Malatya Barosu bünyesinde uzun yıllardır Çocuk Hakları Komisyonu Başkanlığı, Yönetim Kurulu Üyeliği, Genel Sekreterlik, Avukat Hakları Merkezi ve CMK Komisyonu gibi pek çok kritik organ ve alanda aktif görevler üstlenen, baro geleneğine ve kurumsal hafızaya yakından hakim olan Avukat Çiğdem Ağdağ Baydoğan, düzenlediği basın toplantısıyla Malatya Barosu Başkanlığına adaylığını kamuoyuna resmi olarak duyurdu. Çok sayıda meslektaşının, hukuk camiasının önde gelen isimlerinin ve basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği bu önemli buluşmada Baydoğan, Cumhuriyet ile eşdeğer bir köke ve çeyrek asrı aşan bir birikime sahip Malatya Barosu'nun mevcut durumunu, deprem sonrası süreçte karşılaştığı zorlukları ve geleceğe yönelik stratejik vizyonunu ayrıntılı değerlendirmelerle paylaştı.
Basın toplantısında konuşan Avukat Çiğdem Ağdağ Baydoğan, baro bünyesinde üstlendiği görevlerin getirdiği tecrübeyle yola çıktıklarını belirterek,
“Başkan adaylığım; Çocuk Hakları Komisyonu Başkanlığı ile başlayan, meslektaşlarımın takdirleriyle Yönetim Kurulu, Genel Sekreterlik, Avukat Hakları Merkezi, CMK Komisyonu ve üst kurullardaki görevlerle devam eden uzun bir baroculuk deneyiminin bugün ulaştığı noktadır. Bu tecrübeyle baromuzu daha güçlü bir geleceğe taşımak için yola çıkıyoruz”
dedi. 2002'den bu yana mesleğin geçirdiği dönüşüme ve 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan depremlerin Malatya’da oluşturduğu yıkıma değinen Baydoğan, yargı hizmetlerinin yürütüldüğü fiziki şartların yetersizliğine ve dağınık adliye yapısına dikkat çekti.
“DEPREM SONRASI BÖLÜNMÜŞ ADLİYELERDE ADALET MÜCADELESİ VERİYORUZ”
Malatya’nın sadece binalarını değil, hayatını ve geleceğini yeniden inşa etmeye çalıştığı bir dönemden geçildiğini belirten Baydoğan,
“Mesleğimiz, savunma hakkı ve yargı bağımsızlığının zor sınavlardan geçtiği bir dönemdeyiz. Malatya’mız 6 Şubat 2023 Asrın Felâketi olarak anılan depremlerden bu yana hem fiziki hem psikolojik hem de hukukî olarak çok ağır şartlardan geçiyor. Şehrimiz yalnızca binalarını değil, hayatını, hayallerini ve geleceğini yeniden inşa etmeye çalışıyor. Adliye binalarımızın deprem nedeniyle kullanılamaz hale gelmesinin ardından adalet hizmetleri farklı hizmet binalarına bölünerek yürütülüyor. Bugün hâlâ yargının farklı birimlerinin farklı yapılarda hizmet verdiği bir düzenden söz ediyoruz. Bölünmüş adliyelerde, zor şartlarda görevimizi ifa ediyoruz. Ve bu süreçte meslektaşlarımız, çoğu zaman kendi imkânlarıyla, olağanüstü bir gayret göstererek vatandaşın hakkına ve adalete ulaşabilmesi için mücadele etti. Bir avukatın duruşmasına yetişebilmek için şehir içinde adliye adliye dolaştığı, vatandaşın hangi adliyeye gideceğini anlamaya çalıştığı, mesleğin olağan işleyişinin olağanüstü şartlara dönüştüğü bir dönem yaşadık. Yeni adliye binasına adli tatilin bitmesiyle geçeceğimiz söylenirken şimdi bu tarihin tahminlerle başka bir tarihe ötelendiğini görebiliyoruz”
ifadelerini kullandı.
“BARO BİR ŞEHRİN HUKUK GÜVENCESİ VE VİCDANIDIR”
Baydoğan, baronun sadece mesleki bir kuruluş olmadığını, toplumsal bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayarak
“Bütün bunlar bize çok önemli bir şeyi gösterdi: Bir şehir yeniden ayağa kalkarken, adalet de ayağa kalkmak zorundadır. İşte tam da bu nedenle bugün Malatya'nın baroya her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Baro yalnızca avukatların meslek örgütü değildir. Baro, bir şehrin hukuk güvencesidir. Hafızasıdır. Vicdanıdır. Ve gerektiğinde halkın sesidir. Deprem sonrasında ortaya çıkan mülkiyet sorunlarından hak kayıplarına, kadınların ve çocukların korunmasından vatandaşın adalete erişimine kadar hukukun hayatın her alanında daha fazla hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Baro her daim şehrin içinde olmalıdır. Halkın yanında olmalıdır. Hukuksuzluğun karşısında olmalıdır”
dedi.
“LİYAKATİ VE ŞEFFAFLIĞI ESAS ALAN BİR YÖNETİM”
Mesleğin kronikleşen sorunlarına kalıcı çözümler üretmeyi ve genç avukatların önünü açmayı hedeflediklerini belirtip yönetim anlayışının detaylarını paylaşan Baydoğan,
“Benim hayalim; liyakatın esas alındığı, şeffaflığın bir söylem değil yönetim biçimi olduğu, meslektaşının ve vatandaşın kendisini güvende hissettiği bir baro… Elbette meslektaşlarımızın yıllardır çözülemeyen CMK ve adli yardım sorunlarına da kalıcı çözümler üreten; genç meslektaşlarımızın önünü açan, teknolojiyi kullanan ve geleceğin mesleğine bugünden hazırlanan bir baro… Kadınların ve çocukların hakları ihlal edildiğinde sesini yükselten, mağdurun yanında duran, hukukun üstünlüğünü kimden geldiğine bakmaksızın savunan, gücünü meslektaşından alan, sözünü meslektaşıyla söyleyen, yönünü hukuk ve adaletten ayırmayan yan yana, omuz omuza bir baro…”
sözleriyle kurmayı planladığı yönetim modelini açıkladı.
MALATYA BAROSU’NUN İLK KADIN BAŞKANI OLMA YOLUNDA
Konuşmasının son bölümünde adaylığının temsil ettiği anlam ve değerlere değinen Av. Çiğdem Ağdağ Baydoğan,
“Ve bu yolun benim için özel bir anlamı daha var. Malatya Barosu'nun ilk kadın başkanı olmak üzere yola çıkıyorum. Bunu yalnızca bir 'ilk' olarak değil, kadınların, gençlerin ve bu mesleğin geleceğine inanan herkesin daha fazla söz sahibi olacağı yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyorum. Ben bu göreve bir makam için değil, bir emaneti daha ileri taşımak için talibim. Çünkü artık Malatya'da; baronun yalnızca adı değil, ağırlığı da hissedilmeli. Şehrimiz yeniden kurulurken hukuk da yeniden güçlenmeli. Adalet yeniden güçlenmeli. Ve baro, bu şehrin yeniden ayağa kalkma mücadelesinin en güçlü kurumlarından biri olmalıdır. Bu inançla bugün huzurlarınızda açıkça ifade ediyorum: Malatya Barosu Başkanlığına adayım. Bu şehirde bir baro olduğunu yeniden hatırlayacağımız bir baro için yola çıkıyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyor, bu önemli günde yanımızda olduğunuz için teşekkür ediyorum”
ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN
