Bir tek kül yok!

Selahattin SARIOĞLU

03-12-2025 15:39

İlk milletvekili aday adayı olduğumda, 2007’de, bir röportajımda, “Hedefim, Malatya’da Alevi-Sünni dayanışmasını sağlamaya çalışmak olacak. Bunun için, öncelikle, iş hayatında Alevi-Sünni sermayesinin ortak ticari şirketler kurmalarına zemin oluşturmaya, arabulucu olmaya çalışacağım.” dedim ve devamında da,

“Bu ekonomik, bu maddi kardeşlik yakınlaşması, bu kar-zarar kardeşliği, insanları toplumsal yaşamı da paylaşmaya itecek ve asıl amaç olan Alevi Sünni birlikteliğini manen de geliştirip kökleştirecektir.” diye eklemiştim.

Çok eskiden, Çarmuzu tarafına giden dolmuşlar, Emeksiz Caddesinin alt tarafında, Kız Enstitüsünün karşısından kalkardı.

Kışın akşamüzeri bu durak yeri ana baba gününe dönerdi!

Gelen dolmuşa binmek için, kadın erkek, yaşlı genç, çocuk demeden insanlar birbirini ezerdi.

Sadece burası değil, bütün dolmuş durakları sabah ve akşam seferleri sırasında böyleydi.

Neden? Herkes bir an önce binip, evine varmak istiyor.

Dolmuş azdı, gelen arabaya binemezsen yarım saat kadar soğukta bekleyecektin.

Bu bekleme zordu.

Hele iftar saatleriyse…

Bunu şunun için söylüyorum: Eğer yeterli dolmuş olsaydı, bu güzel, bu şanlı tarihin çocukları, bu güzel, muhteşem dinimizin evlatları, gelen dolmuşa binerken, kadına, yaşlıya, oruç olana öncelik verecek; ‘Buyur abla, teyze siz binin.’, ‘Abi, amca siz buyurun’ deyip nezaket gösterecek, öncelik verecekti.

İki binin başlarında Yorum Gazetesinde yazığım yazıda, “Dinimiz mükemmel de, insanımız medeni değil!” demiştim.

Gerçekten de, toplumumuzun çok, çok büyük bir kesimi için önce maddiyat gelir; ekmek aş iş gelir.

Toplumun çok, çok az kişisi ise öncelikle maneviyat der.

Bunlar kahramanlardır. Alimler, ulemalardır.

Bir toplum düzeni de kahramanlık üzerine kurulamaz.

Komşuluk neden çok önemlidir?

Dinimize ve de hayat gerçeğine göre, neden ailemizden sonra gelir?

Çünkü maddi-manevi; iyi günde, kötü günde, hastalıkta sağlıkta birbirimize muhtacız.

“Komşu komşunun külüne (bile) muhtaçtır.” diyen bir büyük milletiz.

Peygamber efendimiz (Allah’ın selamı üzerine olsun) bir hadisinde,

-Cebrail bana komşuya iyilik etmeyi tavsiye edip durdu. Neredeyse komşuyu komşuya mirasçı kılacak sandım demiştir.

Büyük şehirlerimizde, Avrupa’da bu güzel komşuluk ilişkileri çok zayıflamıştır.

Neden? Çünkü; modern toplumda, sanayileşmiş, gelişmiş toplumlarda birbirine madden bir ihtiyaçları kalmamış.

Telefon var, internet var, televizyon var, otomobil var, hastane var, okul var, süper market var, ekmek var.

Bir tek “kül” yok!

Hayat gerçekleri içinde, hayatın olağan akışı içinde, maddiyat maneviyattan önce gelir.

Ama aslında, ama hayatın “kökünde, kökeninde”, huzurun, mutluluğun, sağlığın “dibinde, derinliğinde” maneviyat var.

Ama oraya inmek her yiğidin karı değil.

Prof. Dr. Ahmet Altan’ın Malatya’da verdiği bir konferansta, kürsüye çıkmadan önce yan yana otururken,

-Siz, Avrupa devletlerine bakıp, hükümeti eleştiriyorsunuz. Ama Türkiye o Avrupa devletleri şartlarında değil ki dedim.

