İKİ KÖYLÜ

Selahattin SARIOĞLU

24-09-2025 15:55

Allah, insanı en güzel şekilde yaratmış.

Hayatın zorluklarına katlanabilecek, onu aşabilecek, yaradılış amacına uygun yaşayacak, iyiyi, kötüyü ayırt edebilecek, kötü işler yapmayacak, yeteneklerle, akılla, zekayla, duyguyla, beş duyuyla donanımlı olarak yaratmış.

Tin Suresi 4. Ayetin meali, yorumlu tercümesi böyle.

Tabii ki, her insan aynı yeteneklere, verilere sahip değil.

Kimisi edebiyatta, kimisi resimde, kimisi sporda, kimisi müzikte, kimisi zenaatta kabiliyetli.

Allah’a şükürler olsun, güçlü milletimiz, güçlü medeniyetimizin yetiştirdiği çok büyük insanlarımız var.

Yüce Dinimiz, insanımızın bu dallarda çalışmasına, eser üretmesine izin veriyor.

Kimi insanları bu yeteneklerle donatıp yaratan Yüce Allah değil mi?

Yeter ki sanatını, güzel amaçlarla, güzel niyetlerle, insanlara faydalı olmak, insanları sanat eserleriyle mutlu etmek, güzel hislerle doldurmak, gelişmesine, ilerlemesine, ferahlamasına, eğlenmesine, dinlenmesine katkıda bulunmak için icra etsin.

Bozmak, saptırmak, kötüleştirmek, doğasından, yaratılış amacından uzaklaştırmak için değil.

Mesela ben müziği çok severim.

Müzik ruhun gıdasıdır dememişiz mi?

Mesela ben bağlama çalarım, dahası elime aldığım hemen hemen tüm müzik aletlerini çalarım.

Çocuklarım da aynı.

Bu şimdi, Allah vergisi değil de ne ki?

Bir çok da türkü besteledim. Sözlerini yazamadım henüz. Yarım yamalak duruyor.

Hatta, Cumhurbaşkanımız için de besteledim. Sözlerini yazdım. Sosyal medyada da paylaştım.

Bir CHP’li arkadaşım, “Ya Selahattin Bey, bu türküyü nasıl besteledin? Hayret!” dedi.

“Türkü besteleyecek kadar nasıl sevdin?” demek istedi.

“Ben Vatanım, Milletim için besteledim. Recep Tayyip Erdoğan’da benim sevdiklerime çok iyi hizmet ediyor.” dedim.

Bazen sevdiğim türküleri bağlamamla çalar söylerim ve de sosyal medyada paylaşırım.

İlk defa, on sene kadar önce, “Açma zülüflerin yar yar” türküsünü çalıp söylemiş, paylaşmıştım. Değerli Gazeteci Mahir Temur Busabah Gazetesindeki köşe yazısında, “Bu yazımı Selahattin Sarıoğlu’nun söylediği türküyü dinleyerek yazıyorum” demişti.

Diyanet Din İşleri Kurulunun, müzik yapma, dinleme konusundaki görüşü şöyle, “…İslam’ın ilke ve esaslarına aykırı, günaha sevk eden, haramı teşvik eden müzikler yapmak ve dinlemek günahtır. Dinimizin temel inanç, amel ve ahlak ilkelerine aykırı olmayan, haramların işlenmesine sebep olmayan müzik türlerini dinlemekte dinen bir sakınca yoktur.”

Bağlamayı çok severim. Atalarımız bağlamaya benzer kopuz adlı sazı çalarlarmış.

Şairler, ozanlar, Aşık Veyseller, Pir Sultanlar, Karacaoğlanlar bağlamamızı dert ortağı yapmışlar.

Asrın Depreminde sağ çıkıp, birtakım zorunlu eşyaları yanımıza alıp yola inerken, utanmasam sazımı da sırtıma alıp çıkacaktım. Bir şiirim;

“Bir bağlama düşünüyorum geçmişten geleceğe

Her çağ ayrı ses ayrı perde

Do Re Mi Fa Sol diye.”

Alevi canlarda bağlama, bağlamanın bildiğimiz içeriğinin ötesinde anlamlar, işlevler yüklenmiştir.

Alın size Musa Eroğlu.

Bakalım ne diyeceksiniz?

Bağlama dediğimiz o telli saz, Musa Eroğlu’nun elinde nasıl canlanır, dile gelir ve kalbe gelir?

Nasıl ağlatır, nasıl dinletir, nasıl alır da götürür değil mi?

