BİZİM ELE EL EYLE!

Selahattin SARIOĞLU

10-12-2024 10:18

Ezo Gelini gençler pek bilmez.

Ezo Gelin türküsünü de.

Ama, Ezo Gelin Çorbasını bilmeyenimiz yok gibidir.

Ezo Gelinin Suriye’de, Halep’e bağlı, Oğuzeli’nin, Carablus ilçesinin, Bozhöyük köyünde bulunan yığma tepedeki, yani höyükteki mezarının taşındaki yazı:

“Fatiha. Emir Dede Kızı Ezo Gelin. Doğumu Türkiye’nin Gaziantep ilinin, Oğuzeli ilçesinin Uruş Köyü 1909. Ölümü 18 Mart 1952. Uzun zamandır çektiği verem hastalığından ve gurbetlik acısından.”

Güzelliği dillere destanmış. 20 yaşında evlenmiş bir yıl evli kalmış, baba evine dönmüş.

Altı yıl, hiçbir isteyeni kabul etmemiş.

Sonra, Suriye’nin Türkiye’yle sınırı çizilirken o tarafta kalan teyzesi oğluyla, Türkiye’ye dönme şartıyla evlenmeyi kabul etmiş, ama, dönmeleri mümkün olmamış.

Orada, Türkiye hasretiyle yanmış! Bir tepeye çıkar, yüzünü Türkiye’ye döner, ağlarmış.

Bizim Baro Başkanımız, rahmetli Hayrettin Abacı aklıma geldi.

Malatya’dan ayrılmış, ömrünün kalan kısmını Kocaeli’de, ailesinin, kızının yanında geçirmişti.

O süreçte bana derdi ki, 

-Malatya’da iki kişiyi arayıp konuşuyorum; biri Tecde’de Berber Selahattin, biri sen.

Bu da aklıma başka, benzer bir kişiyi getirdi. Malatya dışında yaşayan, eski milletvekillerimizden rahmetli Av. Mehmet Delikaya’yı getirdi.

O da beni arayıp yeni yılımı kutladığında,

-Malatya’da bir tek sizi arayıp yeni yılını kutladım demişti.

Abacı’nın Delikaya’yla ortak tutumu böyle.

Türkiye’ye bakan bir tepeye çıkıp, yüzünü Türkiye’ye dönüp memleket hasretiyle ağlayan Ezo Gelinle benzer tutumu ise şöyle…

Rahmetli Abacı, benimle yaptığı uzun telefon konuşmalarında, Malatya’yı çok, çok özlediğinden söz eder,

-Kocaeli Malatya yolunun yakınlarında, Malatya’ya giden otobüsleri bekler, onlara bakar, el sallar, ağlarım. derdi.

Tecde Mezarlığına gömülme vasiyeti vardı.

Bu vasiyet, “Mezarlık gömüye kapalı” denerek yerine getirilmemişti.

Ben bizzat belediye başkanını arayarak iletmiş, talep etmiştim.

Şimdi ömrünü adadığı Malatya’sında değil, gurbet ellerde yatıyor.

Bu izin vermeme hususunu açıklamamam istenmişti.

Ama zamanaşımına uğradı, mahzuru kalmadı, ilk defa şimdi dile getiriyorum.

Ezo Gelin, o zamanın kanseri vereme, ince derde yakalanmış Suriye’de hastanede yatarken hastane yemeklerini yiyemediğinde, kendine çorba yaparmış. Ve bu çorbanın kokusunu alan diğer hastalara da verirmiş.

Bizim de, gençlerimizin de bildiği o ünlü Ezo Gelin Çorbası adı da bundan gelmeymiş.

Okuduklarımda böyle yazıyordu…

Ezo Gelin’in güzelliği Suriye’de de yayılmış.

Katarlar onu görebilmek umuduyla yollarını değiştirirlermiş.

Bir defasında, Ezo Gelinin su verdiği katar yolcusu, gördüğü güzellik karşısında elindeki su dolu tası yere düşürmüş.

