Geçen hafta ani bir kalp krizi nedeniyle vefat eden Sinan Budak evladımızın cenazesine katılmak üzere İstanbul’dan Darende’ye gitmiştim. İlçeye geldiğimi haber alan belediye başkanı Alican Bozkurt sağ olsun beni makamına kahve içmeye davet etti. Fakat hem yol yorgunu hem de Sinan’ın vefatının verdiği üzüntü ile, “Ben buraya genç yaşında vefat eden bir yiğidin cenaze namazına katılmak için geldim” diyerek teşekkür edip davete icabet edememiştim. Davet sahibi; 32 yıllık dostum, Malatya Büyükşehir’den 30 yıllık mesai arkadaşımdı. Daha aday bile değilken ismi adaylık için geçtiği günden itibaren -en güçlü rakibi de arkadaşım olmasına rağmen- onu öne çıkarmış, yazılarımda ve paylaşımlarımda onu desteklemiştim. Çünkü daha ehildi. Ancak seçildikten bu yana yaklaşık iki yıldır hakkında tek cümle yazmadım, bahsetmedim. Nedenini kendisinin bildiğini sanıyorum.

Sinan’ın cenaze namazından önce Ayvalı Merkez Camii’nde öğlen namazını kılmış camiden çıkıyorduk ki bir elin koluma girdiğini fark ettim. Yana döndüğümde Alican Başkan olduğunu gördüm. Sarıldık hal hatır ettik. Cenaze namazı, defin ve taziyeden sonra - ikinci kez- belediyeye davet etti. Görevlerimizi yerine getirdikten sonra davete icabet ettik. İyi ki gitmişiz, burada Alican Başkan’la birlikte uzun yıllar birlikte çalıştığımız Daire Başkanı Şaban Aşıcı ve sevgili kızı Ayşe, Başkan Danışmanı Ahmet Turan Özbey ve Özel Kalem Müdürü İbrahim Bozdemir ’le yıllar sonra görüşme, kısa da olsa sohbet etme imkânı bulduk. Alican başkana daveti, yakın ilgi ve misafirperverliği için tekrar teşekkür ediyorum.

Darende öteden beri Malatya’nın ilçeleri arasında önem verdiğim, ‘huzur beldesi’ diye tanımladığım sıra dışı muhteşem bir ilçemiz. Malatya’da yaşadığım yıllarda yılda birkaç kez ziyaret eder, ilçede yaşanan gelişme ve hizmetleri kaleme alırdım. Bu yazılardan bazıları kitaplarımda da yer alır. Şu kanaatimi yıllardır söylerim, Darende’yi görmediyseniz, Malatya’yı gördüm saymayın. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi dışında, Ayasofya, Selimiye, Süleymaniye, Eyüp Sultan, yine Bağdat’ta bulunan Azamiye ve Geylani camileri dâhil gittiğim onca cami/mescit içerisinde beni en çok etkileyen, içinde huzur bulduğum mescid; Somuncu Baba Camii ve Türbesidir. Burada nedenini çözemediğim manevi/lahuti bir hava var. Yine Tohma Kanyonu, Kudret Havuzu, Günpınar Şelalesi başta olmak üzere onlarca tarihi ve turistik eseri ile sadece Malatya’da değil, ülke çapında öneme haiz bir ilçe Darende. İlçede ikamet edenlerin çoğunun bunun farkında olduklarını sanmıyorum. Beni tanıyanlar bilir; gözümün ışığı da olsa usulünce eksiğini söyler, ama hakkı teslim etmekten de geri durmam. Öncelikle şu gerçeği bir kez daha ifade etmeliyim ki,  Alican Başkanı seçerek Darende kazanmıştır. Gerek yaşı, gerek bugüne kadarki hizmetleri itibariyle, onun çok da ihtiyacı yoktur böyle bir göreve. Zira iki yılın sonunda ilçeye baktığınızda ehil bir elin dokunduğunu hemen fark ediyorsunuz. 2024 yılı başında daha aday adayı iken de yazdığım gibi Alican bey,  Malatya Belediyesi’nde benim de Belediye Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığım efsane başkan Ahmet Münir Erkal döneminde DİB’dan belediyeye geçiş yaparak, Zabıta Müdür Yardımcısı, Zabıta Müdürü olarak görev yapmış, daha sonra Av. Cemal Akın başkanımız döneminde, kendisinin başka bir birimde yine müdür olarak görevlendirileceğini kendisiyle paylaştığım halde İstanbul’a gitmeyi tercih etmiş ve Fatih Belediyesi’nde Temizlik İşleri Müdürü olarak deneyimler kazanmış başarılı bir yerel yöneticidir. 2009 yılında kendisi de Darendeli olan Ahmet Çakır başkanımızın seçilmesi ile birlikte Ahmet Başkan tarafından Malatya’ya davet edilerek Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi. Devamında Malatya’nın ‘Büyükşehir’ statüsü kazanması ile birlikte Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı olarak görevlendirilmiş-arada adaylık nedeniyle istifa, dönüşte kısa Yol Yapı ve Koordinasyon Daire Başkanlığı, ardından bir yıl kadar yine Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı-yaparak 41 yıllık devlet hizmetinden sonra 2020 yılında bu görevden emekliye ayrılmıştır.  Üç yıllık emeklilik döneminin ardından 2024 yılında yapılan yerel yönetimler seçiminde AK Parti’den aday yapılarak % 55 gibi yüksek bir oyla Darende Belediye Başkanı seçildi. Belediyecilikteki yöneticilik görevleri üst üste toplandığında 30 yıla yakın bir deneyime sahip olduğu görülecektir. Darende Belediye tarihinde, belediyecilik alanında bu deneyim ve birikime sahip birinin daha önce görev yaptığı vaki değildir. Varsa da ben bilmiyorum. Darende halkı onu seçmekle doğru bir tercih yaparak, tecrübe ve hizmeti seçmiştir. Fakat bu destek bu kadarla kalmamalı, ona sahip çıkarak ve desteğini sürdürerek, daha büyük hizmetler yapmasının önünü açmalıdır Darende.