Bu eleştirimden rahatsız olmuştu.

Kürsüde konuşmasını bitirdikten sonra da, soru cevap bölümünde de, konuşurken çok üzerinde durduğu insan hakları vd. hususlarla ilgili;

-Bizim aydınlarımız, yazarlarımız, düşünürlerimiz hep hukuk, demokrasi, insan hakları… demişler. Bunlar için bedeller ödemişler, işkence görmüşler, hapis yatmışlar. Ama bu çabalar fazla işe yaramamış. Hiç olmazsa bunun bir kısmı kadar da, ülkemizde üretimin artırılması, tarımda, sanayide, madencilikte, ticarette gelişmemiz için çaba harcasalardı, yollar arasalardı o hakların yeşereceği, hayat bulacağı altyapı denen zemin oluşurdu dedim.

-Çok haklısınız dedi.

CHP Battalgazi İlçe Başkanıyken de duvara, “Çalışmayanın eleştiri hakkı yoktur.” Ve, “Lafla parti gemisi yürümez” diye iki tabela asmıştım.

Evet sadece lafla, hele boş lafla istediğin güzellikler yeşermez.

Nasıl, maydanoz ekmeden önce, zemini hazırlamak, ekim yerini kazmak, taşlarını temizlemek, toprağı gübrelemek gerekiyorsa, bütün iş ve işlemlerde zemin şartlarının hazır olup olmadığına bakmak, hazır değilse hazır hale getirmek gerekir.

Burada bütün kalbimle yazıyorum…

Türkiye’de, eksik demokrasimizin, doğru düzgün, sözlüklerdeki tanımına uygun siyasetçiliğin, insan haklarının, hukukun, adaletin uygun zemini oluşuyor…

Ekonomik kalkınmayla kendiliğinden oluşuyor.

Bunu bütün siyasi deneyimlerimle net olarak görüyor, gözlemliyorum.

Ortaokulda, lisede öğretmenlik yaptım; bir tek öğrenciyi sınıfta bırakmadım.

Çünkü, her birinin farklı özellikleri var.

Sınıfta kalmayla bir şey değişmiyor.

Aynı huy, aynı yapı sürüyor.

Nasıl bir turşu bidonuna, suyu, domatesi, biberi, küte-acuru koyup, usulüne göre diğer hususları da tamamladıktan sonra ağzını kapatır ve zamanı geldiğinde açtığında, bazılarının tam turşu olamamasını nasıl normal karşılarsan, öğretmen olarak elinden geleni yapmış olmak şartıyla, sene sonunda da notuna bakmadan bütün öğrencileri sınıf geçirmelisin.

Bunu niye yazdım?

Her şeyde, her işte, zamanı, zemini, şartları iyi okuyup, iyi ölçüp biçtikten sonra hayata geçip geçmeyeceğine, pratiğe uyup uymayacağına, olurluğuna, olmazlığına karar vermek gerekir de onun için.

Bazı şehir yollarında, ilçe yollarında dünya kadar para harcanıp, benzin istasyonu, yanında güzelim lokantası ve diğer tesisleri yapılmış ama o yolda, o çevrede lokantaya gelip yemekler yiyecek insan, yakıtlar doldurulacak otomobil, otobüs, kamyon olmadığından, o güzelim, o bin bir emekle yapılmış tesislerin kaderine terkedildiğini görürüm.

Yine, köydeki bahçesine kocaman ev, yanına havuz, çardaklar, basketbol potası, araç park yeri ve benzerleriyle dört başı mamur bir yaşam ortamı yaptırmış kişinin, ailenin ihtiyaçlarıyla, ortamın gerçekleriyle uyumlu olmadığı için, bir süre kullanılmış, hele yaptıran aile büyüğünün vefatıyla tamamen terk edilmiş olarak, çamları susuzluktan kurumuş, sıvaları dökülmüş, camları kırılmış, demirleri paslanmış olarak gelene geçene acı verir biçimde durur.

Neden? Dört başı düşünülmeden, hesapsız kitapsız yapım, yatırım olduğu için.

Böylece boş işlerle uğraşmamış olacaksın.