Artık ölümünün yaklaştığını hisseden Ezo Gelin, kocasına,

-Beni Türkiye’ye götürüp gömün. Götüremezsen veya zorluk çıkarsa, höyüğün tepesine gömün. Mezar taşım Türkiye’ye dönük olsun. Ben doyunca bakamadım, toprağım taşım baksın diye vasiyet etmiş.

43 yaşında çileli yaşamı sonuçlanmış, cenazesi Türkiye’ye götürülememiş, dediği yere, höyüğün tepesine gömülmüş.

Devletimiz, Ezo Gelinin vasiyetini yerinde koymamış.

1999 yılında cenazesini doğduğu köye getirmiş, valinin de katıldığı bir törenle özel bir yere defnetmiş.

Törene 5 bin kişi katılmış.

Mezarın bulunduğu tepeden çiçekler getirilip mezarının üstüne konmuş.

Köyünün genç kızları, onun güzelliğine atfen tek tip kıyafetler giymiş, ağıtlar yakılmış, şiirler okunmuş.

Törene, yaşayan tek evladı, kızı Celile Bozgeyik de katılmış; cenazede çok duygulanıp baygınlık geçirmiş.

Celile Bozgeyik Suriye İç Savaşından kaçarak Türkiye’ye sığınmış, sonrasında annesinden dolayı Türk Vatandaşlığına alınarak talebi yerine getirilmiş, üç yıl sonra da, 79 yaşında Covid 19’dan vefat etmiş.

Güzelliğiyle, çektiği acılarla, Türkiye sevdası, hasretiyle kendisine türküler yakılmış, şiirler yazılmış, hakkında birçok sinema filmi yapılmış, bir efsane, söylence kişi olmuş Ezo Gelin.

İşte o türkünün sözlerinden bir bölüm:

 

Ezo gelin benim olsaydın

Seni vermezdim Feleğe

Güzel yosmam başın için

Salma beni dileğe

Annen huridir sen benzersin meleğe.

 

Neneyle neneyle

Bahtı karam neneyle

Çık Suriye dağlarının başına da

Bizim ele el eyle

 

Ezo Gelin türküsü Barak havasındadır.

Barak da, Türkiye ile Suriye arasındaki geniş, verimli bir ovanın adıdır…

Suriye 1516 ‘da Osmanlı hakimiyetine girmiş, 1918’e kadar, 402 yıl, Türkler tarafından yönetilmiş.

Biz Suriye’yle etkileşim içinde olmuşuz hep.

Bir düşünüşte, Malatya dilinde olan ne kadar çok, Suriye’ye ilişkin söz, deyim geliyor aklıma:

“Ne Şam’ın şekeri, ne Halep’in üzümü.”

“Halep oradaysa, arşın burada.”

“Şam Tatlısı”. “Şam Şeftalisi”. “Şam şeytanı”...

Hatırlarsanız, Bülent Ersoy, Rıdvan Dilmen’den için, “Şam Şeytanı!” demişti bir zamanlar...

Malatya’da, adını hatırlamadığım ünlü bir akıl hastamızın, “… Şam tatlı kaç para?” diye sorularak kızdırıldığını biliyorum.

61 yıllık Baas Diktatörlüğünü yıkan Suriye Devrimci Güçleri, “8 Aralık” gününü Bayram ilan etti.

15 Temmuz’da, Bağımsız Türkiye Sevdası için seferberlikteymiş gibi çalışan hükümetimizi yıkmak isteyenler Emperyalizmin tutmalarıydı, Suriye’de ise Milli Güçlerin yıktığı rejim, Emperyalizmin adamıydı.

Türkiye’miz de ne kadar öngörülü oldu, ne kadar düzgün durdu, ne güzel adımlar attı; tebrikler, tebrikler.

Yani, Malatya söylemiyle, Türk Devleti, “Ne Şam’ın şekeri, ne Halep’in üzümü” deyip kenar durmadı.

Ama içimizdeki kimi insanlar, uyarmak saikiyle mi, yoksa başka yerlere yaranmak niyetiyle mi olsa, Ayasofya’da Yunanlıyı aratmadığı gibi, Halep’te asılan Türk Bayrağında da Arap’ı aratmadı.

Vah! Vah! Vah ki vah!

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00