DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?'

Selahattin SARIOĞLU

20-08-2025 14:27

Bizim papatyamız, sümbülümüz, kirazımız, mişmişimiz, eriğimiz nasıl güzelse Kürt’ümüz, Türk’ümüz,  Alevi’miz, Sünni’miz öyle.

Güzel olmayan, kimi siyasimiz, ticarimiz…

Güzel olmayan, kimi çok bilmişimiz, aklı havada gezenimiz…

İki sene önce eşimle, bir taziye için Doğanşehir’e gitmiştik. Taziye çadırına vardığımızda, mevlit okunuyordu. Selam verdik oturduk. Mevlidimizi dinledik, dualarımızı ettik, yemeğimizi yedik, Hatta hocaya,

-Fatiha’yı ne çabuk okudunuz? diye sorup,

-Oooo… Okuya okuya alıştık yanıtını da aldıktan sonra yola revan olduk.

Görevimizi yapmanın huzuruyla Malatya’ya dönerken, dağa doğru, ‘Eskiköy ve Koçdere’ köylerini gösteren tabelayı görünce, hiç düşünmeden ok yönüne kırdım dümeni.

Bir aracın ancak sığdığı, dağa doğru kıvrıla kıvrıla giden asfalt yolda, bozuk sayılsa da orman içinde, güzel, gizemli bir yolculuk ediyoruz.

Böyle ucu bucu belli olmayan ve manzarası hiç değişmeyen yolda ilerlerken dağın tepesinde bir avuç ev gördük ki, burası Eskiköy’dü.

Vaktin daralması, akşamın yaklaşmasına bakmadan ereğe varmak, köyü görmek isteğimizden ödün vermeden ‘yola devam’ dedik.

Doruk yaklaştıkça, yokuş dikleşiyor, döngeler sıklaşıp keskinleşiyordu.

Böyle böyle köye vardık.

Bir evin önünde kadın, erkek, komşular toplanmış oturuyordu. Yanlarından el sallayıp, selam vererek geçtik. Birkaç yüz metre kadar ileride köy bitti, daha dar bir yol Koçdere’ye devam ediyordu. Koçdere’ye gitmeyi başka bir zamana bırakıp döndük oradan.

Akşamüstü, bir evin açık avlusu gibi yerde toplanmış oturan köylülerin yakınında arabayı durdurup,

-Selamünaleyküm! İyi akşamlar! diyerek indik. Araba yavaşlar yavaşlamaz köylüler bize doğru, güler yüzlerle gelmeye başlamışlardı zaten.

Buyur edip kurulu masanın yanına götürdüler, altımıza sandalyeler çekip oturttular. Çok duygulu ve de esrik bir ortamdaydık.

Burada her şey sevgiydi, her şey insandı!

-Nereden böyle, hayırdır, kimsiniz, nerelisiniz? soruları geldi hemen tabii. Kendimizi tanıttık, nereden, neden geldiğimizi anlattık. Beylerden biri,

-Adınızı duymuşum dedi. Doğrudan doğruya,

-Siz Alevi’siniz değil mi? diye topluluğa dönük sordum. ‘

-Evet, evet dediler.

-Biz Sünni’yiz dedim. Yüz ifadelerinde hiçbir kararma olmadı.

Biz güle oynaya sohbet ederken, yaşlı bir teyze yanındakine Kürtçe bir şeyler söyledi, o da biz söyledi,

-Diyor ki, bunlar Sünni mi? Çok iyiler…

-Teyze hepimiz iyiyiz, hepimiz biriz dedikten sonra, devam ettim,

-Bizi birbirimizle kötü etmek isteyenler bazı siyasetçiler, ticaretçiler. Onlar paranın gücüyle fakir kesime bir şeyler verip, ilgi gösterip denetimleri altına alırlar. Kendilerine bağlarlar. Sayelerinde milletvekili olmak, sattıkları mallara kolay yoldan müşteri bulmak için bunu yaparlar. Maksatlarına ulaşırlar da. İnsanı sömürürler bir başka deyişle. Böylelerine meydanı bırakmamak lazım, bunlara yüz vermemek lazım dedim.

-He gurban he! diye tasdik ettiler.

Bilemiyorlar ki ne yapalar! ‘Ayran, yoğurt, çay… Yemek hazırlayalım.’ Bu teklifleri reddetmekte bayağı zorlandık. Birazdan baktık iki ayrı yönden, birbirinden habersiz iki ayrı kadın ellerinde kahve tepsileri, tepe aşağı eğri büğrü, taşlı tümsekli zeminde köpükleri dökmemek için aşırı özenle geliyorlar.

Kahveler geldi bize ulaştı, ilk gelen tepsiden alıp, çok hoş fincanlardaki mis gibi kahvelerimizi yudumlamaya başladık. Biz şekersiz içerdik, bunlar az şekerliydi, hiç önemsemedik.