12 Eylül’ün Başadamı Kenan Evren’e, bir gezi sırasında, bir kişi, o zamanın güncel şarkısının sözleriyle,

“Seni sevmeyen ölsün” diye seslenmişti de, o adam, o sözü ciddiye alıp, “Yok yok ölmesin.” demişti.

Bir şarkıda, sanatçı, “Batan Güneş doğmasa da/Yağmurlar yağmasa da/Ben senin uğruna ölürüm, ölürüm” diyor ya, ben o Musa Eroğlu’nun sazına, türküsüne ölürüm ölürüm diyorum.

Mersin Mut, Kumaçukuru Alevi Türkmen köyünde 1944’de doğan, dokuz yaşında anasını kaybeden, babasının ona yaptığı bağlamayı elinden düşürmeyen, köyünde olmayan ilkokulu ilçede okuyup bitiren, Kültür Bakanlığından emekli, Devlet Sanatçısı Musa Eroğlu.

Onun bestelediği bir güzel türküsü var.

Sözlerini yazayım. Bakın güzel mi??

 

SENİ ARADIM
Omuzumda sevda yükü

Yollarda seni aradım

Beste beste, türkü türkü

Tellerde seni aradım.

 

Girdim yeşilden sarıya

Sordum ölüye diriye

Çiçeği verdim arıya

Ballarda seni aradım.

 

Bahçem çiçek bağım gazel

Birleşir ebedle ezel

Ayırmadım çirkin, güzel

Kullarda seni aradım

 

Aşk yalımı girdi cana

Gönlüm döndü gülistana

Gece gündüz yana yana

Küllerde seni aradım.

 

Sözleri beğendiğinizi biliyorum.

Ortaokuldan aklımda kaldığına göre, “Kulağa hoş gelen seslere müzik, kişide estetik duygu uyandıran söz sanatına şiir denir.”

Şiir bende güzel, sanatsal duygu uyandırıyor.

Sizde de uyandırmıştır.

Evet şimdi, bu şiirin şairini söyleyeyim:

Abdurrahim Karakoç.

Karakoç da Kahramanmaraş Elbistan, Ekinözü doğumlu, ilkokulu bitirmiş, Ekinözü (Cela) Belediyesinden emekli olmuş, Ankara’ya yerleşmiş, Mihriban adında bir kızı, Türk İslam ve Enderhan adlarında iki oğlu olan büyük şairdir. 2012 yılında rahmetli olmuştur.

 Bir ara siyasetle iştigal etmiş, bırakmıştır.

“Niye bıraktınız?” diye sorulduğunda, “Allah rızası için başladım, Allah rızası için bıraktım.” demiştir.

2004’te Vakit Gazetesinde yazdığı yazıda, “…Adolf Hitler’in basiretine hayran olmamak elde değil. Hitler bugünleri görmüş, ta o zaman. Dünyanın başına bela olacaklarını bildiği içindir ki, ırkçılığı din gibi algılayan,  yeryüzünü kana bulamaktan zevk alan hokkabaz Yahudileri temizlemiş.” diye yazmış.

Bundan dolayı Yahudi Hahambaşından büyük tepki almış, yargılanmış beraat etmiştir.

Rahmetli Karakoç’da 2004’te,  soykırımcı, katil İsrail’in bugünkü katliamlarını görseymiş acaba, daha neler yazar, söylermiş, daha neler…

Musa Eroğlu’nun, Mihriban adlı muhteşem bestesini de bilirsiniz.

O türkünün şiirinde, “Lambada titreyen alev üşüyor” diyen de o şairdir: Abdurrahim Karakoç...

 

 

 

 

MİHRİBAN
Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban!
 

Yâr deyince kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor

Lâmbada titreyen alev üşüyor

Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban!
 

Önce naz sonra söz ve sonra hile

Sevilen seveni düşürür dile

Seneler asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban!
 

Tabiplerde ilaç yoktur yarama

Aşk değince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!
 

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne

Şaştım kara bahtın tahammülüne

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!
 

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

Bir kördüğüm baştan sona tamamı

Çözemedim çözülmüyor Mihriban!

 

Bu, ikisi de köylü, ikisi de ilkokul mezunu olan, ikisi de taşradan Başkente gelip yerleşen sanat kahramanlarımızı andık.

Musa Eroğlu Üstadımıza güzel ömürler, güzel sazlar, sözler, yorumlar; Merhum Abdurrahim Karakoç Üstadımıza da Allah’tan rahmet, mağfiret diliyorum…

 

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00