Eşleştirmeyin, eleştirmeyin!

HÜSEYİN KOCAMAN

07-08-2026 16:23

İnsanoğlunun en eski alışkanlıklarından biridir başkalarının hayatını kendi hayatıyla eşleştirmek. "Ben olsam böyle yapmazdım", "Ben onun yerinde olsaydım farklı davranırdım", "Nasıl böyle bir karar alabilir?" gibi cümleleri neredeyse her gün duyarız. Oysa bu cümlelerin ortak bir yanlışı vardır: Hiç kimse, bir başkasının yerinde olmamıştır. İnsanlar birbirine benzeyebilir. Aynı mahallede büyüyebilir, aynı okula gidebilir, aynı işi yapabilir, hatta benzer olaylar yaşayabilir. Dışarıdan bakıldığında hayatlar birbirine çok yakın görünür. Ancak yaşanan acılar aynı değildir. Sevinçlerin şiddeti aynı değildir. Kayıpların ağırlığı, hayal kırıklıklarının derinliği, umutların büyüklüğü, korkuların etkisi birbirinden farklıdır. Çünkü her insan, yaşadığı olayı kendi ruhuyla hisseder. İşte bu yüzden kimsenin kimseyi özel hayatı üzerinden eleştirmeye hakkı yoktur. Bir insanın neden evlendiğini, neden ayrıldığını, neden sustuğunu, neden konuştuğunu, neden affettiğini ya da neden vazgeçtiğini tam anlamıyla bilemezsiniz. Siz sadece sonucu görürsünüz. O sonuca gelene kadar geçirilen uykusuz geceleri, gözyaşlarını, iç hesaplaşmaları, korkuları ve çaresizlikleri ise yalnızca o insan bilir. Bir hayatı uzaktan izlemekle o hayatı yaşamak arasında koca bir ömür kadar fark vardır. Bugün birçok kişi, birkaç fotoğraf, birkaç cümle ya da birkaç dakikalık bir görüntü üzerinden insanların karakterini analiz etmeye çalışıyor. Ardından da hükmünü veriyor. Oysa adalet, bilmediğin konuda hüküm vermemektir. Bir insanı gerçekten eleştirebilmek için onun doğduğu günden bugüne kadar attığı her adımı bilmeniz gerekir. Çocukluğunu, ailesini, travmalarını, korkularını, umutlarını, kayıplarını, başarılarını, yalnızlığını... Yetmez. Onun hissettiği gibi hissetmeniz gerekir. Yetmez. Onun düşündüğü gibi düşünmeniz gerekir. Bunu yapabilir misiniz? Elbette hayır. Çünkü hiçbir insan, başka bir insan olarak yeniden doğamaz. Hiç kimse, bir başkasının hayatını birebir yaşayamaz. Aynı sokakta yürümek bile aynı hayatı yaşamak anlamına gelmez. Öyleyse neden bu kadar kolay eleştiriyoruz? Neden bu kadar kolay kınıyoruz? Neden kendi doğrularımızı herkes için tek doğru kabul ediyoruz? Kimse kimseden üstün değildir. Kimi zengin doğmuştur, kimi yoksul, kimi sevgiyle büyümüştür, kimi sevgiyi hiç tatmamıştır, kimi hayatı boyunca destek görmüştür, kimi tek başına mücadele etmiştir. Bu farklılıkların hiçbiri kimseyi diğerinden üstün yapmaz. İnsanların özel hayatı sadece kendilerini ilgilendirir. Bir ilişkinin, bir evliliğin, bir aile meselesinin, bir dostluğun ya da kişisel tercihin dışarıdan yargılanması doğru değildir. Çünkü o sınırın ötesi artık mahremdir. Herkesin özel hayatı, kendisi kadardır. O alana başkasının müdahil olma hakkı yoktur. Eleştiri ile merak arasındaki çizgi bazen silikleşiyor. Ardından yargılama başlıyor. Sonra kınama... Oysa kimsenin, başkasının yaşam biçimi üzerinde söz sahibi olma yetkisi yoktur. Ancak burada önemli bir ayrımı da yapmak gerekir. Bir mesele yalnızca kişinin özel hayatını ilgilendiriyorsa susmayı bilmek erdemdir. Fakat konu toplumun ortak geleceğini ilgilendiriyorsa, iş değişir. Bir şehrin geleceği, bir ülkenin yönetimi, kamunun kaynakları, adalet, eğitim, çevre, ekonomi, insan hakları, Dünyayı etkileyen gelişmeler; bunlar artık yalnızca bir kişinin meselesi değildir. Bu konularda herkesin konuşmaya, eleştirmeye, sorgulamaya ve fikir üretmeye hakkı vardır. Hatta demokratik toplumlarda bu sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü kamuyu ilgilendiren meselelerde sessizlik, bazen yanlışın büyümesine neden olur. Özel hayat ile kamusal hayat arasındaki sınırı doğru çizebildiğimiz gün hem daha adil hem de daha huzurlu bir toplum olabiliriz. Kimsenin hayatını kendi hayatınızla eşleştirmeyin. Kimsenin acısını kendi acınızla ölçmeyin. Kimsenin kararını kendi şartlarınızla değerlendirmeyin. Çünkü siz onun hayatını yaşamadınız. O da sizin hayatınızı yaşamadı. Belki de birbirimize verebileceğimiz en büyük saygı, bilmediğimiz hayatlar hakkında hüküm vermemektir. Bazen en doğru eleştiri, susabilmektir ve bazen en büyük insanlık, başkasının sınırına saygı gösterebilmektir.

