BEN ESMERİ KAYISI İLE

Selahattin SARIOĞLU

26-11-2024 10:54

Malatyalı Fahri (Fahri Kayahan), o çok sevilen ‘Sarı Kurdelem’ türkü şarkısında,

'Ben Esmeri fındık ile,

Ben Esmeri fıstık ile,

Ben Esmeri badem ile beslerim’ diyor ya…

Ben buna çok hayıflanıyorum. Hem de çok.

Şöyle ki; Malatya’nın sanattaki doruğu Fahri Kayahan, bu dillere destan muhteşem türküsünde, fındık, fıstık derken, aklına gelseydi de, badem yerine, kayısı deseydi. “Ben esmeri kaysı ile beslerim.' deseydi.

Ah! Ah! Ah ki ah!

Deseydi Malatya şimdi bir değil üç Malatya daha olurdu.

Kayseri’den, Antep’ten önde olurdu…

Tabii, o zamanlar Malatya’da kayısının değeri yok.

Bir de mişmiş diyorlardı.

Fındık, badem dururken Malatya’da kim yârini mişmiş ile besler!

Zaten, elin adamı bizde nasıl bizimkinden daha kıymetliyse fındığı fıstığı da kayısımızdan kıymetli!

Bunu aşamadık daha.

Oysa ‘Bildiğin ayranı bilmediğin yoğurda değişme’ diyen de biziz.

Yıllar önce Adana’da yaşayan, Darendeli bir mühendis arkadaşım vardı.

Babasıyla sohbet ederken, arkadaşımın evlenmesinden söz etti.

Danışır gibi oldu.

Dedim ki, ‘Kendi yörenizden kız alın… Bildiğiniz ayranı, bilmediğiniz yoğurda değişmeyin!’

O zamanlar nüfus az, şehirler birbirine uzak, ilişkiler sade, iletişim düşük.

Böyle olunca da evlenmeler çoğun görücü usulleydi.

Arkadaşımın Adana’da evlendi.

Bana dedi ki, “Babam senin sözünden çok etkilenmiş. Darendeli bir kızla evlendim.”

Sonradan arkadaşımın, Adana’da büyük bir iş insanı olduğunu ve bir önemli kuruluşun başkanı seçildiğini öğrenmiştim.

Konu evlenmeye geçti.

Bekar, bayan meslektaşım, bir araba alacağını söyleyip, bilgime başvurmuştu.

Ona da dedim ki; “Bak, gençsin inşallah yuva kuracaksın. Sana söyleyeyim, erkekler, arabasına binmiş gezen bekar kızları özgür takılıyor diye, eş olarak seçmekte biraz duraksar.”

Hani toplumumuzun somut gerçekleri dururken, olması gereken düzeyden söz edemezdim.

Avukat arkadaşım, bir zaman sonra beni arada, “Başkanım sözünü dinledim, araba almadım. Sizi nişanımıza davet ediyorum.’ dedi…

Sarı Kurdeleden, kayısıdan uzaklaştık.

Bu kayısı konusunda, bir de şuna hayıflanırım; “Keşke, muhteşem stadımızın adını, Malatya değil de Kayısıkent koysaydık. Malatyaspor Avrupa’da oynadığında, kayısımız ve Malatya’mız dünyada yankılanırdı. ” derim.

Neyse, her şeyin hayırlısı olur inşallah…

 

 

BİR SARIŞIN TİLKİ

İki bin on yediydi.

Kapıkaya Turgut Özal yakınlarında bir doruğa yürürken durdum...

Hem soluklanıyor, hem de çevreyi dinekliyor, gözetliyorum.

Durduğumda, tırmanacağım hedefe, yani karşıma bakmam.

Çünkü o yorgunluk içinde, daha doğrusu kan ter içinde, hedefe bakıp, ‘Ooo daha çok yol var!’ deyip şevkimi, gücümü üzmem, kırmam.

