Başta Malatya ilinde nisan ayında yaşanan zirai don sonrası üreticiye yönelik yapılması planlanan desteklere yönelik ve ilkim değişikliğine bağlı olarak il için tehdit unsuru oluşturan kuraklığa karşı Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
“SADECE 14 NİSAN'A KADAR YAPILAN MALİYETLERİN KARŞILANMASI YA DA TELAFİSİ EKSİK KALIR”
Açıklamasında zirai dona karşı üreticiye yapılacak olan destekler için Fevzi Çiçek, “Geçtiğimiz günlerde meclis araştırma komisyonuyla ilgili yine ziyarete geldiler. Biliyorsunuz bir felaket yaşandı. 11-12 ve 13 Nisan’da bir zirai don olayı yaşadı ve bütün meyve ağaçlarını ve bazı tarla ürünlerinde hasara sebebiyet verdi. Özellikle meyvede yüzde 100’e yakın bir hasar söz konusuydu. Bunun üzerine sadece Malatya üzerinde değil, Türkiye genelinde 34-36 bazı rakamlara göre 40’ın üzerinde ilin bir şekilde etkilendiği ifade edildi. Konu geniş olması Türkiye tarımsal üretimini olumsuz etkilemesi nedeniyle de Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. Geçtiğimiz hafta 24 milletvekilinden oluşan meclisteki grupta bulunan bütün siyasi partilerin milletvekillerinden oluşan bir heyet ilimize geldiler. Bir meclis araştırması amacıyla bir toplantı yapıldı. İlimizdeki genel durum toparlandı. Hatta çevre iller de dahil, Adıyaman, Elbistan, Elazığ ve bu anlamda kayısıya özel olmadı ama bütün meyvelerin içerisine alacak şekilde bir değerlendirme yapıldı. Ama ev sahibi Malatya olunca kayısı dominant bir ürün olarak ön plandaydı. Bununla ilgili bir çalışma yapıldı. Henüz dekar başına ne kadar bir destekleme ödenmesi yapılacağı ile ilgili bir rakam telaffuz edilmedi. Bakanlık tarafından zaten kurumlardan maliyetler istenmişti. Daha önceden bir araştırma komisyonu karar istinaden öyle zannediyorum, bir rakam oluşturulacak. 11-12-13 Nisan'da meydana gelmesi nedeniyle 14 Nisan'a kadar yapılan üreticilerin yapmış oldukları masrafları telafi edici bir desteklemeden bahsetti Sayın Cumhurbaşkanımız. Dolayısıyla bu yönlü bir destekleme oluyor. Ama miktarı ne şekilde olur o konuda bir bilgimiz yok. Şöyle bir durum var, zorunlu bir üretim var. Aslında şunu tartışmamız lazım, meyvecilikte özellikle üretim yıl boyu devam eder ve şunu her zaman söylüyoruz teknik olarak bu yılki yapmış olduğumuz, yapacağımız bakımların önümüzdeki yılın meyve miktarını ve kalitesini doğrudan etkileyen faktörlerdir. Bu vesileyle siz üretimde devamlılığı sağlamak için bakımda da devamlılığı sağlamak lazım. Sadece 14 Nisan'a kadar yapılan maliyetlerin karşılanması ya da telafisi eksik kalır çiftçi açısından, yıl boyu yapılacak masraflar. Hatta önümüzdeki yıl haziran ayına, temmuz ayına kadar ürün alınmayacak, bir gelir elde edilmeyecek. Dolayısıyla da masraf, maliyet devam edecek. Bunlar da bu göz önüne alınarak bu şekilde bir maliyet hesabı yapılarak üreticiye bir destek verilmesi çok çok önemli. Ama şu an için miktar ve maliyet yani daha yapılacak destekleme açıklanmadığı için ne şekilde bir destekleme yapılır bilmiyoruz. Bayram sonrası ödeme yapılacağını söylendi. İnşallah üreticilerimizin bu beklentileri karşılanır, üreticiye masrafların, maliyetlerinin konusunda da bir nefes alma şansı olur” ifadelerine yer verdi.
“SU SIKINTIMIZ VAR”
“Sebze fide dikiminde çok ciddi anlamda artışlar oldu” diyen Fevzi Çiçek kuraklığa dikkat çekerek şunları kaydetti: “Malatya'da şöyle bir sıkıntımız var. Biliyorsunuz bulunan her yere kayısı bahçesi tesis edildi, böyle bir handikabımız var bizim. Yani her zaman söylediğim bir konuyu tekrar ediyorum bakamayacağımız kadar Malatya'da kayısı bahçesi tesis ettik. Satamayacağımız kadar ürün üretmeye çalışıyoruz. Bu bizim için indikaptı. Söz konusu bu donla beraber ciddi anlamda bir hasar da görmüş olduk. Tek ürün olması nedeniyle bahçe şeklinde dikili tarım arazilerinde de eğer boş arazi başka bir ürüne dönme şansı yok. Bir ürün çeşitlenmesine gitme şansım yoktur. Böyle bir kısır döngü içerisinde. Ama şunu kabul edelim. Bazı ilçelerimiz özellikle sebzecilik, tarla bitkileri, ilkbahar dönemindekiler, tarla bitkileri de yoğun bir artış olduğunu biliyoruz. Sebze fide dikiminde çok ciddi anlamda artışlar oldu, bunu göz ardı etmemek gerekiyor. Bölge iklim kuşağı olarak yarı kurak ve kurak bir periyottayız. Su sıkıntımız var. Biz 11 Nisan'da Malatya'da yaşanabilecek olası bir kuraklık riskini tartışıyoruz dedik dolayısıyla bu kuraklık riski hala devam ediyor. Yani bu kadar sebze alanında eğer su temini olmazsa bu da ayrı bir risk olarak karşılıyor. Dolayısıyla tarımsal üretimin ve tarımsal planlamanın ne kadar önemli olduğunu her seferinde biz vurguluyoruz. Vatandaşlar da yaşayarak öğrenmiş oluyorlar. İleriye yönelik bir sürdürülebilirliği sağlamak için uzun vadeli planlamak şart.”
