslan, Asım Demirkök, Mustafa Yuka, Efter Ökdemir ve ben daha önce birkaç sayı çıkmış olan Yorum Gazetesini yeniden yayınlamak için, 1998 yılında, Kışla Caddesinin çıkarken, şimdi genişleme için yıkılmış, yeninden yapılmakta olan sağ tarafında, ünlü Sevinç Pastanesinin üst katında oturduk.

Gazete şöyle olsun, böyle olsun, kime dokunursa dokunsun, Malatya’nın sorunlarını yazalım dedik.

Benim özellikle söylediğim iki şey vardı, biri ‘çıkaracağımız gazetede şehit haberleri yer almalı, ikincisi her işyerinde rahatlıkla sehpanın üzerine konulabilmeli’ demiştim.

Yorum iki sene kadar yürüdü. Çok takdir gördü.

Yorum’daki yazılarımla, 1999 Diyarbakır Güneydoğu Gazeteciler Cemiyetinin, Geleneksel Yılın Gazetecileri Yarışmasında Makale Dalında Birinci oldum.

Ödül Törenine Yaşar Karaaslan’la gittik.

Bir sürü hediye verilmişti. Bir büyük sandık porselen takımını Yaşar Karaaslan’a hediye ettim.

Saat alacaktım. Eve geldiğimde kutuları açtım, iki tane, biri birinden güzel kol saati çıktı.

İki bin yılında, Güneş Tv kapsamında bir gazete çıkarmak için televizyonda, Mehmet Duran Özkan, Hasan Kara, ben, bir kişi daha vardı hatırlayamadım, oturduk konuştuk.

Toplantıya giderken kavanozda kestane tatlısı götürdüğümü de unutmadığımı söyleyeyim!

İlkelerini, yayın politikasını konuştuk.

Adını da ‘Malatya Gerçek’ koyduk; ben ‘Adım’ önermiştim.

Gerçek çok başarılı bir gazete olarak yayınını uzun yıllar sürdürdü.

Evet, 1998’de ilk defa TV’ye çıktım demiştim.

Bülent Yalvaç ve Rıfat Gökçe’nin başında olduğu, şimdi yıkılmış PTT yanında, yine şimdi yıkılmış TSO binasında yayın yapan Malatya TV’nin sabah canlı yayın programına konuk oldum.

Programda, “Tamam! NATO’ya, BM’ye, İMF’ye gücümüz yetmez, ama Türkiye’nin diplomatları, üniversitelerin uluslararası ilişkiler hocaları, dış politika uzmanları, neden Avrupa devletlerinin, ABD’nin Türkiye üzerine kurdukları, imzalattıkları planları, projeleri irdeleyip, içeriğini sezip, öngörüp, anlayıp, alt planlar oluşturup bu gizli planları niye boşa çıkarmazlar da iş işten geçtikten sonra anlarız?” dedim.

O zamanki Belediye Başkanı Münir Erkal’ın Stadyumu çimlendirmesi gibi yaptığı iyi şeyleri söyledikten sonra, “Tamam, bazı şeyler yapıldı ama bu az. Dünyanın tekerleği zaten gelişme yönünde ilerliyor. Bunun hızını geçmek lazım.” demiştim.

Program çok güzel geçmişti. Sunucunun ve stüdyo görevlilerinin gözlerindeki parıltıdan bunu anlıyordum.

Televizyonun tam karşısındaki Galeria İş Merkezinde bulunan ofisime geldim.

Beş on dakika sonra baktım, sunucu geldi. Kendisi Makine Mühendisiydi. “Hayırdır!” dedim.

“İşime son verdiler” dedi.

Neyse ki, rahmetli Mevlit Aslanoğlu’nun yardımıyla İstanbul’da bir televizyonda daha iyi bir işe girdi.

Neden işine son verildiğini anlayamadım. Benden mi oldu, yoksa tam da bana mı rastladı? Meçhul!

Sonraki günlerde, aylarda ve yıllarda televizyona hep çıktım.

Bir ara Malatya TV’nin stüdyosu Galeria İş Merkezinin en üst katındaydı.

Mikail Pelit, Bülent Yalvaç, Rıfat Gökçe, ben gece programındaydık.

Mersin’de yürüyüş yapan bölücüler Bayrağımızı çiğnemişler, sonra basında konu olduğunda da, yetmez ama evetçi türünden yazar çizer takımı, “Ne var bunda? Büyütülmemeli. Bir bez parçası” gibisinden sözler sarf etmişlerdi. Bununla ilgili, “Önemli değilse, bez parçasıysa ABD’li astronotlar Ay’a çıktıklarında neden oraya Amerikan Bayrağını astılar? Olimpiyatlarda yarışı kazanan atletler, neden ülkelerinin bayraklarını göğüslerinde tutup gösterisi yapıyorlar?” dediğimi hatırlıyorum.

O programın reklam arasında Mikail beye, Baro Başkanlarımızdan, rahmetli Niyazi Ergin Gökçe’nin CHP İl Başkanlığına atandığı bilgisi gelmişti. Onu da o arada konuşmuştuk.

Bu programla ilgili aklımda kalan bir şey de şuydu: Program sırasında çay geliyordu, içiyorduk. Ben bir süre çayımı içmeyi unutmuştum. Bardağı aldım bir yudum içtim ki, çay gerçekten buz gibi olmuştu. O günün şartlarında stüdyoları böyle buz gibi soğuk olabiliyordu.

Bir program daha anlatıp, ileride devam etmek üzere yazımı bitireyim.

Yine üstat televizyoncular Rıfat Gökçe, Bülent Yalvaç, ben, bir arkadaş daha vardı, anımsayamadım, Malatya TV’nin o sıra, Pak Kazanç İşhanı’nda olan stüdyosunda gece programdaydık.

Malatya, memleket meselelerini konuştuk.

O programda ilk defa, “Kayısıda, çiftçilerin, devletin de teşvik ve desteğiyle hatta belediyelerin ortaklığıyla ticari şirketleşmeye gitmeleri, çekirdekten fidana, üretime, ambalajdan pazarlamaya değin her aşamanın profesyonel kişiler tarafından yönetilmesini” önerdim.

Hala görüşümün arkasındayım.

O programda ara vermiştik. Vakit de 24’e yaklaşmıştı. Bülent Yalvaç, “Bitirelim mi artık?” dedi.

Ben, şaka olsun diye, “Bitirelim. Başka bir programa gideceğim.” dedim.

Millet, “Bu saatte program mı olur?” düşüncesiyle bir an şaşkınlık yaşamıştı, güldük sonra.

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00