Yenilip suçu hakemin üstüne atmayacaksın. Eskiden bu çok yapılırdı.

Terzi bin defa ölçer, biçer ve bir defa keser.

Biz avukatlar, bir hukuki uyuşmazlığı nasıl çözeceğimizi günlerce araştırır, inceler, sorup soruşturur ondan sonra dilekçesini yazar, davasını açarız.

Hukukta, hangi dava olursa olsun, hiç birisi birbirinin aynısı değildir.

Mutlaka farklı boyutları vardır.

Onları bulmak, görmek gerekir.

Dava, yolda düzelmez!

Düzelebilecek durumlar da vardır ama onun müvekkile yükleyeceği bedeller vardır.

Not: Nereden düğmeye basıldı ki, Cumhuriyet’e ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik, iftiralar, hakaretler ihtiva eden, “Alıntı” adlı, kimin hazırladığı, dağıttığı belli olmayan, Fetö tarzlı, süslü ve çok kötü içerikli yazılar Sosyal Mecra Derinliklerinde paylaşılmaktadır.
Devletimiz, “Terörsüz Türkiye” ve “Türkiye Yüzyılı” hedefine kilitlenmişken, muasır medeniyetin üstüne çıkma yolunda ilerlerken, kardeşliğimizi çelikleştirmeye çalışırken, bu tür tersi işler, bu tür bölücülükler niye?
 

 