ALİCAN BOZKURT NE KATAR BU İLÇEYE?

Alican Başkan’ı sadece 30 yıllık belediyecilik deneyimi ile değerlendirmek de eksik bir değerlendirmedir. Onun başka avantaj ve artıları da vardır. Bunları hizmete yönlendirerek bir değil birkaç dönemde yapılabilecek hizmeti Darende’ye kazandırmak mümkün. Nedir bu avantajları;

1-Her şeyden önce Malatya Büyükşehir Belediyesinin de AK Parti’li bir başkan tarafından yönetilmesi Darende için büyük bir avantajdır. Çünkü 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasasına göre hizmetlerin çoğu büyükşehir belediyeleri eliyle yapılmaktadır. Bu avantaj, Darende’de bu güne kadar layıkıyla kullanılamamıştır. Buna Darendeli olan Ahmet Çakır dönemi de dâhildir. “Durmak yok yola devam” mottosu bir dönem işe yaradı. Fakat şimdi daha fazlası gerek.

2-Alican Bozkurt, Fatih Belediyesi’nde de birlikte çalıştığı (Başkan Yardımcısı olarak amiri olduğu) için Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ile uyum içerisinde çalışır. Birileri gibi, onunla ego yarışına girmek yerine, kurduğu –saygıya dayalı-sıcak ilişkiler sayesinde ondan (ilçeye hizmet adına) azami istifade etmeyi düşünür. (Tavsiye edilmez ama siz kişisel hayatınızda ve ilişkilerinizde büyükşehir Belediye Başkanını sevmeyebilir, mesafeli olabilir, onu hafife alan cümleler kurabilirsiniz. Fakat bunu ilçe belediye başkanı olarak yapamazsınız. Buna hakkınız yok! Çünkü böyle davranmakla; ilçeye gelecek hizmetlere engel olur, ilçe halkını cezalandırmış olursunuz.) 

3-Yine Fatih Belediyesi’nde ilk olarak çalıştığı (Benim de Alican Bey aracılığı ile tanıştığım ve vaktiyle Malatya’da ağırladığım) başkan Dt. Mustafa Demir (hatırladığım kadarı ile eşi Darendeli idi), şimdi Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı. Bu avantaj kullanılarak ilçeye büyük hizmet ve yatırımlar getirilebilir. Getirilmesine katkı talep edilebilir.

4-Darendeli İstanbul Milletvekili Halis Dalkılıç, İstanbul doğumlu olsa da aslen Darendeli olan Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, Adana Milletvekili ve eski bakan Fatma Güldemet Sarı,  27. Dönem İstanbul Milletvekili Serap Yaşar, İşadamları Erman Ilıcak, Derviş Ali Çokyaşar ve daha aklıma gelmeyen çok sayıda siyaset ve iş dünyasının önemli isimleri ile bu güne kadar kurulamamış düzeyde sıcak ilişkiler kurulabilir. Alican bey tecrübesi, sıcakkanlı yapısı ve güçlü sosyal yönü ile bu özelliklere sahiptir. Bu ilişkileri rahatlıkla kurabilir, kuruyordur da.

5-AK Partil’i belediye başkanları, bazı il ve ilçelerde MHP teşkilatı ile sağlıklı ilişki kurmakta zorlanmaktalar. Alican başkan bu konuda da başarılı isimler arasındadır. Bu yönü bazı hizmetleri yaparken karşısına çıkabilecek bir takım engelleri gidermede avantaj olabilir.

Alican başkanın birçok avantajı yanında, koltuğa oturunca karşılaştığı önemli bir de dezavantajı var. Belediyede personel giderinin İller bankası payına oranı yaklaşık %40. Bu büyük bir oran. İdeal olanı %20’yi geçmemesi. Nedenlerinden biri; bir önceki başkanın aday yapılmayınca seçime kadarki kısa süre içinde 51 kişiyi işe almış olması. Bu sadece Darende eski başkanının icraatı değil, Türkiye’de aday yapılmayan birçok başkanın yaptığı adeta rutin bir iş. Hele şehirlerde, büyükşehirlerde bu sayı bazen bini buluyor. Evet, yanlış duymadınız aday yapılmayan başkanlardan örneğin İzmir Büyükşehir Belediye eski Başkanı Tunç Soyer, giderayak 3 ay içerisinde 1030 kişiyi işe almıştı.

31 yıllık Başkan yardımcısı, başkan danışmanı ve daire başkanı-4 yılı Kültür Sanat Müdürlüğü- tecrübesi ile yıllardır şunu derim. Bunu vaktiyle bakanlığa da yazdım. Hangi partiden olursa olsun aday yapılmayan başkan, o günden itibaren görevi teslim edeceği güne kadar asla personel alma yetkisinde olmamalı, ya da seçimlere 6 ay kala personel alımı –özel durumlar hariç-yasal olarak durdurulmalı. Artı işçi ya da memurla sözleşme yenileme yetkisi varsa bile bu arada bunu kullanamamalı. Bu yetkiler derhal yasa ile elinden alınmalı. Zira bu yetki hem bir sonraki dönemde seçilecek başkana haksızlık, onun elini kolunu bağlamak, hem de KPSS sınavına girerek yüksek puan alıp yıllardır kadro bekleyen çoğu üniversite mezunu yüz binlerce gencin hakkına girmektir.