'Büyük şeyler' uzaktan, ‘Hemen şurada!’ denecek kadar ulaşılır görünürler ama gidersin, gidersin bir arpa boyu yol almışsın gibi bir türlü yaklaşamazsın. Sanki daha da uzaklaşır… O nedenle, önüme bakıp gücümü azaltacağıma, ardıma bakıp, başladığım yerdeki şeylerin ne kadar ufaldığını görür, başarıma sevinir, gücüm, güvenim yenilenir yeni başlamış gibi ilerlemeye devam ederim.

Fotoğrafı çekilecek bir şey gördüğümde, durup makinemi çantasından çıkarır, fotoğraf çeker, soluklanır, sonra da makineyi kılıfına yerleştirip yoluma devam ederim.

Böyle yürürken, dedim ki kendi kendime, ‘Fotoğraf makinesini çantasından çıkarıp boynuma asayım. Dalda, taşta bir kuş, başka bir hayvan görünce çantadan çıkarana kadar o hayvan uçup, kaçıp gidiyor.

Nitekim yarım saat kadar önce bir keklik hızlı tin tinlerle önümden geçip, bir kare olsun görüntüsünü alamadan izini kaybettirmişti.

Kaçırılacak durumuydu bu...

Ne kadar üzülmüştüm.

O sıra makineyi daha yeni çantasına yerleştirmiş olduğumdan, ‘Bir dahaki duruşta çıkarır, hazır boynuma asarım’ deyip yoluma devam ettim.

Bir süre sonra durup, elim fotoğraf çantasında, öyle geldiğim yöne doğru bakarken, bir sarışın güzeli tilkinin yirmi metre kadar ötemde, bizim Kanal boyunda gezindiğimiz gibi, kendi havasında yürüyüp geldiğini görmedim mi!

Bu benim için müthiş bir andı.

Allah’ın bana bir lütfu…

Hayvan beni görür görmez olduğu yerde durdu.

Gözünü dikti, bana bakıyor. Ben de ona.

Elim fotoğraf çantasında, hiç kıpırdamadan öyle duruyorum. Bakışlarımız sürüyor. Çantayı açmak için bir iki çalışma yaptım. Hayvan bu kıpırtıdan kuşkulanıp yürümeye başladı. Tekrar durdu. Yine bakmaya başladı. Ben, ürkütmeden, hafif hafif fotoğraf makinesini çıkarmaya çalışıyorum. Çıkardım. Gözüme doğru götürürken, yani hareketi büyütürken, tilki aşağı doğru süratle kaçmaya başladı. Ben birkaç kez deklanşöre bastım...

Ufak da olsa bir-iki kare alabilmiştim.

Bir seferinde de, sırtımda olta torbam, boynumda fotoğraf makinem bir çay boyunda, uygun, kimsenin uğramadığı bir balık yeri bulmak için ilerliyorum.

Çayın iki yanı da dağ, yamaç.

Gide gide kıyı daraldı ve önüme, suyun sürükleyip getirdiği çalı çırpıyla, güçlü bir şekilde kapanmış bir engel çıktı.

Zorluğu göze alıp engeli aşabilirdim.

Gideyim mi, döneyim mi, burayı aşmaya değer mi, ileride daha iyi bir balık yeri bulma olasılığı nasıl diye durup düşünürken, önümdeki çalılıktan hışırtılar gelmeye başladı ve çalının arka yanından bir domuz çıktı, hızla ilerlemeye başladı, ardından bir daha, bir daha. Altı domuz suyu geçip karşı yamaca doğru çıkmaya başladılar.

Ve, fotoğraf makinesi yine çantadaydı.

Elimden gelen en kısa zamanda makineyi çıkardım, art arda tepeyi tırmanan domuzların küçük de olsa fotoğraflarını çektim.

Atalarımız ne güzel söylemiş, ’Bugünkü işini yarına bırakma’, ‘Acelesi yok. Sonra yaparım deme’ diye.

Ben, aklıma geldiği zaman, erinmeyip düşündüğüm gibi makineyi çantasından çıkarıp boynuma assaydım, o tilkinin, o domuzların çok sayıda, çok güzel fotoğraflarını çekebilirdim.

Neyse, bu kadarına da şükür…

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00