AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI

Selahattin SARIOĞLU

11-03-2025 11:35

Dut yedim duttu beni

Sevdan guruttu beni

Bu ne zalım yar imiş

Gitti unuttu beni…

Dut yemeyi sevmeyen var mı bilmem!

Yine haziran gelecek, yine dutlar olacak ve yiyeceğiz inşallah!

Şekeri olup da yiyenler yanlış yapacak.

Akıllı olanlar sadece tadına bakacak.

Bir şey söyleyeyim, ben bu yaşıma kadar, dut yiyip de ‘doydum’ diyerek yemeyi bırajmadım.

Azeri türküsünün de beni destekliyormuş;

“Dut ağacı boyunca

Dut yemedim doyunca”

Dondurma da öyle.

Hatta bizim mercimekli çiğköfte de.

Ne kadar dondurma yesen doymuyorsun.

Görüşümü pekiştirmek için, dondurmanın, “Beni yiyip de doydum diyeni görmedim!” dediğini uydurup, yarenlik yaptığım olur arkadaşlara.

Geçenlerde, çok soğuk bir günde, eşimle dondurmacıya gittik.

Dondurma geldi, Görevli kıza,

-Yaz gelmeden dondurmamızı yiyelim diye geldik dedim. Kızcağız şaşırdı, utanarak,

-Yazın yemiyor musunuz? dedi. Biz gülünce, anladı, o da güldü.

Malatya’nın hayal ötesi, ilginçler üstü yaşam biçimiyle, onlarca kitap yazan, üç dil bilen, iktisat fakültesi mezunu, Malatyalıların ‘Üstat’ adını verdiği Hüsamettin Yıldırım, olağanüstüler üstü bir yaşam sürerdi…

Anasız, babasız el koltuğunda büyümüş, hatta dilenciler çetesince başka şehre kaçırılıp dilendirilmiş de.

Bekar yaşar, telefon kullanmaz, radyo, televizyon, elektrik kullanmaz, bir piknik tüpü, bir çaydanlığı, bir kaşığı dışında eşyası bulunmazdı. O, insanın ne kadar az parayla yaşayabileceğinin anıtı ve kanıtıydı.

2018’de aramızdan ayrılan Üstat Hüsamettin Yıldırım’ın televizyonda konuşurken dondurmayla ilgili,

-Zevk için yiyecek almam. Birkaç yıl önce arkadaşlardan biri bana, “Üstat yeni bir dondurmacı açılmış, oraya gideceğiz, sen de gel!” dedi. Ben o yaşıma kadar sadece iki küçük külah dondurma yemiştim. Güzel bir dille söylediği için kıramadım. Gittik. Birer porsiyon geldi. Onlar çay kaşığının ucuyla yavaş yavaş yiyorlar. Ben hemen bitirdim. İkinci geldi. Onu da bitirdim. Yedi porsiyona çıktı. ‘Yok’ demeyeceğimi bildikleri için daha teklif etmediler. Hatta, ‘hastalanacak mıyım’ diye beni takip etmişler. Böylece dondurmaya alıştım. Arkadaşlar sık sık dondurmacıya götürdüler. 1998’in Ağustos ayında bir oturuşta bir kilo yedi yüz elli gram dondurma yedim dedi.

Döneyim duta…

Bizim bir de Horum Dutumuz var.

Mayhoşumsu şeker gibi tadı, kokusu bambaşka güzeldir.

Yazın yemeye beklerim!

Ne kadar dikkatli olsan da elinde, ağzında kırmızılığı kalır; çıkması da zordur.

Dut zamanı gittiğimiz bir keşifte, avcuma topladığım güzelim beyaz dutları getirip hakim hanıma uzattım, o bir tane almak istedi,

-Alın hakim hanım, hepsi size dedim, teşekkür ederek aldı.

Orada bulunan ziraat bilirkişi söylemişti, dutun ilaç verilmesine gerek olmayan tek ağaç olduğunu.

“Dut ağacı hiçbir ilaca, gübreye ihtiyaç duymaz” dedi.

