Özgün sesi ve türküleriyle gönlümüzde ayrı/özel bir yer edinen müzisyen sanatçı Edip Akbayram vefat etmiş. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Bu vesile ile onunla ilgili bir anımı paylaşmak istiyorum. Yıl 2005… Malatya Belediyesinde şimdiki adıyla Kültür AŞ. Olan Fuarcılık AŞ. bana bağlı. Aylardan Haziran.. Kayısı Fuarı hazırlıkları yapıyoruz. Fuara sanatçı Edip Akbayram'ı da davet etmek amacıyla kendisini aradım. (Bu arada ilgili arkadaşlar konser için ne kadar ücret aldığını öğrenerek bana iletmişlerdi.)

Kendisini arayarak fuara davet ettim. Kabul ettiler. Fakat istediği rakam iki hafta önce gittiği şehirde aldığı rakamın tam iki katı idi.

Bunun üzerine rica ederek konuya siyasi bakmamasını, bizim de öyle bakmadığımızı, baksak kendisini davet etmeyeceğimizi, dolayısıyla, bize de mümkünse aynı fiyattan gelmesini, 860 bin nüfuslu Malatya'dan bu sesi mahrum etmemesini söylediysem de, Edip bey; “ O şehrin Belediye Başkanı (Beyşehir) arkadaşımdı, ondan öyle oldu. Size söylediğim gibi o fiyattan aşağı gelemem..” demişti. Bunun üzerine sanatçıyı tanıdığını bildiğim dönemin CHP Malatya milletvekili Mevlüt Aslanoğlu’nu aradım. Durumu anlatarak; “ Ağabey, istediği parayı da verebilirim. Cebimden çıkmayacak. Fakat adına prensip de denilse haksızlık bu. Sonuçta kurumumuz ödeyecek ama milli servet değil mi? Lütfen Edip Beyle görüşerek yarı fiyat olmasa da biraz tenzilat yaptırabilir misiniz?” Dedim. “Hay hay görüşüp sana döneyim ziya bey” dedi. Birkaç gün geçtiği halde aramayınca sayın vekili ben aradım: “Görüştüm, maalesef kabul etmedi ziyacım…” deyince, üzülerek sanatçıyı getirmekten vaz geçtim.

Benim de sesini severek dinlediğim bir sanatçı Edip Akbayram. Fakat aradan 20 yıl geçmiş olmasına rağmen bugün bile istediği bedeli ödeyip getirmeli miydim, yoksa getirmemekle doğru mu yapmıştım bilmiyorum. Ak Partili bir belediyede Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Ve her yönüyle karşı düşünceden olduğunu bildiğim bir sanatçıyı fuara davet ediyorum. Bu davete saygı duyularak gelinmeli değil miydi? Fakat gelmedi, biz de yerine Neşet Ertaş’ı getirdik. İyi ki getirmişiz. O da sanırım altı yıl kadar sonra vefat etti.

 Burada şu simetrik soru aklıma gelmiyor değil!

Acaba bugün ülke nüfusunun % 62’sini yöneten CHP’li belediyelerden bir tanesi düzenlediği bir etkinliğe örneğin bir Ömer Karaoğlu, Eşref Ziya Terzi ya da Mustafa Yıldızdoğan veya Ali Kınık’ı getirebilirler mi? Sualim bu kadar.

MAHSUNİ ŞERİF : “EDİP, CAN VERDİ TÜRKÜLERİME”

Bu tarihten yaklaşık beş yıl kadar önceydi (2000) Rahmetli Âşık Mahsuni Şerifle yaptığımız bir görüşmede ; “Ziyacığım, benim türkülerimi birçok sanatçı okudu. Fakat Ediple Selda (Bağcan) hayat verdiler. Bu nedenle bu ikisini ayrı bir yere koyuyorum..” demişti. Mahsuni üstadın söylediğine içtenlikle katılıyorum. Her iki sanatçı da Allah vergisi muhteşem bir ses rengine sahipler. Dediğim gibi ben de şahsen yıllardır severek dinlerim her ikisini de…Fakat Edip beyle program kısmet olmamıştı.

Tekrar rahmet diliyorum.