 

DİĞER YAZILARI Site Yönetmek, Sadece Aidat Toplamak Değildir! 01-01-1970 03:00 Başarmanın Önündeki Engel: Korkularımız 01-01-1970 03:00 Sabır, İnsanı Muradına Erdiren Bir Erdemdir 01-01-1970 03:00 İçimizdeki Barış, Yarının Gücü 01-01-1970 03:00 Unutkanlık 01-01-1970 03:00 RUH SAĞLIĞI 01-01-1970 03:00 MALATYA’DA VİCDAN SÖMÜRÜSÜ! 01-01-1970 03:00 Bir Şehre Ait Hissetmek 01-01-1970 03:00 GEÇİNMENİN YOLLARINI ARAMALIYIZ 01-01-1970 03:00 Geçmişin Gömme Dolapları 01-01-1970 03:00 SPOR YAPMAK 01-01-1970 03:00 Madde Bağımlılığıyla Mücadele   01-01-1970 03:00 Sağlıklı Beslenme 01-01-1970 03:00 AKRAN İLİŞKİLERİ 01-01-1970 03:00 Er Meydanında Yaşayan Bir Gelenek 01-01-1970 03:00 Teknoloji İnsanlığı Yüceltmek İçin Vardır 01-01-1970 03:00 Fuarlar ve Şehrin Kazanımı  01-01-1970 03:00 Kararsızlık 01-01-1970 03:00 Yazıhan Besi OSB 01-01-1970 03:00 Sahip Olduğumuz En Büyük Zenginlik: Rutinlerimiz 01-01-1970 03:00 Misafirperverlik 01-01-1970 03:00 Çevre Duyarlılığı 01-01-1970 03:00 Okullarımız Yeniden Güvenin Adresi Olmalı 01-01-1970 03:00 Kardeş Olmak 01-01-1970 03:00 Uzakta Okumak 01-01-1970 03:00 Açlıkla Sınanmak 01-01-1970 03:00 İhmal Edilen En Değerli Hazinemiz, Sağlığımız 01-01-1970 03:00 Ev Taşımak... 01-01-1970 03:00 Yanlış ve Doğru 01-01-1970 03:00 Yapay Zekâ Riski… 01-01-1970 03:00 Mutsuzluk ve Gençlik 01-01-1970 03:00 Gençler Neden Evlenemiyor? 01-01-1970 03:00 Eğlencenin Değişen Yüzü: Aileden Bireyselliğe 01-01-1970 03:00 Sonbaharın Sessiz Güzelliği 01-01-1970 03:00 Çocukluğumuzdan Bugüne 01-01-1970 03:00 HAYATA POZİTİF BAKMAK ÇOK GÜZEL BİR SANAT 01-01-1970 03:00 Sınavdan Sınava Geçen Bir Ömür 01-01-1970 03:00 HAYVAN SEVGİSİ BİR VİCDAN MESELESİ 01-01-1970 03:00 Okul Öncesi Alışveriş Telaşı 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Tescilli Lezzetleri, Şehrin Değerleri 01-01-1970 03:00 Malatya Adliyesi İçin Yeni Bir Başlangıç 01-01-1970 03:00 Teknoloji Üzerine… 01-01-1970 03:00 İş Güvenliği Kağıt Üzerinde Değil, Hayatın İçinde Olmalı 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 Ormanlarımızı Korumak, Geleceğimizi Korumaktır 01-01-1970 03:00 SEVGİ DİLİMİZDE KALDI, KALBİMİZDEN UZAKLAŞTI 01-01-1970 03:00 Malatya’yı Tanıtmak, Değerlerimize Sahip Çıkmaktır 01-01-1970 03:00 Yardımlaşma 01-01-1970 03:00 Tarım ve Hayvancılık: Geleceğin Güvencesi 01-01-1970 03:00 Yaşlılık Üzerine 01-01-1970 03:00 Güne Enerjik ve Dipdiri Uyanmak 01-01-1970 03:00 Şiddete Karşı Dur Demek 01-01-1970 03:00 Sağlığımızın Kıymetini Bilmek 01-01-1970 03:00 Malatya: Tarihin ve Doğanın Buluştuğu Şehir 01-01-1970 03:00 Zaman akıp giderken… 01-01-1970 03:00 İş Kazası Kader Değil, Sessizliğin Sonucu 01-01-1970 03:00 Malatya’nın Kültürle Yeniden Yükselişi 01-01-1970 03:00 İyiliğin Gölgesine Düşen Kötülük 01-01-1970 03:00 Değişen Sadece Teknoloji mi? 01-01-1970 03:00