Dutların parmak gibi olup, değsen düşecek olduğu hallerde, ben de Dilek’te, soba borusundan ince, bilekten kalın bir dutun başında, o parmak gibi dutlardan, hiç doyamayacağımı bilerek de olsa yerken o deprem olmuştu.

Ağacımın olağandışı sallanmasıyla fark etmiştim.

Yıl 1964, aylardan haziran ve gün pazardı.

Vakit, saatlerin akrebi dörde yaklaştığı, yelkovanı dokuzun üstünde olduğu vakitti.

O deprem ki, başına nice dert gelen ünlü, tarihi Teze Camimizin de hasarlanıp bakıma alındığı depremdi.

2020 depreminden sonra restorasyona alındı, şöyle oldu, böyle oldu denerek, bana göre uzun boş tartışmaya sebep oldu.  Bitti ibadete açıldı, bu sefer de 2023 depremi oldu, yıkıldı harap oldu; bütün emekler, masraflar boşa gitti. Etrafı çevrildi, yeniden yenilenmeye alındı.

Haber geldi, gelecek Ramazan’da ibadete açılacak dendi.

Ben ömrümün ilk depremiyle, bir dut ağacının başında karşılaştım!

Bizim çocukluğumuzda, köylü kentli ‘yer oynadı’ derdi.

Hani, “yer yerinden oynadı” derler ya olağanüstü bir etkinlik, büyük şaşkınlık doğuran bir haber, bir vakıa sonrasında…

Sonra zelzele oldu, sonra da deprem.

Cankurtaranımız sonra ambulans olmadı mı?

Ama bu uluslararası adı alması, her insanın tanıması gereğince oldu.

Dilimizdeki sözcüklerde doğuyor, yaşıyor, ölüyor.

Ben lise öğrenciliğimden itibaren, “dilimizde özleşme” akımına yandaş oldum.

Atatürk’ün, “Ülkesini düşmanlardan kurtarmasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmasını bilecektir.” sözüne sadık kaldım.

Ali Püsküllüoğlu’nun, ”Öztürkçe Sözlük” kitabı elimden düşmedi.

Neredeyse tüm kelimelerin öztürkçe karşılığını bilirim.

Sonraki yıllarda, Atatürk’ün laiklik anlayışında olduğu gibi dildeki arılaşma anlayışında da aşırılığa, çok aşırılığa gidildiğini, kavramların köz gibi özünün söndürülüp bitirildiğini gördüm.

Dilimize yerleşmiş, köylülerimizin, kentlilerimizin, gencimizin yaşlımızın diline yerleşmiş, fiziki ve ruhi durumu anlatan, anlaştıran, öğreten sözcükler başka bir dilden dilimize girmiş diye, bu yaşanmışlıkları, yerleşmişlikleri nasıl söküp atarız!

Ya dili çok ağır olmayan, dilimize yerleşmiş kelimelerle yazılmış o kitapları, o eserleri ne yapacağız?

O zaman dilimiz yapaylaşır, insanımız ifade etme, iletişim kurma zorluğu yaşar.

Laikliği de anlamından kaydırdık, dinsizleşme, İslam’dan uzaklaşma hareketine dönüştürdük.

Halbuki laiklik, inananın da, inanmayanın da ihtiyaçlarına devletçe yanıt verilen bir hukuksal kurum.

Bakalım Malatya’nın ‘üstadı, öztürkçeleşme için ne demiş:

-Bir Türkçeleştirme akımı başlatıldı. Dilimizdeki Arapça, Farsça kelimelerin atılıp yerine geçecek kelimeler arandı, bulamadıklarının yerine de kendileri uydurup ‘Öztürkçe’ adını verdiler. Kelime öztürkçe ise eğer herkesin anlaması lazım değil mi? Yok, illa sözlüğe, lügata bakacaksın. Bununla beraber bir de eski kitapların gençler tarafından anlaşılmaması hususu var. Bir zamanlar nurculuk vardı. Saidi Nursi, Kur’an’ı açıklamak için kitaplar yazmıştır. Ben o kitapların hepsini aldım ki okuyayım ama dili çok ağır olduğu için bir şey anlayamadım. Kaldırdım attım. Benim kitaplarımın dili de ağır ama onlar kadar değil.”
 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Bir tek kül yok! 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00