Malatya Sonmanşet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV ekranlarında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Pekdemir konuk oldu. Pekdemir, programda Sinem Hatun Davut ve Yenimalatya.com.tr muhabiri Onay Ozan’ın sorularını yanıtlayarak kalp hastalıklarının artış nedenlerinden modern tedavi yöntemlerine kadar birçok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu.

Programda toplumun giderek yaşlanmasının yanı sıra değişen yaşam biçiminin kalp hastalıklarının artışında önemli rol oynadığını belirten Pekdemir, özellikle hazır gıda tüketimi, hareketsizlik ve obezitenin ciddi risk oluşturduğunu ifade etti. Pekdemir, koroner arter hastalıkları ve kalp krizlerinin özellikle gelişmiş toplumlarda başlıca ölüm nedenleri arasında yer aldığını belirterek, yüksek tansiyon ve obezitenin de kalp hastalıklarını tetikleyen önemli faktörler olduğunu söyledi. Yaşam süresinin uzaması ve tıp alanındaki gelişmeler sayesinde kalp hastalıklarından kaynaklanan erken ölümlerin azaldığını aktaran Pekdemir, bunun beraberinde kronik kalp hastalıklarının daha ileri yaşlara taşınmasına neden olduğunu dile getirdi.

“KALP HASTALIĞI GİDEREK ARTAN DÜZEYDE İLERLİYOR”

Kalp ve damar hastalıklarının önümüzdeki yıllarda daha da önemli bir sağlık sorunu haline gelebileceğini belirten Pekdemir, özellikle kalp yetmezliğinde ciddi bir artış yaşanabileceği uyarısında bulundu. Pekdemir, “Kalp hastalığı giderek artan düzeyde ilerliyor, giderek artacak. Belki ileride yaş uzadıkça salgın gibi kalp yetmezliği salgınları belki olacak, kalp yetmezliği çok ileri seviyeye ulaşacak” dedi. Koroner arter hastalığının bulaşıcı bir hastalık olmadığını ancak kronik ve ilerleyici bir yapıya sahip olduğunu ifade eden Pekdemir; yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kalp kapak hastalıkları, aort ve periferik damar hastalıklarının da giderek yaygınlaştığını söyledi.

ANJİYODA “DEVRİM” YAŞANDI

Kardiyoloji alanında yaklaşık 26 yıldır görev yaptığını belirten Pekdemir, mesleğe başladığı dönem ile günümüz arasında tedavi yöntemleri açısından büyük bir fark bulunduğunu anlattı. Eskiden yalnızca büyük damarlara balon ve stent uygulanabildiğini, yaygın damar hastalıklarında ise cerrahinin ön planda olduğunu ifade eden Pekdemir, teknolojik gelişmeler sayesinde çok daha küçük damarlara dahi müdahale edilebildiğini belirtti. Pekdemir, “Bir devrim oldu neredeyse” diyerek özellikle mikrokateterler, gelişmiş teller ve damar içi görüntüleme sistemleri sayesinde daha önce tedavisi oldukça zor olan damar tıkanıklıklarının açılabildiğini söyledi.

DAMAR TIKANIKLIKLARINDA BAŞARI ORANI YÜKSELDİ

Özellikle uzun süredir tamamen tıkalı olan damarların tedavisinde kullanılan yeni teknolojilerin önemli bir avantaj sağladığını belirten Pekdemir, kronik total oklüzyon olarak adlandırılan damar tıkanıklıklarında daha önce cerrahiye yönlendirilen birçok hastanın artık girişimsel yöntemlerle tedavi edilebildiğini ifade etti. Pekdemir, “Neredeyse hiç açılamayan damarları şu anda bu aparatları, bu teknolojiyi kullandığınızda damarların yüzde 90'ını açar hale geldik” dedi. Stent teknolojisinin de büyük ölçüde geliştiğini aktaran Pekdemir, ilaç kaplı stentler sayesinde yeniden daralma risklerinin geçmişe göre önemli oranda azaldığını söyledi. Bazı küçük damar hastalıklarında ise ilaçlı balonlarla damarın içerisine kalıcı bir materyal bırakmadan tedavi yapılabildiğini belirtti.

