Derepazarı Jandarma Karakolu

Selahattin SARIOĞLU

12-11-2024 10:27

Rize İmam Hatip Lisesinde, Sosyal Bilgiler öğretmenliğinin en iyisinin yapmaya çalışır, en katı bilgileri bile sevgiye batırır çok sevdiğim öğrencilerime sunarken, Elazığ’da bulunan Sıkıyönetim Komutanlığının talimatıyla, sınıftan alındım, Beyaz Reno’yla, bekar evimize de uğranılıp gerekli adli aramalar yapıldıktan sonra, merkeze on kilometre kadar yakınlıktaki, o tarihte belde, şimdi ilçe olan Derepazarı Jandarma Karakoluna teslim-tesellümle bırakıldım.

Komutanlıkça, en yakın Sağlık Ocağından, Poliste bir işkence görüp görmediğime ilişkin sağlık raporu da alındıktan sonra, karakolun üst katında, askerlerin kaldığı odaların karşı tarafında bulunan bir odaya konuldum.

Demir kapı üzerime kapandı.

Koridora bakan küçük açıklığın sürgüsü çekildi.

Odanın kapalı penceresinin alt kısmından çay bahçeleri görülüyordu.

İçeride ikişer katlı iki ranza vardı.

Malatya polisi beni almaya gelinceye kadar burada misafirdim!

RİZE’DE YAĞMUR GÜZELDİR

Rize’de yağmur yağar anam

Rize’de yağmur güzeldir

Bir büyük müziktir o kopmaz

Alır götürür

Alır her yere götürür

Beni yer bu yağmur anam

Beni bitirir

 

İşte gene yağıyor

Onu tam göremiyorum

Pencerem buğulu

Penceremde damlacıklar yol yapmış

Penceremin önünde bir kumru var

Yağmurdan kaçmış… s.s

 

Askerlerin karavanasından bana da getiriyorlardı.

Güzel yemeklerdi.

İkinci gün kapım açıldı.

Gelen asker elimi kelepçeledi aşağıya götürdü.

İnerken aşağıda Giresun’da polis olan abimi gördüm.

Komutanla oturuyordu.

Beni öyle görünce, çok duygulandı, yüzü ağlamaklı, komutana,

-Şu kelepçeleri çıkarın ya! dedi. Hemen çıkardılar.

Biraz oturduk, biraz konuştuk, ayrıldık.

Akşam olup da komutanlar gidince, jandarmalar vur patlasın çal oynasın saz çalar, türkü söyler, eğlenirlerdi.

 

Cendermenin elindeki süngüsü

Benim yarim cendermeden hangisi

Kız ben sene demedim mi

Karşı ki dağlar cenderme

Yarim küçük karakola gönderme…

 

Jandarma demişken, bir de eşime yazdığım şu dizeleri diyeyim,

Canım can damarım candarmam

Kışın sıcak çayım

Yazın dondurmam

Ben sensiz bir saniye bile duramam…

 

Buradaki “candarma” kelimesini hanım hiç sevmedi.

“Sanki, candarma gibi yanından ayrılmıyormuşum” dedi.

Bahçemize kahvaltımıza gelen kıymetli Battalgazi Belediye Başkanımız Bayram Taşkın’ın çok kıymetli eşi de eşimi destekledi, “Abi, Nihal abla haklı” dedi.

Ben hala o Candarma sözcüğünün yerine başka bir söz bulamadım….

 

Bir akşam, beni de dışarı çıkardılar.

Saz çaldığımı duymuşlar. Demek ki abim söylemiş.

Sazı verip çalmamı istediler.

Çalmaya başladım. Biri,

-Perdelerde süslemeyi iyi yapıyorsun dedi.

Birkaç tane türkü söyledim.

Elim alışmış, dilim alışmış; baktım hep Zülfü Livaneli’den, Ruhi Su’dan söylüyorum…

Bir, iki gün sonra bir genç getirdiler yanıma.

İstanbul Hukuk ikinci sınıf öğrencisiydi.

Onunla kaldık üç beş gün.

Öğretmen arkadaşlar ara sıra ziyaretime gelirlerdi.

Gelirken portakal, elma getirirlerdi.

Hukuk öğrenişi gençle, bu portakal kabuklarından şah, vezir, fil, at, kale, piyondan satranç taşları yaptık.

Masanın üzerine de satranç alanını çizdik.

O genç arkadaş bana satranç oynamayı öğretti.

Ve biz hep konuştuk, hep satranç oynadık.

Dışarıdayken, İçişleri Bakanlığının trafik kazalarını önlemede eğitici olması için slogan yarışması düzenlemişti.

Gözaltında “Önlemini al yolun açık olur!” sloganını yazıp arkadaşlar aracılığıyla o yarışmaya katılmıştım.

Sonradan öğrendim, “Kaza en büyük cezadır!” sözü birinci olmuştu.

Gerçekten de, dikkatsizliğinden dolayı kaza yapan kişi kendi cezasını kendisi vermiş oluyordu.

Aklıma İmam Abdal Musa’nın çocuklarına verdiği onuncu öğütte,

-Halka kuyu kazan yöneticiler, bir gün gelir kazdıkları kuyuya düşerler ve böylece kendi cezalarını kendi elleriyle vermiş olurlar dediği aklıma geldi.

Bu söz de siyasetçilerimizin kulağına küpe olsun!

On gün kadar sonra kapım açıldı,

-Haydi gidiyorsunuz denildi.

Aşağıya indik.

Malatya’dan iki sivil polisin beni götürmek için geldiğini öğrendim.

Bir eşya gibi teslim, tesellüm yapıldı.

Hiç arkama bakmadan, iyi davranışları için teşekkür edemeden, Beyaz Reno’ya bindirildim.

Rize Merkeze getirildim, Siyasi Şubeye bırakıldım.

Öğlene doğru, iki polis, abim, ben Rize’nin döneri ünlü, lokantasının üst katına çıktık, döner, pilav yedik. Karnımızı doyurduk.

Malatya’ya gitmek üzere Samsun tarafına giden otobüse bindik.

İki kişilik koltuğun cam tarafına ben oturdum, yanıma da polis.

Birbirimize “Hayırlı yolculuklar” demeden yola revan olduk.

Biraz sonra polis,

-Kaçar maçarsan vururum. Benim anam ağlayacağına senin anan ağlasın! dedi.

Ordu Fatsa’ya gelince indik otobüsten.

Meğer, gelen iki polisten biri  Fatsalıymış.

O köyüne gitti. Biz kaldık Fatsa’da.

Artık samimi olmuştuk. Biraz gezdik, sonra bir kahvehanenin bahçesinde oturduk. Çay içtik. Sonra dediler ki,

-Okey oynayalım.

Kareyi tamamlaması için bir kişi de yerelden aldık başladık okey oynamaya.

Başka nasıl zaman geçecekti ki!

Zaman zaman lavaboya gidiyordum, zaman zaman polis gidiyordu.

“Kaçarsan seni vururum!”dan nereye gelmiştik…

Akşam oldu, Fatsa Et Balık Kurumu tesislerine gittik. Abim Kurum müdürünü tanıyordu.

Orada yemek yedik, çay içtik. Sohbet ettik.

Yatma zamanı geldi.

Bir odada, yere serili, yan yan iki yataktan birine ben yattım, birine polis.

Polis, yatmadan önce silahını belinden çıkarıp, yastığının altına koymuştu.

Evet… nerden nereye…

“Kaçarsan vururum! diyen polisten, tabancasını çıkarıp uyuyan polis” noktasına gelmiştik.

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00