“YERALTI SULARININ AŞIRI KULLANMASI İLERİDE SU KISITI YAŞATABİLİR”
Kuraklık ve su sıkıntısına yönelik yaptığı açıklamalarına devam eden Fevzi Çiçek, “2008-2014 ve 2019 bu dönemlerde biz belli periyotlarda bir kurak periyot yaşadık. Bu dönemlere ait yine sulama birlikleri ve DSİ yeraltı su kullanımına izinler verdi. Dolayısıyla artezyen birçok yerlerde kuruldu. Yine DSİ’nin kararına göre bu sondajlardan ihtiyaç fazlası suların su kısıtı bulunması durumunda komşu parsellerle paylaşması gibi bir kararı söz konusu. Ne kadar paylaşıyoruz kültürel olarak ayırma yapılması lazım. Ama Malatya'da Çat Barajı'yla sulanan alan yaklaşık 10-11 bin hektar bir arazi. Dolayısıyla Malatya'da sulanan arazileri genel olarak yaklaşık 160-170 bin hektar hesap edersek çok cüzi bir miktar diğer Sürgü sulaması, Sultan Suyu sulaması, Kapıkaya, Boztepe üst üste onları koyduğumuzda o bölgelerde sulanan arazilerde, barajlarda sıkıntı yok. Çat Barajı’mızda bir de deprem nedeniyle Sultan Suyu’nda biraz kısıtlama var. Bu bizim bahsettiğimiz nokta yeraltı sularının aşırı kullanması durumunda ileride yaşayabileceğimiz su kısıtı. Çünkü ciddi bir yağış rejiminde değişiklik var. Ani yağışlarla beraber sel felaketlerini, su baskınlarına sebebiyet veriyor. Toprak o suyu faydalı hale getiremiyor, yer altına kazandıramıyor” diye konuştu.
“YARIN AKUT OLMADAN BUGÜNDEN ÇÖZÜM ÜRETMEK ZORUNDAYIZ”
Son olarak çarşı merkezde yer altından çıkan suların çiftçilerin tarımda kullanabilmesi adına yapılan çalışmalar için de görüş bildiren Fevzi Çiçek şunları söyledi: “Şimdi biz bunu yıllar önce söylemiştik. 2008’de şiddetli kuraklığı yaşayıp da tarımsal kuraklık eylem planı hazırladığımızda orada o ifadeyi kullanmıştık. Kent merkezi içerisindeki normal yeraltı suları, akarsularımız belli merkezlerde suni göletler yapılarak tarımsal sulamada kullanılması ayrıca gri su dediğimiz yani normal arıtma sonucunda elde ettiğimiz suların orada bertaraf etme yerine tarımsal sulamada kullanmasına yönelik bir tesis yapılması veya bunları yine özellikle imarla ilgili sitelerde yağmur suyu hasadı yapmadan ona yönelik bir depolama projesi yapıp da bunları peyzajlarında kullanmayanlara ruhsat vermeyin ifadelerini çok kullandık. Ama bugüne kadar sadece sözde kaldı. Şu an yer altında biliyorsunuz eşilen yerlerde yeni bir dönüşüm var. Aslında iyi bir fırsattı burada kanallar yapılarak yer altıdan şehrin Topoğrafik yapısına göre belli bölgelerde özellikle Çat Barajı'nın sulama sahası içerisinde bulunan yerlerde bir göletler yapılabilir. Ama her geçen gün geç kalmış sayılıyor. Bir an önce yapılması lazım. Maalesef biz de bir sorun kronikse çok onu sorun olarak kabul etmiyoruz, ona uyum sağlıyoruz. Ne zaman ki sorun akut oldu. İnsan hayatında, canlı hayatını etki etti o zaman onu sorunu olarak kabul ediyoruz. Kuraklık da benzer bir konu işte bu don dolayı. İklim değişiyor dediğimizde kimse ciddiye almıyordu ama 11-12 Nisan'da don olunca varmış dediler. Kuraklığı da aynı şekilde ifade edebiliriz. Kronik sorunlarımız bunlar. Yarın akut olmadan bugünden çözüm üretmek zorundayız. Plan program yapmak zorundayız.”
MUHABİR: HANİFE SARI