KİREÇLİ DAMARLARA DA YENİ ÇÖZÜM

Damarların aşırı kireçlenmesi nedeniyle tedavisi zor olan hastalarda da yeni teknolojilerin devreye girdiğini ifade eden Pekdemir, damar içindeki kireçli yapıların özel yöntemlerle parçalanabildiğini anlattı. Özellikle son yıllarda kullanılan damar içi litotripsi yönteminin önemli bir gelişme olduğunu belirten Pekdemir, ses dalgalarıyla kireçli tabakanın parçalanmasının ardından balon ve stent uygulamasının yapılabildiğini söyledi.

KALP KAPAĞI DEĞİŞİMİNDE GÖĞÜS AÇILMIYOR

Kalp kapak hastalıklarında da girişimsel kardiyolojinin önemli bir mesafe katettiğini belirten Pekdemir, özellikle aort darlığında TAVİ yönteminin hastalara önemli bir alternatif sunduğunu söyledi. Türkiye’de bu alandaki uygulamaların yaklaşık 15-16 yıldır yoğun şekilde gerçekleştirildiğini belirten Pekdemir, Turgut Özal Tıp Merkezi’nin de bu yöntemi Türkiye’de erken uygulayan merkezlerden biri olduğunu ve yüksek vaka deneyimine sahip bulunduğunu ifade etti. Eskiden ameliyat edilemeyecek durumdaki yaşlı hastalar için uygulanan yöntemin günümüzde daha geniş hasta gruplarına uygulanabilir hale geldiğini belirten Pekdemir, kapak teknolojilerinin de sürekli geliştirildiğini söyledi. TAVİ işleminin hastanın tamamen uyutulmasını gerektirmediğini belirten Pekdemir, işlemin lokal anestezi altında gerçekleştirildiğini söyledi. Pekdemir, “TAVİ işleminde hastayı hiç uyutmuyoruz” diyerek işlem sırasında hastayla iletişim halinde olduklarını belirtti. İşlem sırasında giriş yapılan bölgenin lokal anesteziyle uyuşturulduğunu ifade eden Pekdemir, “Oraları uyuşturuyoruz ama kapağı takarken dahi hastayla konuşarak yapıyoruz” dedi. Kapağın kasık damarından girilerek yerleştirildiğini belirten Pekdemir, göğüs açılmadan gerçekleştirilen işlemin ardından hastaların uygun şartlarda kısa sürede günlük yaşamına dönebildiğini söyledi.

MİTRAL VE TRİKÜSPİT KAPAKLARDA DA YENİ DÖNEM

Kalbin diğer kapaklarında da girişimsel tedavi yöntemlerinin geliştiğini belirten Pekdemir, özellikle mitral yetmezliğinin günümüzde önemli bir sorun haline geldiğini ifade etti. Kalp yetmezliğinin artması, geçirilmiş kalp krizleri ve bazı tedavilerin kalp kası üzerindeki etkileri nedeniyle mitral kapak yetmezliğinin daha fazla görüldüğünü belirten Pekdemir, cerrahi açıdan yüksek risk taşıyan hastalarda MitraClip yöntemiyle kapağın kasık damarından girilerek tedavi edilebildiğini söyledi. Triküspit kapağın ise uzun yıllar boyunca “ihmal edilmiş kapak” olarak değerlendirildiğini ifade eden Pekdemir, günümüzde bu kapakla ilgili hastalıklarda da anjiyo yoluyla müdahale edilebildiğini belirtti.

AORT HASTALIKLARINDA DA GİRİŞİMSEL TEDAVİ

Pekdemir, büyük aort damarında oluşan baloncuklaşma ve yırtılmalarda da teknolojinin önemli imkanlar sunduğunu belirtti. Özellikle greft stentlerin kullanılmasıyla aortun içeriden onarılabildiğini ifade eden Pekdemir, geçmişte yüksek risk taşıyan bazı durumlarda bugün daha farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu söyledi. Kardiyoloji alanında teknolojinin hızla gelişmeye devam ettiğini belirten Pekdemir, daha önce cerrahi müdahale gerektiren çok sayıda kalp ve damar hastalığında artık daha küçük girişlerle tedavi uygulanabildiğini vurguladı.

HANİFE SARI