Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş

Selahattin SARIOĞLU

18-03-2026 10:24

“Ankara sadece Başkent değil, …Müzekent de!” demiştim ya önceki yazımda!

Kelime Müzesini yazmaya çalışayım bu yazıda.

Ankara Kalesinin ana giriş kapısının, Rahmi Koç Müzesinin hemen yanında

ve Anadolu Medeniyetleri Müzesinin tam karşısında.

Özellikle gençler arasında çok tanınan Yazar Şermin Yaşar’ın önce hayalini kurduğu, sonra binasını bulduğu, sonra da içeriğini oluşturduğu müze.

Bir buçuk yıl arkadaşlarıyla çalışmış.

Işık, yerleştirme, gösterim nasıl olacak? İncelemek için Türkiye’de gezip görmedikleri müze kalmamış.

Mesela; içindeki üç boyutlu dijital Atatürk heykelini İranlı Sanatçı Hadi Karemi yapmış.

Türkiye’de dalında ilk müzeymiş.

Müze 2022 yılında, 26 Eylül Dil Bayramı gününde ziyarete açılmış.

Açılışta, birkaç gün önce aramızdan ayrılan, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Fatih Camii Haziresine defnedilen Entelektüel Bilgin İlber Ortaylı, konuşma yapmış, “Kelime Müzesinin kurulması çok anlamlı. Türkçeyi bilmek ve alfabesini değerlendirmek için dil, tarih ve kültür üzerinde derin bilgi sahibi olmak gerekiyor.” demiş.

Özellikle çocukların ve gençlerin güzel dilimizin, nefis Türkçemizin köklerini, yapı taşlarını bilmeleri, yanlış bildiklerinin doğrularını öğrenmeleri murad edilmiş.

İnsan zaten doğunca hazır bir dil buluyor önünde.

Kelimelerin, deyimlerin manalarının ne oldukları, diğer kelimeler ve kelime gruplarıyla benzerliklerinin nedenlerini ilgili somut eşyalarla, eserlerle, olaylarla, tasarımlarla yaşanmışlıklarla somutlaştırıp öğrenip içselleştirmeleri amaçlanmış.

Gördüklerimi aynen yazayım buraya:

Bir ‘Basma kalıbı’ konmuş tezgah üstüne, altına şunlar yazılmış:

Bu bir basma kalıbı.

Basma kalıpları, basmalar ve kumaşlar üzerine baskı yapmaya yarayan kalıplardır. Bir tane basma kalıbıyla binlerce kumaşa aynı deseni basabilirsiniz. Buradan hareketle özgün olmayan, değişiklik göstermeyen, aynı şekilde devam eden manasına gelen “basmakalıp” ifadesi kullanılır. (Bu basma kalıbı heykeltıraş, ressam ve şair Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun elinden çıkmıştır.)

Bir çerçeve içindeki, çok sayıda toplu iğne batırılmış açık renk kağıt üzerinde şunlar yazılı:

Üstü kapalı olarak onur kırıcı, üzüntü verici söz söylemeye “iğnelemek” denir.

Gazlı bez dediğimiz bez orada duruyor. Yanında şunlar yazılı:

Düşeriz dizimizi kanatırız, yaralanırız da oraya gazlı bez sararız.

Ama koklarsın, koklarsın gaz kokusu gelmez.

Çünkü gazlı bez gazlı değildir.

Gazze’nin meşhur incecik tülbent bezidir.

Zamanla yerin adı bezin adı olmuştur. Bizdeki şile bezi misali.

Çoban kelimesinin Latincesi ‘Pastor’ ise, çoban yaşantılarını, kır hayatını anlatan şiirlerin adı pastoral şiirdir.

Türkçede içi boş, oyuk ya da oyulabilen nesnelerin çoğunun “k” ile başladığını biliyor muydunuz?

Bir ekranda, şu kelimeler arka arkaya görüntüye geliyor: Kabak, kavun, kof, kasnak, kupa, kazan, koza, kadeh, koz, kova, kavanoz, kaşık, kazak, kovan, karpuz, kutu, kaban, kulak, kalbur, kös, küfe, kundura, kazan, kasket, küp, kuyu, kılıf, kesekkağıdı, kabuk, kepçe, kase, kavuk…

Tezgah üzerinde bir zamanlar evlerde çok oynanan tombala takımı.

Yazı:

Tombala oyununda ilk beşli tamamlandığında “Birinci çinko” denmesinin nedeni İtalyancada 5 rakamının karşılığının “cinque” olmasıdır. Tombala ise yine İtalyanca bir kelime olup “tepetaklak oldu, yıkıldı, oyun bitti” manasındadır.

Roman ve yazı:

İspanyol yazar Cervantes romanı Don Kişot’u yazarken, romanın ana karakterinin Türkçeye “gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışmak” anlamına gelen “Donkişotluk yapmak” deyimini kazandıracağını tahmin edebilir miydi acaba?