DİĞER YAZILARI Hemen yeniden başlamak 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 Haklıyız ama...! 01-01-1970 03:00 İKİNDİYE DOĞRU GELİR DEDİLER! 01-01-1970 03:00 FİZİKEN SÜPER MALATYA 01-01-1970 03:00 NE HOŞ OLMUŞ BURALAR 01-01-1970 03:00 BAŞIMIZA NELER GETİRDİLER 01-01-1970 03:00 HADİ SEVGİYLE KAL SERKAN! 01-01-1970 03:00 Kendisi Zalim Yaptığı Zulüm 01-01-1970 03:00 Gazze Bezi Gazlı Bez Olmuş 01-01-1970 03:00 Malatya’da Altın Dinarlar! 01-01-1970 03:00 Özledik Tozunu Da Çamurunu Da 01-01-1970 03:00 Melekbaba 01-01-1970 03:00 TBB Konuşmalarımdan 01-01-1970 03:00 Yedi Bin Ton Tuz Kullandık 01-01-1970 03:00 19 yaşındaki Şehit Süleyman 01-01-1970 03:00 Çocukken Kaç Şeker… 01-01-1970 03:00 Rahmetli Erbakan Ne Demiş? 01-01-1970 03:00 Başınızı Yesin Darbeniz! 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm Görmez Olaydım 01-01-1970 03:00 O Darağacını Gördüm! 01-01-1970 03:00 Malatya’ya Para Getirelim 01-01-1970 03:00 Her İlden Bir Otobüs… 01-01-1970 03:00 Zalim fırat! 01-01-1970 03:00 İkisi de aynı yolun öncüsü 01-01-1970 03:00 Onuncu yıl nutku 01-01-1970 03:00 Anasının babasının mezarı var 01-01-1970 03:00 PKK AKILLANDI MI NE! 01-01-1970 03:00 MUSTAFA KEMALLERLE YENİDEN DOĞRULDUM 01-01-1970 03:00 On bir yıl önce Türkiye’m Tv’de 01-01-1970 03:00 ADIMIZ TÜRK MİLLETİ 01-01-1970 03:00 Malatya yürüyor 01-01-1970 03:00 İKİ KÖYLÜ 01-01-1970 03:00 DUYARSAM BAYRAM EDERİM 01-01-1970 03:00 ŞİMDİ O DA KURTARAMAZ! 01-01-1970 03:00 ŞU “KEŞKE YUNAN KAZANSAYDI!” MESELESİ 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR EŞEKLER! 01-01-1970 03:00 DEDİM Kİ ‘SİZ ALEVİ’SİNİZ DEĞİL Mİ?' 01-01-1970 03:00 O GÜN BU GÜN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 GEÇMİŞİN IŞIKLARI 01-01-1970 03:00 DURUR DİNLER DENİZ 01-01-1970 03:00 BUNA ‘BAKAN’ DEĞİL ‘YAPAN’ DENİR 01-01-1970 03:00 AĞALIK PAŞALIK DEVRİ BİTTİ 01-01-1970 03:00 ÖLÜMÜNE GEÇTİĞİMZ KÖPRÜ 01-01-1970 03:00 OH BE! BURASI MALATYA 01-01-1970 03:00 BAKKAL DEFTERİ GİBİ… 01-01-1970 03:00 SİZE BORÇLUYUZ TA DERİNDEN 01-01-1970 03:00 AMAN DOKTOR BAK BEBEĞE! 01-01-1970 03:00 YÜZLERİNE BİRER TOKAT VUR! 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE TÜRKİYE KALMALIDIR! 01-01-1970 03:00 ORASI KONYA DA BURASI KENYA MI? 01-01-1970 03:00 ERMİŞLİ YOLLARI DAR 01-01-1970 03:00 HANYA KONYA ANLAŞILMIŞTI 01-01-1970 03:00 ÜNLÜ MALATYA BADEMİ İÇİN İLERİ 01-01-1970 03:00 SEN YOKSUN BİZ VAR MIYIZ… 01-01-1970 03:00 NE GÜZELSİN ARGUVAN NE GÜZELSİN TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 VURURLARSA AĞRIMASIN 01-01-1970 03:00 UYANSA ATATÜRK AĞLAR… 01-01-1970 03:00 “SİZE DARGIN DEĞİLİM” 01-01-1970 03:00 AĞACIN BAŞINDAYKEN YER OYNAMIŞTI 01-01-1970 03:00 Sedef İşlemeli Tambur 01-01-1970 03:00 Kütüphaneden Kitaplar Çalınmış 01-01-1970 03:00 SEN ETEKTEN SARISIN 01-01-1970 03:00 KİRPİĞİMDEN BİR TEL KOPARIP VERDİM 01-01-1970 03:00 KESTANE TATLISI GÖTÜRMÜŞTÜM 01-01-1970 03:00 İKİ TABAK YEMEK GELDİ 01-01-1970 03:00 SİMİTLER ALIYORUM KAHVALTIYA 01-01-1970 03:00 SAMİ ER’DEN GELEN MESAJ 01-01-1970 03:00 KAYBEDEN ONLAR OLDU 01-01-1970 03:00 BİZİM ELE EL EYLE! 01-01-1970 03:00 HUKUK MEKTEBİ 01-01-1970 03:00 BEN ESMERİ KAYISI İLE 01-01-1970 03:00 Deprem Sırasında Eve Kaçmak 01-01-1970 03:00 Derepazarı Jandarma Karakolu 01-01-1970 03:00 Aydınlığının Lüzumu Yok Senin! 01-01-1970 03:00 İslam Kardeşliği-Kan Kardeşliği 01-01-1970 03:00 Köyde Örnekköy’de Şişe Suyu! 01-01-1970 03:00 BEN OLSAM SÖĞÜTLÜ’YÜ DURDURURUM 01-01-1970 03:00 Köylü Kadınların Kaçamak Gözleri 01-01-1970 03:00 Suriyeliler Kampını Gezmiştik 01-01-1970 03:00 Muhalefet Olmak 01-01-1970 03:00 Ampulün Parlaklığı 01-01-1970 03:00 Herşey Daha İyi Olacak 01-01-1970 03:00 Annemin Yanında Olurdum 01-01-1970 03:00 Bu Meclis Türkiye’nin Meclisi Değil mi? 01-01-1970 03:00 Deprem Bir Malatyaspor İki 01-01-1970 03:00 O Parkta Sakız Topi Top Satmış 01-01-1970 03:00 Kışla’yı 2002’de Önermişiz 01-01-1970 03:00 Hesabımızı Kitabımızı İyi Yapacağız 01-01-1970 03:00 Hızlı Tren Gelsin Hoş Gelir 01-01-1970 03:00 Takip Edelim Sabredelim… 01-01-1970 03:00