Biz böyle konuşurken, bir başka kadın, taptaze, irili ufaklı, eğri düz, mis kokusu yayılan salatalıklar getirdi koydu masaya. Bir tane alıp küt diye ikiye bölüp yarısını hanıma verdim. Kütür, kütür yedik. Bir tane daha böyle bölüp yedik. Bu arada bir başka hanımefendi (Kadın) tabakta (daha doğrusu terpoşta) gün kurusu kayısı, kayısı çekirdeği getirdi.

-Bizim çikolatamız da bunlar. Elimle hazırladım dedi. Hazırladım dediği, çekirdekleri kırıp içini çıkarmak, bunların bir kısmını gün kurularının içine yerleştirmekti.

Ama ne kayısılardı! Sanki dünyanın lezzeti içlerindeydi.

O sırada aklıma Ak Parti’ye geçmem geldi. Bunu söylemeden ayrılamazdım!

Böyle güzel, hoş sohbet ederken, dedim ki,

-Size bir şey söyleyeceğim ama kızmayacaksınız. Hanım da neyi söyleyeceğimi anlamıştı. Dedim ki,

-Sen söyle. O,

-Yok sen söyle dedi. Merak doruktaydı…

-Ben dedim, Ak Parti’ye geçtim. Bu seçimlerde Ak Parti’den milletvekili aday adayı oldum. Kızmadınız değil mi?

Çok net bir şekilde izledim, gördüm ki, kimsede hiçbir dalgalanma olmadı. Hep birden,

-Niye kızalım. Valla kızmadık. Oradan bir kadın,

-Ben iki seçimde Ak Parti’ye oy verdim. Gene de veririm dedi.

Bu duyduklarım çok büyük bir güzellikti, çok büyük...

-Bunu söylemeden gitmek içime sinmedi. Sizi yanıltmış gibi olmayayım diye bunu açıkladım dedim. Yine o bilgelik, yine o sevgi yayıldı ortama.

Ak Parti’ye geçtiğim için, bazı okumuşların(!) bana yönelttikleri ağır hakaretler, bağnazlıklar, tutuculuklar, akılsızlıklar, düşüncesizlikler, ufuksuzluklar, küsmeler karşısında, bu, şehrin altmış-yetmiş kilometre uzağında, dağın burcunda yaşayan vatandaşlarımızın her birinin ordinaryüs profesör olduklarını düşünüyorum ve hemen aklıma Yaşar Kemal’in,

-Milletimizin yüzde yetmişi okur yazarmış. Benim umudum okur yazar olmayan yüzde otuzda dediği geliyor.

Artık hava kararmaya başlamış, kalkmak vakti gelmişti.

Hep birden kalktık. Tokalaştık, kucaklaştık, el öptük, arabamızın yanına geldik.

Masadaki kayısı ve salatalıklar bir poşete konmuş hanımın eline tutuşturulmuştu. Bir hanımefendi bu arada,

-Kışlık tarhana yaptım. Biraz getireyim, çok güzel oldu. Hiç olmasa bir pişirimlik getireyim diyordu.

El salladık, el salladılar sevgiye, kardeşliğe, insanlığa, vatana, millete. 11.09.2018

(Bu yazımız gazetemizde daha önce yayınlanmıştı.)

-

Bu gelişimizden bir buçuk ay kadar sonra Eskiköy’e bir daha gittik.

Köylülerle konuştuk, halleştik. Bu sefer elimizde küçücük hediyeler vardı.

Oradan yola devamla, Beydağı’nı 2000 m. yükseltiden aşıp, derin bir vadi içindeki Koçdere köyüne indik.

Eskiköy’e bir gidişimiz de Yüzyılın Depremi sonrasındaydı.

Depremden beş gün sonra, Elazığ Barosu avukatlarının Eskiköy’e battaniye yardımı çalışmasından haberdar edilmiştim. 

Gereken işler tamamlandıktan sonra, köyün muhtarını aradım, durumu söyledim. Muhtar,

-Çadır dışında bir ihtiyacımız yoktur dedi.

Bunun üzerine Doğanşehir’e yardım getirecek avukatlara durumu söyleyip, “

-Battaniyeleri başka depremzedelere  verin edim.

Eskiköy’e depremden on bir gün sonra yine eşimle gittik.

Köy karlar altındaydı.

Doruğa tırmanan o yolu devlet açmıştı.

Köyden geçen kırık-fay hattı yolu da kesip yamaçtan iniyordu.

Evlerde yıkım vardı ama çok şükür ki, ölü, yaralı yoktu. Hayvan telefi vardı.

Zeliha Şahin ve Ali Topal ile görüştük.

Zeliha abla,

-Allah devletimizden razı olsun. Buraya dört defa helikopter geldi, her ihtiyacımızı getirdi dedi…

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00