Fak aleti, faka düşmüş kuş ve açıklama:

Bu bir fak.

Fak tuzak demektir. Av, fakın üzerine bastığında yakalanır, tuzağa düşer. Geriye “aldatılmak, tuzağa düşmek” manasındaki “faka basmak” deyimi kalır.

Bir cam ve atasözü:

Bu bir sırça.

Sırça cam demek. “Sırça köşkte oturan komşusuna taş atmaz” atasözündeki sırça kelimesi şimdi yerini buldu mu?

Bir kandil (aydınlatıcı) konmuş tezgah üzerine altına şunlar yazılmış:

Bu bir kandil.

Kelimeler gezer ve vardıkları dilin ahengini alır.

Bizim kandil dediğimiz; Urduca, Arapça, Rusça, Ermenice, Macarca, Bulgarca, Arnavutça, Makedoncada da kandildir. Aynı kandil, Sırpçada kandilj, Yunancada Kandili, Latincede candela, İngilizcede candle, Fransızcada chandelle diye çıkar karşımıza.

Kelimeler dünyayı aydınlatır…

Bir tabip matarası ve o deyim:

Şehadet şerbeti içmek.

Osmanlı’da savaş sırasında yaralanan ve kurtulma ümidi olmayan askerlere burada bir örneğini görmüş olduğunuz tabip mataralarından son bir kez zemzem suyu içirilir, buna da “şehadet şerbeti içmek” denirdi.

Seyyar berber takımı ve o deyim:

Tası tarağı toplamak

Eskiden sokaklarda müşterilerini, tıraş eden seyyar berberler, belediye çavuşlarının baskınına uğradıklarında ruhsatsız çalıştıkları için taslarını taraklarını toplayıp kaçarlardı.

Acilen bir yere gitmek zorunda kaldığımızda tüm eşyalarımızı toplarken hala bu deyimimizi kullanıyoruz.

Gelin teli ve o deyim:

Bu bir gelin teli. Eskiden gelinlerin duvaklarına takılan gelin teli.

“Telli duvaklı gelin olmak” deyiminde ışıldayan gelin teli.

Kapı ve açıklama:

Kapı kelimesi kapmak, kapamak, bitişmek, bir araya gelmek fiilinden gelir.

Aynı kökenden gelen bir kelimemiz daha var: Kapuşmak.

Kapuşmak değişime uğramış ve zamanla “kavuşmak” olmuş.

Kapı açılır ve insanlar birbirine kavuşur. Bu kadar basit ve bu kadar derin..

Kaşığın yapım aşamaları ve açıklama:

Kaşık kelimesi kaşımak fiilinden gelir. Kaşımak, kaşıyarak aşındırmak, oymak, yontmak anlamlarında.

Kelime kökeni tamam ama biz tahtanın nasıl kaşınarak tahta kaşık olduğunu, bir kaşık için ne emek harcandığını da göstermek istedik.

İnce metal parça ve üzerine konmuş elmas taşları ve açıklama:

Foyası meydana çıkmak.

Elama taşlarının parıltısını artırmak için içine elmasın altına konulan ince metal parçaya foya denir.

Elmas kullanıldıkça foyası kararır ve parlaklığı burada gördüğünüz gibi azalır. Bizler de bir olayın iç yüzünün ortaya çıktığı durumları “foyası meydana çıkmak” deyimiyle anlatırız.

Bir kolu hafif çemirlenmiş, düğmeleri iliklenmiş, ön yüzü alt yüze yapışmış şekilde ütülenip çerçeveye raptedilmiş bir beyaz gömlek ve üzerindeki yazılar:

Çemirlenmiş kolda, “Kolları sıvadık bakalım, hadi hayırlısı”.(Bir tek bunda) Kırmızı büyük harflerle, “Ateşten gömlek”. Yan tarafta, “Del gömleği değil ki bu!”. Omuz üstünde, “Kaptan gömleği olsaydım burada apolet olacaktı”. Önde, “Ben onu gömleğimden geçirdim öyle sevdim ”. Yakanın bir yüzünde. “İki yakamız bir araya mı geliyor ki!” Ön sağ tarafta, Katip benim/Ben katibin/el ne karışır/Katibime Kolalı da gömlek/Ne güzel yakışır”. Önde, “El üstünde gömlek eskimez.” Önde, “Gömlek değiştirir gibi iş mi değiştirilir.” Cep üzerinde: Cepten harcıyor, cepten yiyoruz aylardır.” “Biz onun gibi cebe indirmedik ki!” “Yoksa ben onu cebimden çıkarırdım.” Üstte. “O benden iki gömlek üstündür.” Sol yakanın üzerinde, “Aşk yakamı bırakmıyor…”

Evet, Ankara’da benim yakamı da müzeler bırakmıyor!!!

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00